YAZARA MAİL GÖNDER Masum değilsiniz hiçbiriniz

YAZARLAR

Fevkalade çoğulcu ve fevkalade demokrat (geçinen) Open Demokracy (OD) platformu Richard Falk'un Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı söyleşiyi bünyesine uydurmakta zorlanmış ve çareyi yazının girişine 'zararlı neşriyat' uyarısı koymakta bulmuştu. Bu da yetmemiş, Türkiye uzmanı olduğu düşünülen bazı kişilerin reddiyelerini yağdırmıştı söyleşinin üzerine.
OD'nin tavrı Birkaç İyi Adam filminin son sahnesinde öfkesini yenemeyip kahramanlık taslayacağım derken suçunu itiraf eden generali hatırlattı bana.
Ayrımcılık, tahammülsüzlük ve linç girişimi.
Falk'un yanıtı gecikmedi. Eleştirilere tek tek yanıt verdi ve 'gotcha journalism' (yakalayın, vurun gazeteciliği) adını verdiği 'sinsi' anlayışla dalga geçti. Türkiye'deki gazetecilikle ilgili olarak da mealen şunları söyledi:
"Türkiye'deki gazeteciler geçmişte objektif duruş ile ülkenin politik hayatına aktif katılım arasındaki çizgiyi çok sık ihlal ettiler."
Haklı. İdeolojik önyargıların 'akılcılık' gibi pazarlandığı, gazetecilik ile aktivizmin birbirine karıştığı bir ülke burası. Falk'un da belirttiği gibi:
"Gazeteciler gözlemci ve aktarıcı olmak yerine sıklıkla oyuncu oldular, bariz politik roller üstlendiler."

28 Şubat özel sayısı

Bu rolün ne kadar bariz olduğunu anlamak için Lacivert dergisinin hazırladığı 28 Şubat özel sayısına bakmak yeterli. Dönemin Hürriyet genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök bakın ne yazmış:
"Ecevit'in bu çıkışının ve orada yaptığı konuşmanın ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunu, o gece o konuşmanın Türkiye'de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım'ın çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir."
Haddini bildirme bahsine gelince acı acı gülümsüyor insan.
Fatih Altaylı 'Yeni Vatandaşlık Görevim' yazısında 'über' bir boyuta taşımış meseleyi:
"Kendime yeni bir iş buldum. Bundan sonra kılık kıyafet kanununa aykırı olarak dolaşanları kolundan tuttuğum gibi karakola götüreceğim. Evlerini polise göstereceğim. Otomobilde görürsem plakalarını alıp bildireceğim. Yapılan işlemi savcılığa kadar takip edeceğim."
Güneri Civaoğlu "Kimilerinin gece yarısı ne yapacağı belli olmaz" diyerek tahkir ve tehdit etmiş.
Can Ataklı'nın "Gerçekten bir ajan provokatör" olarak nitelediği Merve Kavakçı'nın meclise girişini "Güvenlik görevlileri niçin engellemedi" diye sormuş Rauf Tamer.
"Laikliği rafa kaldırıp demokrasiyi de yok ederek dinci bir düzen getirmek istiyorlar" yazan Harvard ödüllü gazeteci Hasan Cemal "Din hala politikaya alet ediliyor. Din hala camiye sokuluyor" diye yakınmış. Yok canım, yazım hatasıdır; yoksa din nasıl camiye sokulsun. Dini dine sokmak gibi bir şey olsa gerek bu.
Bu kişiler halen gazeteci sıfatıyla aramızda dolaşıyorlar. Şu başlıkları atanlar da: "Zenciye Neden Meraklısınız?", "Türbanın Altındaki Pislik."
Saymakla bitmez.
Masum değilsiniz hiçbiriniz. Yaptığınızın bir entelektüel faaliyet olduğuna kimseyi inandıramıyorsunuz bu yüzden.
Lacivert dergisi raflarda... İbretlik bir derleme olmuş. Genel Yayın Yönetmeni Meryem İlayda Atlas'ı ve ekibini kutluyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.