YAZARA MAİL GÖNDER Barzani ve Kürt partileri

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan'ın tarihi Diyarbakır konuşmasıyla önceki gün grupta yaptığı konuşma birlikte ele alındığında "Kürdistan" tabusunun da yıkıldığını görüyoruz.
Artık, şehir ve köy adları gibi bölge adı da iade edilerek normalleşiyoruz. Başbakan Erdoğan aydınların bile yapamadığını yaparak, korkularla bir yere gidilemeyeceğini gösterdi.
Ve 23 Nisan 1920'de açılan ilk Meclis'in ruhuyla bugünü buluşturarak sivil siyasetin önünü açtı. Bu yüzden Başbakan Erdoğan Diyarbakır'da ısrarla "tek parti ve tek zihniyet" üzerinde durdu.
Bu yılın başında çözüm sürecinin sivil siyasetin önünü açacağını ele almış ve "Sivil siyaset şoke edebilir" (7 Şubat 2013) demiştim.
Güvenlikçi politikalar ve şiddet, "tek tip" bir siyaseti öngördüğü için ne sorunlar gerçek anlamıyla tartışılıyor ne de sivil toplumun sesi duyuluyordu.
Şimdi yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Kürt siyasetindeki hareketlenmenin nedeni bu. Bir süre önce "Kürt liberal partisi geliyor" başlığıyla yeni bir arayışa değinmiştim. Ancak daha çok sol ve "Milli" ağırlıklı Kürt siyasi hareketleri "liberal" yerine "sivil kitle partisi" için girişimde bulunacaklarını açıkladılar. Kürdistani Parti Girişimi bu çabanın bir ürünü. Bu girişim içinde PKK-BDP hattı ve Hüda-Par dışında kalan çok sayıda Kürt siyasi hareketi var.
1965'te kurulan KDP, 1970'lerde devreye giren DDKD, Rızgari, Özgürlük Yolu ve Kawa gibi... Tabii uzun yıllardır siyaset yapan Kemal Burkay'ın HAKPAR'ı, Barzani'ye yakınlığıyla bilinen rahmetli Şerafettin Elçi'nin KADEP'i zaten var.
Bu nedenle yeni Kürt partisi arayışını Barzani'nin Diyarbakır'a gelişine bağlamak doğru değil. Bu arayış çözüm sürecinin bir sonucu. Çünkü çatışma düşmanlığı, çözüm süreçleri de doğal olarak siyasi rekabeti artırır. Orta sınıfın giderek güçlendiği bölgede ister istemez farklı sesler, renkler ve partiler ortaya çıkacak. Şimdiden BDP içinde bile farklı sesleri duymaya başladık. Bu arayışları psikolojik bir harekete dönüştürüp, yeni öcülerle toplumu korkutmak yerine anlamaya çalışmak gerekiyor. İç içe geçmiş, ortaklıkları farklılıklarından çok olan iki halktan söz ediyoruz. Bölünme değil, büyüme isteniyor.
Sivil siyasetin önü açıldıkça bu daha da gelişecek. Ama şuna da hazır olmalıyız: Federasyon veya özerklik isteyen akımları da, "ortak vatan-sentez millet" veya "İslam milleti" diyenleri de "Bağımsız Kürdistan" isteyenleri de göreceğiz.
Tıpkı AB veya gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, yeter ki şiddet olmasın.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.