YAZARA MAİL GÖNDER İtibar erozyonu

YAZARLAR

RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi, halkın gözünde "sektörlerin itibarı" ve "Türkiye'nin en başarılı şirketleri"ni belirliyor. 15 ilde 16 bin denekle yüz yüze görüşülerek belirlenen 2012 sonuçlarına bakıyoruz: Arçelik, THY, Ülker, Mercedes, BMW, ETİ, Pınar, Turkcell, Beko ve Bosch ilk 10'a giren şirketler. Sektörlerin itibarında ise bu yıl telekomünikasyon ile dayanıklı tüketim ilk sırayı paylaşmış. Ulaştırma, hızlı tüketim, otomotiv, havayolları, bilişim, akaryakıt, inşaat, holdingler ve perakende ilk 10'a girmiş. İlaç, teknoloji, perakende ile bankacılık ve sigortacılık ise son sıralara inmiş...
Dün bu sonuçların açıklandığı forumda, itibar ekonomisini masaya yatırdık. RepMan Danışma Kurulu Üyesi Salim Kadıbeşegil, kurumların; tanınma, yönetim kalitesi, ürün/hizmet kalitesi, çalışan markası, finansal sağlamlık, kurumsal sosyal sorumluluk ve duygusal bağlılık alanlarındaki performanslarının derecelendirildiğini söylüyor.
Prof. Dr. Haluk Gürgen ise itibarın değerler üzerinden belirlendiği gerçeğinden hareketle, itibarlı olmanın gereğine vurgu yapıyor. Dr. Markus Renner ile GFK İtibar Araştırmaları danışmanı Nuran Uslu'dan anladığım, itibarın yönetilebilmesi için ölçülebilir süreçlerin gerekliliği oldu. Benim dikkat çektiğim konu, özellikle kriz sonrası kürede genel bir "itibar erozyonu" yaşandığıdır. Dünya Bankası, IMF, dolar, euro ve hatta bizim kredi itibarımızı artırmak zorunda kalan S&P gibi kurumlar itibarsızlaşma sürecinde iken, altının arttığına, Batı ekonomilerindeki durgunluğa paralel, Pasifik havzası ülkeleri ve değerlerinin itibarının yükseldiğine tanık oluyoruz. İtibar ekonomisi çağına hoş geldiniz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.