YAZARA MAİL GÖNDER Parklardan yükselen yeni parti sesleri

YAZARLAR

Gezi eylemleriyle gündeme gelen "yeni kuşak" gençlerin ne yapacağı merak ediliyor. Parti mi kuracaklar yoksa bir partiye destek mi verecekler?
Doğrusu bu soruyu en çok merak eden de bizzat o gençlerin kendileri.
Son birkaç gündür yeni bir süreç başlattılar: "Parklarda forum".
İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Antakya'ya birçok şehrin parklarında ağırlık gençlerde olmak üzere forumlar düzenleniyor.
Gençlere bir güven geldiği açık. Yerel ve genel seçimleri tartışıyor, insan haklarından, şehir yaşamına ilişkin çok şey söylüyorlar ama ortada kendileri gibi "yeni" denebilecek bir siyasi rota yok.
O forumlarda ele alınan bütün konuşmaları okuyup anlamaya çalıştım. Çevre, etnik ayrımcılık, cinsiyet ve hantal devlet sistemiyle ilgili her şey konuşuluyor.
İstanbul Beşiktaş'taki Abbasağa Parkı'nda konuşan genç bir kadının "yeni siyaset" adına şu minvaldeki sözlerini duyunca şaşırıp kalıyorum:
"Siyasette farkımızı koymalıyız. Elbette Meclis'te Sırrı Süreyya Önder gibi Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan gibi iyi milletvekilleri var ama biz kendi sesimizi duyurmalıyız..."
Buradan "Yeni Türkiye"yi kucaklayacak yeni bir söz en azından yakın zamanda çıkmaz görünüyor. Bunun bir nedeni de çevrelerinde bu potansiyeli değerlendirecek entelektüel bir birikimin olmaması... Çünkü çevreleri, ağırlıkla içlerinde "devrim" özlemi kalmış eski solcu ve Kemalistlerden oluşuyor.
Onlar da iktidara, rekabet edilecek bir siyasi rakip gibi değil "düşman" gibi bakıyor.
Bir yandan Emine Ülker Tarhan gibi siyasi aktörleri beğenen, "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" diyen bir kitle var, bir yanda da her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmayı arzulayan bir kitle.
Bakın cesaret isteyen şu sözler o forumlarda dile getiriliyor:
"Türkiye Ermeni Soykırımı ile yüzleşsin, zorunlu askerlik ve askeri mahkemeler kaldırılsın."
Ayrıca ötekileştirmeye karşı çıkıp yaşadıkları paradoksa dikkat çekenler de var:
"Biz devletin kodlarını çok iyi biliyoruz, bundan önce de çapulcular, marjinaller vardı. Hatta on bin, on bin öldürüldüler. Ona Türkiye'nin batısından ses çıksaydı belki şimdi böyle olmazdı. Dersim'den, Mersin'den, Gazi'den, Okmeydanı'ndan, Brezilya'dan soyutlarsak olmaz. İktidarı ve sermayeyi düşünmek lazım... Divan'ı açtı diye beğendiğimiz Koç, Sivas'ta siyanürle altın çıkarıyor."
Yeni gençler biraz da telaşla siyasallaşıp söz sahibi olmak istiyorlar ama işleri hiç kolay değil. Kimi "partileşmeyelim, halk olarak kalalım" diyor, kimi "hem yerel seçimlerde hem de genel seçimlerde biz adaylarımızı ortaya çıkartalım, partiler bize gelsin" diyor, kimi de CHP'yi işaret ederek "bölünmeyelim" mesajı veriyor.
İçinde uç siyasi yaklaşımların olduğu ve kitlesel tabanı çeşitlilik içermeyen bir yapı bu...
Belki bir süre, Batı'daki Korsan Partiler misali, ilgi çekebilir ama kalıcı olmaları için, çevrelerindeki dinozorlardan ayrılmaları ve Türkiye'ye söyleyecekleri sözlerin netleşmesi gerekiyor.
Tabii bu durum en çok da ana muhalefet partisi CHP'yi korkutuyor: "Ya bizi götürürlerse..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.