YAZARA MAİL GÖNDER Kıbrıs'ta iki kader seçimi

YAZARLAR

Dünya hızla değişirken yerinde sayan ülkelerin başında Kuzey ve Güney'iyle Kıbrıs geliyor. Neredeyse 40 yıldır "çözümsüzlük" ana politika haline gelmiş bu iki yakada...
10 yıllık AK Parti iktidarı bu çıkmaz siyaseti biraz sarssa da sonuç değişmedi. Bugün iki tarafta da 20'nci yüzyıldan kalma eski siyaset tarzı hâlâ hâkim.
Önümüzdeki pazar G.Kıbrıs'ta başkanlık seçimlerinin ikinci turu, Kuzey Kıbrıs'ta ise iktidar partisi UBP'nin kurultayı var. İki taraf için de "kader" seçimi deniyor. Eğer Güney'de seçimi Nikos Anastasiadis, Kuzey'de de kurultayı Başbakan İrsen Küçük kazanırsa ilk kez Kıbrıs'ın iki yakasında da "sivil siyaset" ve "değişim" öne çıkmış olacak.
Bunu bir günlüğüne gittiğim K. Kıbrıs'ta daha net gördüm. UBP kurultayında tarihi geçmişe uzanan iki çizgi yarışıyor. Biri, adını daha çok 1960'larda duyduğumuz Dr.Fazıl Küçük'ün oluşturduğu sivil çizgi... Onu bugün Başbakan Küçük sürdürüyor.
Diğeri ise yine o yıllardan gelen Rauf Denktaş'ın "ulusalcı-militarist" çizgisi...
Onu ise Cumhurbaşkanı Eroğlu ve onun parti içinde desteklediği Ahmet Kaşif...
Bu iki çizgi pazar günü UBP kurultayında karşı karşıya gelecek. Neredeyse bir yıldır K. Kıbrıs bu kongreye kilitlenmiş, bu kongre de ülkedeki işleri kilitlemiş durumda. Bunun en önemli nedeni de Cumhurbaşkanı'nın siyasete müdahalesi. Hem de ne müdahale. Cumhurbaşkanı Eroğlu işi tek tek delegeleri aramaya kadar götürmüş.
Türkiye'nin destek verdiği Başbakan İrsen Küçük bu durumu şöyle anlatıyor: "Sayın Cumhurbaşkanı açıktan destek veriyor ve taraf tutuyor.
Sadece kendi de değil, ekibiyle 10 aydır kurultaya endekslendi. Sanki kurultay asli göreviymiş gibi çalışıyor.
"
Bir UBP delegesi de cumhurbaşkanına değil, siyasetle ilişkisine karşı olduklarını belirtiyor ve şöyle diyor: "Cumhurbaşkanı buranın hanedanı olmak istiyor. Biraz daha ileri giderse 'kızım başbakan, öbür kızım parti başkanı, bir diğeri patron, damadım da bilmem ne olacak' diyecek. Böyle şey olur mu?"
Kıbrıs'ı ve bölgeyi yakından izleyen bir siyaset uzmanı ise Türkiye üzerinden uyarıda bulunuyor: "Bakın Türkiye artık küresel ve bölgesel aktör. Başta Cumhurbaşkanı Eroğlu olmak üzere herkesin bunu görmesi gerekiyor. Buradan alınacak enerjiyle çok daha büyük işler yapılabilir. Bakın Güney'e, onlar battı. Bu bile bir şey ifade etmiyor mu?"
UBP delegeleri Türkiye ile paralel bir değişimi mi yoksa yeni kaoslara yol açabilecek eski siyaset tarzını mı seçecek?
İzlenimim, değişim ağır basacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.