Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'nin yakın tarihiyle yüzleşmesinde "faili meçhul cinayetler ve gözaltında kaybolanlar" meselesinin yargıya taşınmaması hep tartışıldı. Bu demokratikleşme ve normalleşme için de gerekliydi.
Darbelerin ve darbe girişimlerinin yargı önüne çıkartıldığı günlerde, bu konu özellikle CHP ve BDP tarafından hep gündeme getirildi. Hatta "Fırat'ın Ötesi'ne geçmeden bu işler aydınlatılamaz" denildi.
Oysa AK Parti iktidarı döneminde yetmese de Fırat'ın Ötesi'ndeki Ergenekon'la ilgili ilk adımlar Albay Temizöz davasıyla atılmıştı. Ama geçen yıl atılan adım bunun da ötesine geçti. 90'larda işlenen 17 bin 500 faili meçhul cinayetin simgesi sayılacak Musa Anter davası zaman aşımına 3 ay kala açılmıştı. Kürtlerin "amca" (Ape Musa) olarak adlandırdığı Musa Anter 1992'de Diyarbakır'da sokak ortasında kurşunlanarak öldürülmüştü.
O cinayetin, bir de ölümden dönen tanığı vardı: Yazar Orhan Miroğlu... Geçen yıl Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ve ekibinin katkısıyla cinayetin tetikçisi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım yakalanmış ve cezaevine konmuştu.
Önceki gün o davanın ilk duruşması Diyarbakır'da yapıldı. Salondaki manzarayı Sabah'taki arkadaşlarım anlattı. Cinayetle suçlanan sanığın aşiretinden 600'ü aşkın insan salonu doldururken, karşı tarafta şikâyetçi olan Orhan Miroğlu, Anter'in oğlu Dicle Anter ve bir gazeteci tanıktan başka kimse yoktu.
Burası Diyarbakır'dı ve tanıklar duruşma salonuna korumalarla gelebilmişti.
Bir an, siyaset sınıfının taleplerini, sivil toplumun duyarlılıklarını ve "Fırat'ın Öte Yakası'na neden geçilmiyor?" sorularını düşündüm.
Devlet adına cinayet işleten JİTEM'i açığa çıkartacak güçlü bir iddianame vardı ama ne Kürt siyasetinin aktörlerinden ne de insan hakları çevresinden kimseler ortada yoktu. Anter'e sahip çıktığını söyleyen BDP de yoktu.
Musa Anter gibi yazıları ve mücadelesiyle Kürt meselesinde simge olan bir isimden söz ediyoruz. Böyle olduğu için adına ödüller konuluyor ama davasına kimse sahip çıkmıyor.
Acı bir durum. Hadi BDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş veya Gültan Kışanak siyasetle "yoğun" uğraştıkları için vakit bulamadı. Peki, Leyla Zana, Ahmet Türk veya Sırrı Sakık neden o davayı izlemedi?
Sadece siyasiler değil İnsan Hakları Derneği de Mazlum-Der de davayla ilgilenmedi. Acaba Kürtler, Ape Musa'sını mı unuttu yoksa işin içinde bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Doğrusu merak ediyorum.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER