YAZARA MAİL GÖNDER Vize sorununu odalar çözemez mi?

YAZARLAR

Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır vizelerin kalkması için 72 beklentiden 62'sinin karşılandığını söylüyor ve ekliyor: "3 yıl içinde vizeler kalkar."
İnşallah diyelim ve ekleyelim: Vize belasıyla boğuşmak yalnızca Hükümetin işi mi? Özel sektörün, yığınca STK'nın, özellikle yapacak işi olmayan odaların bu alanda mücadele vermesi gerekmez mi?
Bugün geldiğimiz noktada vize zulmü, "malların girsin sen kal" diyecek edepsizliğe varmış durumda. Schengen'i gelir kapısı haline getirecek kadar vize çıtasını tırmandıran AB'nin dış ticaretimize "tarife dışı engel" koyması, bu "facianın sorumlusu kim?" sorusunu akla getiriyor.
Sahi, şu vize belasını başımıza kim açtı dersiniz? Zaten bize gıcık olan Merkel mi? Ya da AB üyeliğimize kökten karşı olan Fransızlar mı? Değil...
Bunu bizzat bizim başardığımızı(!) biliyor muydunuz?
1970'lerin sonlarında Başbakan Süleyman Demirel'in "kararlılığı" ve Bonn Büyükelçisi Vahit Halefoğlu'nun "gayreti" sayesinde(!) bugün vatandaşımızı AB'nin vize edepsizliğinin kurbanı haline getirdik.
O dönemde "teröristi, dincisi kaçmasın" kaygısıyla zaten kendi insanımıza "çıkış vizesi yasağı" koymuştuk. 3 yılda 1 yurtdışına çıkış ve 200 $'lık harcırah için Ankara'dan karar bekler durumdaydık.
Üstüne üstlük, "teröristimizi almayın" ricasıyla Almanya'yı ikna için çalıştık. Yoğun gurbetçi akını ve siyasi iltica yolunu istismar edenler yüzünden zaten tedirgin Almanya, bu isteğimizi seve seve yerine getirdi. Ardından domino etkisiyle bütün Avrupa tarafında vizelendik.
O sıralar AB ile tek ilişkimiz Konsey üzerindendi ve Türk delegasyonundan Bülent Akarcalı'nın gayretiyle 1985'te "Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin kaldırılması" kararı çıkarttık. Fakat bu kararın ardında durmadık. Bugüne kadar geldik.
Peki, bu sorunu kim, nasıl çözecek? Öncelikle Demirel ve Halefoğlu'nun vize sorunu karşısında hangi kararlılığı gösterdiğini bilmemiz gerekiyor. Ve günümüzde bizlerin bu vize edepsizliği karşısında ne gibi tedbirleri geliştirebileceğimizi masaya yatırmamız şart.
TOBB, TİM, TÜSİAD, İTO benzeri STK'lar mı? Onların böyle bir derdi yok zira yöneticilerinin cebindeki pasaportun rengi, vizeye karşı bağışıklık taşıyor: Yeşil!.. Batı'nın kendilerine sağladığı "vizesizliği", bir imtiyaz gibi kullandıklarını dahi savunanlarımız mevcut.
Oysa 1 milyon 300 bin KOBİ'nin patron yönetici ya da çalışanı vize zulmünün dilsiz kurbanları konumunda. Zira ne odaları ne de meslek örgütleri, vize mağduru girişimcisine sahip çıkıyor.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dışişleri bakanlığı sırasında çok uğraştı, bir yere kadar yol aldık. Şimdi AB Bakanı uğraşıyor. Ancak kazanılmış haklarımız için Avrupa mahkemelerinde davalar açmak, uğraşmak ve netice almak mümkün.
Hazır 1 milyon 300 bin üyesinin her birinden yılda 10 bin lira alan odalar, bu paraların binde biriyle dava açsa ve şu vize zulmü kalksa, güzel olmaz mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.