Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Olay orta büyüklükteki bir Anadolu kentinde geçiyor. Yıllardan 2013, aylardan kasım.
Yabancı uyruklu genç bir kadın fuhuş yaptığı iddiasıyla göz altına alınıyor. Polise verdiği, ya da polis tarafından 'alınan', ifadede hikayesini anlatıyor.
Buna göre... Genç kadın erkek arkadaşıyla buluşmak için Türkiye'ye gelmiş. Erkek arkadaşı ortadan kaybolunca ortada kalmış. Çeşitli mutfak işlerinde çalışmış fakat tutunamamış. Bu sırada şehirdeki Protestan kilisesi ile tanışmış. Kilise cemaati kendisine sahip çıkmış ve barınak sağlamış.
İşte tam bu noktada genç kadın kiliseden kopma nedenini cemaat liderinin kendisinden 'yararlanmak istemesi' olarak açıklamış. İddiasına göre pastör kendisine taciz girişiminde bulunmuş. Bunun üzerine genç kadın 'evden ayrılmış' ve 'fuhuş çetesinin eline düşmüş.' Böyle söylemiş ya da böyle söylediği kayda geçirilmiş.
İddialar kilise cemaatinde büyük bir şaşkınlığa, hayal kırıklığına ve öfkeye yol açmış. Pastörün ailesinde de. Neyse ki çok geçmeden bu iddianın bir iftira olduğu ortaya çıkmış ve mahkeme 'kovuşturmaya gerek olmadığına' hükmetmiş.

***

Konu neredeyse bütün belli başlı gazetelerde haber olmuş. Sabah gazetesi de haberi Doğan Haber Ajansı'ndan (DHA) alarak kullanmış.
DHA'nın haberi ise sadece iddialardan ibaret. Üstelik epey karışık. Genç kadını fuhşa zorladığı iddia edilen çete ile cinsel taciz suçlaması yöneltilen pastör aynı çerçevede ele alınmış.
İşte size yapmaktan bıkmadığımız gazetecilik hatalarından bir demet.
Masumiyet karinesi ilkesi ihlal edilmiş. Yani, suçluluğu hükmen sabit olmayan bir kişi neredeyse suçlu ilan edilmiş. Adı açık bir biçimde yazılmamış ama şehrin ve kilisenin adı ile habere konu kişinin görevi açıkça yazıldığı için kim olduğunu anlamak zor değil. En azından kilise ile alakalı bir tarama yapıldığında bu haber çıkıyor karşımıza.
Cevap hakkına saygı gösterilmemiş. Hiçbir gazeteci çıkıp da "Efendim! Hakkınızda böyle iddialar var. Ne diyorsunuz" diye sormamış, sorma gereği duymamış. Polis fezlekesine istinaden yazılıp geçilmiş haber. Oysa biliyoruz ki Türkiye'de bırakın dava açılma aşamasına gelmeyi, hakkında dava açılan her üç kişiden sadece biri mahkum oluyor. Ama medyaya bakarsanız onlar çoktan yaftalanmış ve mahkum edilmiş bile. 'İddia edildi' gazeteciliği!
Üçüncü önemli sorun da burada kendisini gösteriyor. Bir yerel gazeteyi saymazsak takip haberleri yapılmamış. Gazetelerimiz olayın sıcaklığıyla anında harcamış ve tüketmişler haberi ve habere konu kişileri. Sonra da arkalarını dönüp yürümüşler muzaffer bir eda ile. Davayı takip etmemişler, haberlerini düzeltmemişler.
***

Okurumuz bana ulaştı, durumu anlattı ve haberin kaldırılmasını talep etti. Talebini hukuk servisi ile paylaştım. Gerekli çalışmayı yapıyorlar.
Tuhaf bir 'medya gerçekliği' bu. Gerçek hayatta olay aydınlanmış ve kişi suçsuz bulunmuş olsa bile medyanın haber yaparken yukarıda sıraladığım ilkeleri ihlal etmesi nedeniyle bu durum okurlardan ve izleyicilerden gizlenebiliyor. Bu da ciddi ailevi ve toplumsal mağduriyetlere yol açıyor.
İşin en temelinde okur ve insan haklarına saygılı olmayan bir habercilik anlayışı yatıyor. Çok geç olmadan terk edilmesi gereken bir anlayış bu.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER