YAZARA MAİL GÖNDER AK Parti, CHP, cemaat ve diğerleri

YAZARLAR

Bir siyasi mühendislik projesi olan son operasyonların siyaseti nasıl etkileyeceğini zaman içinde daha net göreceğiz. Şimdiden şu söylenebilir: Darbe mühendisleri bu kez de, polis ve yargı içindeki bürokrasisiyle seçilmişlere ömür biçmeye kalktığı için eski derin yapıya çok benziyor. Bu, Türkiye toplumunun kurtulmak istediği ve her seçimde ders verdiği bir zihniyet... Bir kez daha, toplumun eğilimi, yeni bir siyasi projeyle değil "polis ve yargının operasyonu"yla değiştirilmek istendi. Ancak bu hesap tutmadı. Bu hesabın tutmamasının bir önemli nedeni daha var: Başbakan Erdoğan gerçeği. 17 Aralık ve arkasından gelen 25 Aralık operasyonları, hükümeti hedefleyen çok güçlü ve çok yönlü saldırılardı.
Halkta ciddi karşılığı olan Başbakan Erdoğan dışında hiçbir siyasi aktör bu saldırılara dayanamazdı. Bu da özellikle AK Parti tabanını eskisinden daha dinamik hale getirdi. Operasyonların siyasete ilk katkısı bu oldu. Peki, bu operasyonlar diğer partileri ve cemaati nasıl etkiledi? Doğrusu siyasi mühendislik hesapları burada da tutmadı. AK Parti'ye karşı muhalefetin başını çeken cemaatin siyasi bir alanın aktörü olması en başta kendi tabanında rahatsızlık yarattı. Dün AK Parti'ye oy veren cemaat mensupları bugün şaşkın durumda ve şu sorunun cevabı aranıyor: "Biz siyasi parti değiliz bu kavgada ne işimiz var?"
Süreçten en kârlı çıkacağı hesaplanan ana muhalefet partisi CHP'ye gelince. Orada da sanıldığının aksine büyük rahatsızlık var. CHP yönetiminin, operasyonlara umut olarak sarılması "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı yürütmesi parti tabanında aynı karşılığı bulmuyor.
Özellikle CHP tabanındaki sosyal demokratlar, Kemalist-ulusalcı çevreler CHP'nin dün eleştirdiği cemaatle yakınlaşmasından rahatsızlar ve bunu her fırsatta dile getiriyorlar. Yıllardır Silivri'yi yol yapan, orada kamp kuran CHP'lilerin birdenbire yargıdaki paralel yapıya destek vermesine ise kimse anlamlı bir cevap bulamıyor.
MHP'nin durumu da farklı değil; onlar da siyasete kurulan tuzağa karşı çıkma yerine, bu zemini bir seçim fırsatına dönüştürme çabası içinde.
Süreci belki de en akılcı değerlendiren kesim, BDP-HDP hattı. Bunda kuşkusuz Öcalan'ın seçilmişlere sahip çıkan, operasyonları "darbe" olarak niteleyen tavrı etkili oldu. Operasyonlar sonrası en ilginç pozisyonu alan parti ise BBP. BBP, AK Parti-cemaat kavgasını bir fırsata dönüştürüp, siyaset arenasında kalma mücadelesi veriyor. Kulislerde AK Parti'den ayrılan bağımsız milletvekillerinin BBP'ye geçme olasılığından söz ediliyor. Bir süre önce, "BBP kulvar açmaya çalışıyor" diye yazınca partinin Genel Başkan Yardımcısı Metin Gündoğdu aradı ve şunları söyledi: "Cemaat, AK Parti'yi destekleyince oluyor da bizi destekleyince neden olmasın. Biz bir siyasi partiyiz herkesle ilişki kurarız."
Bu tablo, Türkiye siyasetinin iki ana hat üzerinde geliştiğini gösteriyor. Bir yanda seçilmişlere sahip çıkan AK Parti, BDP, bir kısım Kemalistler ve liberal demokratlar, öte yanda cemaatin de katılmasıyla farklılaşan ve siyaset mühendisliğinde buluşan eski Türkiye siyaseti.
Önümüzdeki seçimlerde Türkiye toplumunun bu dizilişe nasıl ayar vereceğini göreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.