Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İstanbul'da yaşanan sel felaketi aslında doğanın isyanından başka bir şey değil. Doğa, kendisine böylesine kötü ve hoyratça davrananlara kendi diliyle acımasız bir cevap verdi.
Doğrusu bu cevabı vereceğini hepimiz biliyorduk.
Neredeyse 40 yıl önceden DSİ uzmanları bugün felaketin yaşandığı bölgelerde neler yapılması gerektiğini kayıtlara geçirdi.
Ama ne yazık ki gereği yapılmadı.
Gözünü imar rantı bürümüş arsa sahipleri ve iradesiz yerel yönetimler İstanbul'un çarpık ve plansız yapılaşmayla kuşatılmasına razı oldular, göz yumdular.
İkitelli, Ataköy arasında 10 kilometrelik Ayamama Deresi neredeyse 20 yıldır ıslah edilemiyor.
Sanıyorum 1990 yılıydı. O zaman İstanbul Büyükşehir SHP'nin elindeydi. İSKİ, Ataköy Ayamama Deresi'nde ıslah çalışması başlatmıştı. Hiçbir teknik bilgim olmamasına rağmen ŞETAT firmasının başlattığı o çalışmayı gördüğümde şaşırmıştım. Koca Ayamama Deresi'nin doğayla ilişkisi kopartılmış ve küçültülerek beton kanal haline getirilmişti.
20 yıl sonra da aynı şey yapılmaya devam etti. Üstelik çevresi yapılaşmaya açılarak.
Yıllar içinde bugün sular altında kalan Basın Ekspres yolu ve TEM üzerine kurulan köprü altlarında derenin genişliği daha da küçültüldü.
Son felaketi yaratan da işte bu küçültmeler oldu.
Peki, kimler bunun sorumlusu?
Kuşkusuz, böylesine metrekareye 200 kilogram yağmurun düşmesi durumu 80 veya 100 yılda bir olabilir ama eğer Ayamama Deresi adam gibi ıslah edilebilseydi tüm o çarpık yapılaşmaya rağmen yine de ölümler ve maddi zarar bu kadar büyük olmazdı.
Biz onu ıslah edemediğimiz için şimdi o bizi "ıslah" ediyor.
Bana gelen rakamlara göre o bölgedeki maddi kayıp 500 milyon dolar civarında...
Peki, Ayamama Deresi'nin doğal mecrasına uygun ıslahı için İstanbul'un harcaması gereken para ne kadar?
Uzmanlar bu rakamın taş çatlasa 100 milyon dolar civarında olduğunu söylüyor.
Yani zararın beşte biriyle İstanbul bu felaketi daha az düzeyde yaşayabilirdi.
Yitirilen hayatlardan söz edemiyorum bile!

Ormancılar uyardı!

Bir süre önce İstanbul'daki toprak dökümü gerçeğine işaret eden bir yazı yazdım. O yazıda, 2008 tarihli, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü imzalı bir rapordan söz ettim. Raporda aynen şöyle deniyordu:
"Yasal olmayan ve ranta dayalı organizeli dökümlerle İstanbul ilinin coğrafyası bozulmuştur. Korkarım ki İstanbul coğrafyasının kaçak toprak dökümleri ile bozulması, ileride telafisi mümkün olmayan heyelan ve su taşkınlarına neden olabilecektir."
Bundan daha açık uyarı olabilir mi?
Acaba bu raporu Orman Bakanı Veysel Eroğlu okudu mu?
Eroğlu okudu mu bilmiyorum ama önceki gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kaçak toprak dökümünün sel felaketini daha da büyüttüğünü söyledi.
Sonucu tespit etmek yerine keşke gereği yapılsaydı.
Nedense biz devlet ve toplum olarak bu konuları hep felaket olduğunda konuşuyoruz.
Oysa biliyoruz ki, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin önemli kentleri her an ve her zaman böyle bir felaketi yaşabilir.
Çünkü Türkiye'de ne kentlerin işlevini belirleyen ne de doğayla uyumunu sağlayan bir "İmar Planı" var. Olmadığı için de sanayi kentleri ağırlıkla "fay hattı" üzerine kurulu.
En son 2003'te uzmanların da katıldığı bir çalışmayla çok önemli denebilecek bir "Şehircilik ve İmar Kanunu" hazırlandı. Üç yıl sonra 16 Aralık 2006'da "İmar Yasası neden çıkmıyor?" diye feryat ettim. Duyan olmadı.
Hâlâ da o yasanın akıbeti bilinmiyor.
Aynı şey beklenen İstanbul depremi için de geçerli. Daha önce de yazdım, İstanbul depremi Kürt meselesi kadar önemli ve yapılabilecek çok şey var. Müteahhitler bas bas bağırıyor, "yasa çıkartılsın biz hızla İstanbul'u yenileyebiliriz" diyorlar.
Şu gerçeğin de artık kabul edilmesi gerekiyor; İstanbul'un yeni konutlara değil "yenileşmeye", eski yapıların yıkılıp yeniden yapılmasına ihtiyacı var.
Özel yasa mı gerekiyor yoksa başka bir şey mi bilmiyorum ama ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı.
Belki sel felaketini atlatabiliriz ama bir şey yapmazsak depremi asla atlatamayacağız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER