Türkiye'nin en iyi haber sitesi

15 Temmuz gecesi gözü dönmüş darbeci teröristler Sabah gazetesini işgal etmeye kalkıştı. Teröristler diyorum; çünkü yaptıkları sadece demokrasiye değil aynı zamanda insanlığa karşı da işlenmiş bir suçtu. Bu katiller onlarca vatandaşımızı öldürdüler, yüzlerce vatandaşımızı yaraladılar.
Sabah binasına gelen darbeci teröristlerin hesaba katmadıkları bir şey vardı. Darbecilerin medya kuruluşlarına saldırıları okurlarımızı teyakkuza geçirmiş, gazete binasının önünde toplanmışlardı. Teröristleri onlar karşıladılar. Zorbalığın ve hukuksuzluğun karşısında dağ gibi durdular. Bu hayasızca akına karşı göğüslerini siper ettiler.
Okurlarımız binanın önünde etten, kemikten ve ruhtan bir duvar örmüşlerdi. Silahsızdılar. Sabah'ı koruyan polislerin önünde ve yanında saf tutup "Cesedimizi çiğnemeden geçemezsiniz" dediler. Tehditlere pabuç bırakmadılar. Teröristleri kovaladılar.
Kaçan teröristler hem giderken hem de yolun karşı tarafından dönerken sağa sola rastgele ateş açtılar. Ölen ve yaralanan olmadı.
Bazı kurşunlar binaya isabet etti; camlar kırıldı. Kurşunların isabet ettiği katlardaki arkadaşlarımız görevlerinin başındaydı. Yılmadılar, korkmadılar; gazetelerini çıkardılar.
O sırada gazetede bulunan arkadaşlarımızdan bazıları bu kutlu mücadeleye katılmak için kapının önüne inmişlerdi. İnsanlar kendilerine şöyle dediler: "Korkmayın! Biz sizi bu darbecilere vermeyiz. Gerekirse ölürüz bu uğurda ama kılınızı bile teslim etmeyiz."
Olayı gözleri buğulanmış bir şekilde bana anlatan meslektaşım şöyle dedi: "Yaptığımız işin ne kadar önemli ve hayati olduğunu bir kez daha anladım."
Bu olay bir kez daha gösterdi zaman beğenmeseler, kızsalar ve eleştirseler de Sabah gazetesi insanların kalbinde yer etmiştir. Bu gazetenin sahibi bu insanlardır. Gazetelerini üç beş çapulcuya, haine, katile, ahlaksıza, toplum düşmanına vermezler.
Seslerinin haydutlar tarafından kısılmasına müsaade etmezler. Kesilir belki başları ama boyunlarının böyle küstahça çekilmesine boyun eğmezler.
Bu olay hepimize ders olmalı. Sabah'ı okurlarının teveccühüne daha da layık bir gazete haline getirmek için çalışmalıyız.
SABAH'ın 'paralel devlet yapılanması' ve 'silahlı terör örgütü' haberlerini bir 'kurgu' ve 'hayal ürünü' olarak gören, darbenin 'gerçek bir tehlike' değil 'uydurulmuş bir tehdit' olduğunu iddia edenler de umarım bu trajik kalkışmadan gerekli dersleri çıkarırlar.

***

Darbeci nefret medyası
Türk medyasının bir kısmı bu acılı günlerde dahi nefretlerini gizleyemediler.
Terör destekçileri, darbe seviciler, sosyal medya canavarları, toplum ve demokrasi düşmanları korkunç bir dezenformasyon başlattı. 2013 yılındaki fotoğrafı koyup 'başı kesilen asker' yalanını yaydılar. Tutuklanan lerin perişanlığını paylaşıp "Korkudan ağlayan bu çocuklar mı darbeci" diye ajitasyon yaptılar.
Cumhuriyet gibi bültenler bu kara propagandaya sarıldı. Sözcü gibi mevkutelerin yazarları terör saldırısının üzerinden iki gün dahi geçmeden insanların acılarıyla dalga geçmeye başladı.
Bak kardeşim! Ben o gece Boğaziçi Köprüsü'nde idim. Sen değildin!
Köprüye doğru yürürken takviye asker getiren otobüsün altında kalmaktan son anda kurtuldum. Buna rağmen yerden kalkıp otobüsteki askerleri linç etmek isteyen birkaç kişiyi durdurmaya çalıştık yanımdaki tanımadığım insanlarla birlikte. "Üzerimize sürdü, arkadaşımızı ezdi" diyenleri sarılıp teselli ettik. "Bunların bir şeyden haberi yok" dedik.
Köprü terörün en vahşi yüzünü gösterdiği yerdi. Tank namlularını üzerimize doğrulttular. Otomatik silahlarla üzerimize ateş açtılar. Aralarında Erol Olçok ve oğlu Abdullah'ın da olduğu dokuz kişiyi öldürdüler, onlarca kişiyi yaraladılar.
Neden mi oradaydım? Kimse benim seyahat hürriyetimi silah zoruyla tahdit edemez de ondan. Kimse benim yollarımı kapatamaz, köprülerimden geçmemi engelleyemez. Sen bu 'gerçek kaygı'yı anlayamazsın.
Son anda yere yatmasaydım yanımdaki otobüs durağına isabet eden kurşunlardan biri bana gelmiş olabilirdi. Serseri kurşunlar yanımdaki gencecik delikanlının ayağına değil de bana isabet edebilirdi. Bilmem, bunu anlayabiliyor musun?
Bak kardeşim! Köprünün üzerindeki, 'kanunsuz emir'e uyarak bir kısmı katil olan, o askerleri linç edilmekten senin IŞİD'ci diye yaftaladığın o sakallı insanlar korudu. Yakınlarını kaybetmiş, yaralanmış öfkeli insanları aynı durumda olan diğer insanlar durdurdu.
İnsan hayatının senin için bir değeri olmayabilir ama benim için var!
Kimse suçluların cezasının devlet değil de toplum tarafından verilmesi gerektiğini savunmuyor ama senin bu yalanların, sinsiliğin, düşmanlığın mide bulandırıyor. O kadar beceriksizsin ki bir dakika olsun maskeni yüzünde tutmayı başaramıyorsun.

***

Gazi medya
Medya, darbeci teröristlerin öncelikli hedefleri arasındaydı. Ulaşım hatlarıyla paralel olarak hatlarını da kesmek için girişimlerde bulundular. İsyanlarını başarıya ulaştırmak için insanları 'haber'siz ve 'iletişim'siz bırakmak istediler.
Teröristlerin medyayı abluka altına almasına halkımız izin vermedi.
TRT'yi işgal ederek darbe bildirilerini zorla okuttular. Halk iki saat içerisinde televizyon ve radyosunu geri aldı. Gecenin kahramanları arasında TRT Genel Müdürü Şenol Göka ile Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Eren de vardı. Eğilmediler, korkmadılar, kaçmadılar, elif gibi dimdik durdular. Sosyal medyadan yaptıkları çağrılarla toplanan insanların hemen yanında omuz omuza yürüdüler.
TRT yayınlarının TÜRKSAT tarafından kesilmesinden sonra teröristler helikopterlerle ve ağır silahlarla TÜRKSAT'a saldırdılar.
Şehitler vermesine rağmen bu kurum da teslim olmadı.
Korkak ve zalim darbecilerin bir sonraki hedefi Cumhurbaşkanı ile ilk canlı bağlantıyı gerçekleştiren CNN Türk kanalı oldu. Stüdyoları basılıp, çalışanları zorla dışarı çıkarılan kanalı Emniyet güçleriyle birlikte binaya giren halkımız geri aldı. Binaya ilk girenlerden olan bir arkadaşım bana "Bir gün CNN Türk'ü savunmak zorunda kalacağıma hayatta inanmazdım" dedi. CNN Türk'ün darbe karşıtı yayınları da bunda etkili oldu. Bu da hepimize ders olmalı.
İşgalcilerin Digitürk'ü gasp ederek yayınların izleyiciye ulaşmasını engelleme eylemi de ancak birkaç saat sürdü. Emniyet güçleri kısa sürede olaya hakim oldular.
Bu sırada kablosuz iletişim şirketleri de cansiperane bir mücadele verdiler. Telefonlarımız çalıştı, internet bağlantımız zaman zaman yavaşlasa da kopmadı.
Türk medyasının önemlice bir kısmı darbe girişimine destek vermedi. Bu tavır umarım darbelerin medya partnerliğinde gerçekleştirildiği ülkemizde bir milat olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER