YAZARA MAİL GÖNDER Narkotik, ünlüler, hukuk ve toplumsal algı

YAZARLAR

Savcı iddia eder, avukat savunur, hakim hüküm verir. Gazeteci; savcı, hakim ya da avukat değildir. Haber verir.
Ele aldığı konuyla ilgili mevzuatı ve hukukun temel kavramlarını çok iyi bilmelidir. Şüpheli, sanık, suçlu, gözaltı, tutuklama gibi kavramlar arasında hayati öneme sahip farklılıklar vardır ve bu kavramlar yerli yerinde kullanılmadığı takdirde mağduriyetlere yol açabilir.
Öte yandan, hukuk bilgisi ne kadar engin (!) olursa olsun bir gazeteci "Ben bu davayı çözdüm arkadaş! Dosyayı gördüm, deliller sağlam. Bunlar bu işi yapmışlar. Rezil olsunlar, cezalarını çeksinler" diyemez. Bu, ancak mahkemenin verebileceği bir karardır.
05 Ağustos 2013 Salı günü aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin de olduğu 48 kişi polis tarafından gözaltına alındı. Gazetelere bu kişilerin uyuşturucu kullanmak ve temin etmekle suçlandığı yansıdı. SABAH gazetesi de dört gün boyunca bu gelişmeyi sayfalarına taşıdı.
SABAH okurlarından bu haberlerin verilmesine ve verilme biçimine tepki gösterenler oldu. Gazeteyi 'İsimlerini açıkça yazarak ve fotoğraflarını basarak, hayranı oldukları bu kişileri afişe etmekle' suçladılar.

Kim suçlu, kim değil?
İlgili arkadaşlarla görüştüm. Bütün mektuplara cevap vermek yerine genel bir değerlendirme yapacağım.
Önce bu tür davalardaki hukuki süreci kısaca anlatalım...
Savcılık, gördüğü şüphe üzerine mahkemeden izin alarak ve polisi görevlendirerek inceleme ve takip başlatır. Dosyayı tekamül ettirdikten sonra gerekli gördüğü isimleri çağırarak ya da polis zoruyla getirterek ifadelerini alır. Bu ifadelerden çıkan sonuçlara göre suçlu olduğunu düşündüğü kişileri tutuklu ya da tutuksuz yargılanmak üzere mahkemeye sevk edebilir.
Unutmayalım! Neticede savcı mahkemenin taraflarından sadece biridir. Onun iddiaları kişileri resmen suçlu yapmaz. Bu aşamaya kadar, sözü edilen ünlü ya da ünsüz kişiler hakkında kullanılması gereken doğru sıfat 'şüpheli'dir.
Mahkeme, savcının hazırladığı fezlekeyi kabul edip dava açılmasını uygun görürse bu kişilerin hukuki statüleri 'sanık' olarak değişir. Dikkat! Bu kişiler halen ve resmen 'suçlu' değildir.
Davayı gören ilk derece mahkemesi bu kişileri suçlu ya da suçsuz bulan bir karar verebilir. Ancak bu da nihai karar değildir. Temyiz süreci vardır. Yargıtay'ın bu kararı onaması gerekir. Karar Yargıtay tarafından onansa bile kişilerin Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı saklıdır.
Neticede, bütün bu süreçler sonuçlanana kadar sözü edilen kişileri 'suçlu' ilan etmek, öyle göstermek hukuka ve gazetecilik etiğine aykırıdır.

Masumiyet Karinesi
Ne yazık ki ülkemizde "Bir insan suçlu olmasa karakola çağrılmaz, hakkında dava açılmaz" gibi tuhaf ve yanlış bir algı var. Oysa dava, kişinin suçlu olup olmadığını anlamak için açılır. Gazetelerin bu algıyla mücadele etmekte okurlara yardımcı olmaları gerekir. Bunu da hukukun temel kavramları ve haber dili konusunda dikkatli olarak yapabilirler.
Anayasanın 38. maddesindeki evrensel masumiyet karinesi ilkesi çok açık: "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." Haklarında soruşturma başlatılan bu kişiler de, en azından şimdilik, masumdur. Okurlarımız haberleri bu gözle okusun ve "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" demek yerine mahkeme bacasından çıkacak dumanı beklesin. Bu ünlü ve ünsüz isimleri linç etmek yerine onlara kendilerini savunma imkanı versin.

Afişe etme konusu
Gelelim fotoğraf ve isim meselesine... Madde bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımı konusu doğal olarak toplumsal duyarlılıklara dokunacaktır. Bu neviden bir davaya adı karışan ünlü isimler de doğal olarak haberdir, haber olacaktır. İsimler ve fotoğraflar da haberin unsurlarıdır. Emniyet'in içinde çekilmemek kaydıyla, açık biçimde yazılmalarında ve kullanılmalarında bir sakınca yoktur.
Sakıncalı olan; şüphelilik, sanıklık ve suçluluk statüleri arasındaki çizgilerin muğlaklaşmasıdır. Gazeteci bu haberleri vermekle yükümlüdür ama kimseyi 'suçlu' olarak yaftalamamak ve ajitasyon yapmamak kaydıyla.
Savcılıktaki ifadelerin basına 'sızmasını' soran okurlarımız var.
Gerçekçi olmak gerekirse bu ifadeler, okurlarımızın zannettiği gibi kozmik gizliliğe sahip belgeler değil. Birer nüshası sanık avukatlarında da mevcut. Burada önemli olan, bu ifadelerin de nihai olmadığını vurgulamaktır. 'Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar' türküsünü bilirsiniz. Kişiler, karakolda verdikleri ifadeleri mahkemede değiştirebilirler ve aksi ispatlanamadığı müddetçe o ifade doğru kabul edilir.

Gazeteci arkadaşlara uyarılar
Yukarıda özetlediğim çerçevede SABAH gazetesinde çoğu ortak imzayla yayınlanan dört haberi inceledik. Haberi yapan arkadaşlardan bazılarıyla ve sayfa editörleri ile görüştüm. Sözünü ettiğim konularda zaten özenli davranmaya çalıştıklarını ifade ettiler. Kendilerinden haberin metni konusunda gösterdikleri özeni başlık ve spotlar konusunda da göstermelerini istedim.
Bu çerçevede; habere başlık olarak seçilen cümlelerin iddia ve ifade olduğu vurgulanmalıdır. Başlıkta tırnak içerisine alınan cümleler metinde de aynı şekilde yer almalıdır. Haberi yapan muhabirlerin imzaları kesinlikle kullanılmalıdır. Son olarak bir genel ilkeden daha söz etmek gerekirse: Haberi yazarken oyunculuk ya da sanatçılıkla uyuşturucu temini ve kullanımı arasında bir özdeşlik kurulmamalı, bir algı eşitlemesi yapılmamalıdır. Soruşturmalar, iddialar, hatta suçlar ve cezalar şahsidir, bir meslek grubunu bağlamaz.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.