YAZARA MAİL GÖNDER ABD'deki yeni Türkiye algısı

YAZARLAR

Washington'un Türkiye'ye bakışı geçmişle kıyaslandığında çok farklı noktada...
Artık soğuk savaş döneminin içe kapanık Türkiye'si yok. Bölgesel, hatta küresel etkisi olan bir Türkiye var. Başbakan Erdoğan'ın mayıs gezisi de ilk kez ABD'nin değişen bu bakışıyla gerçekleşecek. Bunu Washington'da izlediğimiz AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın görüşmelerinden, katıldığı toplantılarda sorulan sorulardan çıkartmak mümkün.
Bakan Bağış, iki gündür burada yoğun görüşmeler yapıyor, toplantılara katılıyor. Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) Washington DC Ofisi ve German Marshall Fund'un (GMF) düzenlediği panelde, Bakan Bağış, Türkiye'nin AB'ye bakışını şöyle açıklıyordu:
"Türkiye, insanlık tarihinin en önemli barış projesinin kıtasal olmaktan küresele dönüşmesine yardım edecektir. Türkiye AB'ye katıldığında bu kıtasal bir proje değil, küresel bir barış projesi olacak. Çünkü Türkiye'nin AB süreci sadece 70 milyon Türk değil, 1.5 milyar Müslüman tarafından değil, Batı tarafından görmezden gelindiğini hisseden 3 milyar insan tarafından izleniyor."
O panelde birkaç soru dışında çoğu Türkiye'nin bölgesel ve küresel aktör oluşuyla ilgiliydi. Bu basit ölçü bile içe kapanık Türkiye'den küresel sorunlara ilgisi ve bakışı merak edilen bir Türkiye'ye gidildiğinin işareti. Bunda Türkiye'nin siyasi duruşu kadar, ekonomik başarısının da etkisi var. Bu nedenle Türkiye, ekonomi alanında yakaladığı başarıyı daha da yukarı çekmenin peşinde. Bir süredir ABD-AB arasında "serbest ticaret anlaşması"nın imzalanmasından söz ediliyor.
Peki bu durumda AB ile gümrük birliği olan Türkiye'nin durumu ne olacak? İşte son dönemde ABD ile Türkiye arasındaki görüşmelerde ele alınan en önemli konulardan biri bu. Türkiye ABD'ye "Bizimle de serbest ticaret anlaşması imzalayın" diyor. Aksi halde Türkiye, AB üzerinden gelecek serbest girişler nedeniyle ciddi sıkıntı yaşayacak.
Başbakan Erdoğan'ın bizzat Obama'ya mektup yazdığı, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın aylardır kulis yaptığı bu konu, AB Bakanı Bağış'ın da gündemindeydi. Ama asıl gündeme geleceği yer Başbakan Erdoğan'ın mayıs ortasında Obama'yla yapacağı görüşme.
Kuşkusuz bu türden ikili siyasi görüşmeler önemli ama ABD'de kongre denilen bir gerçek mevcut. Kongrenin bazen Başkan'dan daha da etkili olduğu alanlar var. Ticaret anlaşması da böyle bir alan. Washington'daki gözlemciler Türkiye'nin kongre nezdinde etkili bir lobi çalışması yapması gerektiğine dikkat çekiyor.
En çok merak edilen de Başbakan Erdoğan'ın başkan dışında mesela Kongre Başkanı John Bainer'le görüşüp görüşmeyeceği. Bu görüşmeler önemli, çünkü Türkiye serbest ticaret anlaşmasında istediğini yaptırabilirse, ekonomideki başarısı katlanacağı gibi siyasi etkisi de artacak.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.