YAZARA MAİL GÖNDER Kelimelerin de duyguları var

YAZARLAR

Shakespeare'in en çok atıf yapılan eserlerinden biridir Hamlet. Bir yerinde Polonius sorar: "Elinizde ne var efendimiz?" Hamlet cevap verir: "Kelimeler, kelimeler, kelimeler..."
Bugün bir gazeteciye sorulacak olsa aynı cevabı vermesi gerekir. Okuyan değil, yazan kişi olarak.
Kelimeler harflerden oluşur. Ama, dünyanın en akıllı ve yetenekli maymununu bir bilgisayarın başına oturtsak; klavyenin tuşlarına günler boyunca bassa, anlamlı bir cümle yazması neredeyse imkânsızdır.
Kelimeler sadece anlamlı değil; aynı zamanda duyguludur. Zaman içerisinde kâh değişen ya da başkalaşan, kâh daralan ya da genişleyen anlam ve duygulardır bunlar. Tıpkı insanlar gibi kelimelerin de tarihi, sosyolojisi ve psikolojisi vardır.
Gazeteciler, mesleğin en indirgenemez aktarım araçlarından biri olan kelimelerin tarihi serüvenini, -buna etimoloji de diyebiliriz,- bilmek zorundadır. Hiç değilse haber ve başlıklarda kullandıkları kelimelerin.

'İnfaz denmemeliydi'
Taner Dora, gazetemizin en dikkatli okurlarından... Kendisiyle sık sık haberleşiyoruz. SABAH'ın 7 Kasım 2013 tarihli manşeti nedeniyle, evvelce yapmış olduğu bir itirazı tekrarladı. 16 faili meçhul cinayetin izini süren haberin başlığı: 16 İnfazda Tim Aynı.
Dora'nın itirazı başlıkta kullanılan 'infaz' kelimesine... Türk Dil Kurumu'ndan ve diğer bazı sözlüklerden alıntı yaptıktan sonra şöyle yazmış: "İnfaz ancak devletin resmi makamlarınca yerine getirilebilecek bir ceza uygulamasıdır.
İnfaz kesinlikle 'cinayet' veya 'adam öldürme' kelimelerinin yerine kullanılamaz; içeriğinde böyle bir anlam yoktur.
Ve sormuş sayın Dora: "İnfaz kelimesi Yazı İşleri'nin kullandığı anlamı taşıyorsa İnfaz Hukuku, adam öldürme hukuku mu oluyor? İnfaz hakimleri ve savcıları insanları öldürmek için mi var?"
Geliyoruz işin en can alıcı noktasına: "Ayrıca manşetinizin başlığı bu timi aklamış oluyor bir yerde. Demek ki bu konuda alınmış bir yargı kararı var ve bu tim bu kararı yerine getirmiş. Yani bu kişilere ceza yerine madalya verilmeli."

Nefret ve meşruiyet

Taner Dora'ya şu bakımdan katılıyorum: Yapısökümcü külliyatın da üzerinde durduğu gibi toplumlar kelimelere olumlu ve olumsuz değerler atfeder. Bir kelimenin bir toplumda zaman içerisinde kazandığı anlam sadece nefret değil aynı zamanda meşruiyet kaynağına da dönüşebilir. İşin nefret boyutuyla ilgili sayısız çalışma var ama meşruiyet sağlayıcı boyutu ne yazık ki ihmal ediliyor.
Özellikle değerlerle ilgili kelimelerin kullanımında bu sorun çokça ortaya çıkıyor. Namus, töre, ahlak, onur gibi kavramlarla suç eylemi aynı cümle içerisinde kullanıldığında; toplumsal algıda bir kaymaya yol açabiliyor. Kullanım bu kelimelere de zarar veriyor. İnfaz kelimesi de, bilinçli bir şekilde kullanmasak da, toplumun bilinçaltında böyle bir genişlemeye müsait.
Haberde kamu gücünü hukuk dışı yollarla istismar ettiği öne sürülen bir çeteden ve bu çetenin icraatlarından söz ediliyor.
(Gazeteci arkadaşlara örnek olmak için yukarıdaki cümlem üzerinde çalışayım: 'İcraat' kelimesi müspet bir anlam içerdiği için üzerini çizip cümleyi 'bu çeteye yöneltilen suçlamalardan' şeklinde değiştiriyorum.)

Etimoloji dersleri

Neticede bu zanlılar bir yargı kararını uygulamıyor ve meşru kamu otoritesini temsil etmiyor. İnfaz kelimesi yerine 'cinayet, suikast, adam öldürme' gibi kelimelerin kullanılması daha yerinde olurdu. Benzer şekilde suç örgütlerinin hesaplaşmalarını ya da kan davalarını haberleştirirken 'Sokak ortasında infaz' gibi başlıklar atmamaya özen göstermeliyiz.
Sabah Ombudsmanı olarak iletişim fakültelerine zorunlu etimoloji dersleri koyulmasını öneriyorum. Ve gazeteci arkadaşların hiç değilse birer etimoloji sözlüğü alıp okumalarını.
Nietzsche kelimelerin bizi mutlak doğruya ulaştırmayacağını düşünüyordu. Belki de haklıdır ama biz hiç değilse bizi yanlışa ulaştırması
muhtemel kelime kullanımlarından kaçınalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.