YAZARA MAİL GÖNDER Tahmin ve kehanet gazeteciliği yapmayalım

YAZARLAR

Nasıl kategorize edilirse edilsin bütün içerikler gazeteyi temsil eder. Gazeteci kehanette bulunmamalı, gazetede yer verilen haberler zayıf tahmin ve öngörülerden yola çıkmamalıdır

Okurlarımızdan gelen bazı mektuplar...
Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar kitabında geçen bir hikâyeyi hatırlatıyor:
Ne Evet Ne Hayır.
Yeliz O. adlı okurumuzun şikâyeti bunlardan biri:
"Bir süredir gazetenizde meşhur bir astroloji uzmanı olduğuna kanaat getirdiğim hanımın astroloji yorumlarını takip ediyorum.
Geçen hafta burcumun yorumunda yeni ve ani iş tekliflerini değerlendirmem gerektiğine dair bir yorum okudum ve aldığım teklif üzerine yaklaşık beş yıldır çalıştığım işyerinden ayrılma kararı aldım. Yeni işe başladığım halkla ilişkiler firmasının patronunun beni işe alma sebebinin maalesef mesleki becerilerim dışında başka sebepleri olduğunu anlamış bulunmaktayım. Evli bir hanımım ve eşimle beraber bir hayat kurmaya çalışıyoruz.
Şu durumda yeni patronumun beklentileri ve aldığımız evin taksitleri arasında bocalıyorum.
Yeni ve ani iş tekliflerinin getirisinin beklentisi içindeyken bu duruma düşmüş olmak beni üzüyor. Gazetenize olan güvenim sarsıldı ve şu an bir açmaz içindeyim."

Makul insan davranışı

Okurken gülümsemiş ve "İnsan, hayatını astroloji sayfalarına göre düzenler mi canım" demiş olabilirsiniz. Ama mahkeme kararlarına bile esas olan 'normal ve makul insan davranışı' kriterlerinin zamana, mekâna ve topluma göre farklılık gösterebildiğini unutmayalım.
Bir anlığına okurumuzun şikâyetinin astroloji değil de ekonomi, kent, dış haberler, spor ya da siyaset sayfasıyla ilgili olduğunu düşünelim.
İmara açılması düşünülen bir alan...
Kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili ipuçları...
Emeklilere zam müjdesi... Öğretmen ya da hemşire atamalarıyla ilgili bir takvim... Faiz oranları ya da döviz kuruyla ilgili tahminler...
İlan edilmemiş bir demokratikleşme paketinin içeriğiyle ilgili ayrıntılar...
Liste uzayabilir.
Geleceğe dönük bu tarz haberlerin, gerçekleşseler de gerçekleşmeseler de, ciddi ekonomik, psikolojik ve toplumsal sonuçları olabiliyor. Beklentilere, hayal kırıklıklarına, manipülasyonlara yol açabiliyor.
Bu yüzden gazeteci kehanette bulunmamalı, tahmin yürütmemeli, haberini yazarken zayıf öngörülerle hareket etmemelidir.

İçeriğin bir parçası
Yeliz O. adlı okurumuzun mektubun devamında gündeme getirdiği ontolojik sorun da bu. Şöyle diyor: "Gazetenizin ekonomi, siyaset, dış haber, yazarlar ve yorumlarına baktığım zaman da artık başıma gelenler çerçevesinde değerlendirerek mesafeli duracağım."
Gazetelerde astroloji köşeleri olmalı mı, olmamalı mıdır? Zaman zaman tartışılıyor.
Son olarak Cumhuriyet okurları tartışmıştı.
Görüşünü sorduğum Almanya Main-
Post
'tan Anton Sahlender, kendi gazetesinde haftalık astroloji yorumlarının olduğunu ve bu köşeyi 'eğlence ve motivasyon sağlayıcı' olarak değerlendirdiğini söyledi. Katılıyorum. 'Reklam medyası' kavramsallaştırması çerçevesinde baktığımızda en azından şimdilik bu köşeleri 'eğlendirici' içerik kapsamında bir realite olarak kabul etmekten başka çare yok gibi.
Ama unutmayalım... Nasıl kategorize edilirse edilsin bütün içerikler gazeteyi temsil eder, gazetenin içerik bütünlüğünün bir parçasıdır.
Tek bir okurumuzu, bir grup okurumuzu ya da bütün Sabah okurlarını yanlış yönlendirmesi muhtemel içerikler konusunda titiz olmalıyız.
Okurlarımızdan da, bilinen deyişi tersine çevirerek, şunu rica edebilirim: Falsız kalamıyorsanız bile fala inanmayın.
Astroloji sayfasında olmayanlar da dahil.

KISA DÖNEM ASKERLİK

Sözlerimiz daha iyi anlaşılsın diye bu haftadan bir örnek verelim: sabah.com.tr'de yer alan Kısa Dönem Askerlik İçin Önemli Adım başlıklı haber...
18 Ekim tarihli haberin üç cümlesi şöyle: "TBMM Dilekçe Komisyonu'na kısa dönem askerliğin de 6 aydan 4 aya indirilmesi için başvuru yapılıyor.
Dilekçe çok sayıda kişi tarafından imzalandı... Yeterli sayıda imza olması halinde kısa dönem askerlik süresinde de indirime gidilmesi öngörülüyor."
Av. Onur Acar itiraz etmiş: "Haberiniz yanlış. Komisyon, kanun değişikliğine ilişkin dilekçeleri kabul etmemektedir."
Sayın Acar haklı.
Onun da ötesinde...
İmza, bir sosyal baskı unsuru olarak değerlendirilebilir ama haberde anlatıldığı gibi, yapılması muhtemel düzenlemeye doğrudan etkisi yok.
Okurları yersiz bir beklenti içerisine sokmamak, yanlış yönlendirmemek gerekir.

KIYAMET Mİ KOPACAK!

Aynı başlık çerçevesinde ele alınabilecek bir başka örnek de şu:
Bazı okurlarımız 18 Ekim 2013 tarihli Kıyamet 2032'de haberine farklı nedenlerle itiraz etti.
Haberin girişi şöyle: "Ukrayna'da bulunan Kırım Astrofizik Gözlemevi 410 metre genişliğinde bir asteroitin 2032'de Dünya'ya çarpabileceğini öne sürdü..."
Haber İngilizce bir kaynaktan alınmış ve uzak bir ihtimalden söz ediliyor. Dış Haberler'in çevirdiği habere, sayfa editörümüz çeviride geçmeyen 'kıyamet' başlığını uygun bulmuş.
Okurumuz Gül Güler bunu 'kıyamet tellallığı' olarak niteliyor. Bir başka okurumuz sözü edilen ihtimalin aslında ne kadar düşük olduğunu anlatıyor.
Okurlarımıza şu bakımdan katılıyorum: Bugünkü bilgilerimize göre ilk kıyamet kehaneti M.Ö. 634 yılında Romalılar tarafından yapılmış. Onu günümüze kadar devam eden yüzlerce, belki binlerce kehanet takip etmiş. Bilimselleşme bile bu kehanet geleneğini sona erdirmemiş; hatta, dünyanın sonunu getireceği düşünülen şeyleri daha 'bilimsel' hale getirmiş. İşin içine kuyruklu yıldızlar, bilgisayarlar vs. girmiş.
1910 yılında dünyaya 'teğet' geçmesi beklenen Halley bunlardan biri ve ilkiydi.
Şirince hatıraları sıcak...
Mayalara dayandırılan 21 Aralık 2012 kehanetinin yanlış çıkmasının üzerinden çok geçmedi. O günlerdeki gazeteler yeniden okunabilir.

Sömürüye açık

Unutmayalım. Bazı okurlarımızın gülüp geçtiği bu iddialar diğer bazı okurlarımızın hayatlarını derinden etkileyebilir.
Konunun ciddiyetini anlatmak için Heaven's Gate olayını hatırlayalım:
Kendilerine Cennetin Kapısı adını veren bu UFO kültünün üyeleri 1997 yılında kıyametin kopacağına inanmışlardı ve 39'u 26 Mart 1997'de topluca intihar etti.
İnsanların kıyamet korkusu manipüle edilmeye ve sömürülmeye çok açık.
ABD'de iken izlediğim bir hadiseyi anlatarak bitireyim:
Family Radio'nun sahibi Amerikalı Vaiz Harold Camping, kıyametin 21 Mayıs 2011'de kopacağını iddia etti.
Gazetelere ilan verdi, radyosundan aralıksız yayın yaptı, milyonlarca dolar bağış topladı.
İnsanlar evlerini ve işlerini terk ederek onun çevresinde toplandı.
Kıyamet kopmayınca ne mi oldu?
Camping yeni bir açıklama yaparak 'aslında ruhsal kıyametin gerçekleştiğini ve insanların bunu göremediğini, fiziksel kıyametin de beş ay sonra yani 21 Ekim 2011'de gerçekleşeceğini' söyledi.
Biz dikkatli olalım, karşımıza çıkan her iddiayı okurlarımıza ulaştırmayalım; kehanet haberciliği gazeteciliğin ruhsal kıyameti olmasın.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.