YAZARA MAİL GÖNDER Newroz'dan radikal demokrasi mesajı

YAZARLAR

B
arış sürecinin ilk Newroz'una Abdullah Öcalan'ın manifesto gibi mesajı damgasını vurmuştu. O mesajda, Türk-Kürt ittifakından "ortak vatan"dan, barıştan söz etmiş ve en önemlisi de bunların gerçekleşmesini sağlayacak "silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" düşüncesini dile getirmişti.
Aradan bir yıl geçti. Barışın somut sonuçlarının yaşandığı, gençlerin ölmediği ve silahların değil, insanların konuştuğu anlamlı bir yıl...
Ancak bu bir yılı pusuya yatıp sabote etmek isteyenler de vardı. Son 17-25 Aralık darbe planlarında olduğu gibi... Çözüm sürecinin arkasında duran hükümete ve Öcalan'a karşı topyekûn bir saldırı vardı ve amaç da hükümeti düşürmek için Kürtlerin sokağa çekilmesiydi.
İşte bu nedenle Diyarbakır'daki Newroz bayramında Öcalan'ın ne söyleyeceği önemliydi. Birileri barışın bitirilmesini umut ederken, biz de milyonların doldurduğu Newroz meydanına barış umuduyla gittik.
Müthiş bir kalabalık vardı. Yaşlısı genci, kadını erkeği hatta kundaktaki bebeğiyle gelen on binler, baharın ve barışın müjdecisi Newroz için gelmişti.
Türkçe-Kürtçe türküler söylendi, halaylar çekildi ve herkes pür dikkat Öcalan'ın mektubunu bekledi. Arada bir "Biji Serok Apo" sloganlarının atıldığı sakin ama kararlı bir kitle vardı. Önce Pervin Buldan Kürtçe, sonra da Sırrı Süreyya Önder Türkçe Öcalan'ın mektubunu okudu.
Öcalan, pusuda bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı ama barış sürecinin kalıcılığına vurgu yaptığı için de on binleri coşturdu. Öcalan, son dönemde Türkiye toplumunun ezici çoğunluğunun çok temel bir beklentisini şu soruyla dile getiriyordu:
"Önümüzde en yapıcı şekilde cevap bekleyen şey birbirini tekrarlayan darbelerle mi yoksa tam ve radikal bir demokrasiyle mi yola devam edeceğiz? Soru budur."
Eleştirisi de değerlendirmesi de makul, ölçülü ve öneriyle doluydu: "Bu süreçte iki taraf da birbirlerinin iyi niyetini, geçerliliğini, yeterliliğini test etmiştir. Bu test sürecinden hükümetin tek taraflı yürütme, uzatma ve bekletme siyasetine rağmen iki taraf da başarıyla çıkmıştır."
Bu tespiti yapan Öcalan, önümüzdeki sürecin nasıl seyredeceğinin de ipuçlarını veriyordu: "Türk - Kürt ilişkileri en derin reformlardan geçerek komplocu ve darbeci mekanizmaları parçalayarak şekillenecektir."
Sonra da ne beklediğini anlatıyordu: "Gelgelelim diyalog süreçlerinin kendisi asla gerçek bir barış için yeterli güvence oluşturamaz.
Gelinen noktada müzakere zemini için artık yasal bir çerçeve oluşumu zorunlu hale gelmiştir. Sevgili halkımız, barış savaştan daha zordur.
Direnirken korkmadık barıştan da korkmayacağız.
"
Geçen Newroz'da Öcalan "Silah miadını doldurdu" sözüyle barışa ilişkin kararlılığını dile getirirken bu kez barışı bozmak isteyenlere anlamlı bir mesaj veriyordu: "Barış için direneceğiz..."
Diyarbakır'daki Newroz meydanını geride bırakırken, İzmir'den gelen bir işadamının şu sözü, günün özeti gibiydi:
"Yeni Türkiye asıl şimdi kuruluyor.
Bundan sonra darbecilere, siyasete müdahale edenlere karşı barışı ve demokrasiyi korumak için direneceğiz.
"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.