YAZARA MAİL GÖNDER Seçimin kazananları ve kaybedenleri

YAZARLAR

Türkiye tarihinin belki de en gerilimli seçimi geride kaldı. Kolay bir süreç değildi. 17 Aralık'tan bu yana halkın seçme iradesine ipotek koymak için her şeyin yapıldığı ve cumhuriyet tarihinin en büyük kumpasının kurulduğu bir süreçten geçtik.
Öyle ki, CHP ve MHP'nin başarısı için iç ve dış medya, İstanbul sermayesi, Gülen cemaati inanılmaz kirli bir seçim kampanyası yürüttü. Ama tutmadı. Toplum, sandığa dökülerek Başbakan Erdoğan'a ve sivil siyasete sahip çıktı, İstikrarın, çözüm sürecinin ve hizmetin devam etmesini istedi. Kendisine tepeden bakan, küçümseyen siyasetçilere, aydınlara ve medyaya meydan okudu. Kısaca sandık yoluyla iradesine ipotek koymak isteyenlere demokrasi dersi verdi.
Bu seçimin kazananı hiç kuşkusuz Başbakan Erdoğan ve sivil siyasetti. Ama çok sayıda kaybedeni var. En başta da Gülen Cemaati, bazı sol liberal aydınlar ve CHP geliyor.
Yeni muhalefet ittifakı diyebileceğimiz bu kesimlerin de temel sorunu tıpkı eski siyasiler gibi seçim yenilgilerinden ders çıkartmaması... Siyasi gerilimin de, Türkiye'nin temel sorunlarında iktidarmuhalefet işbirliğinin kurulmamasının da nedeni bu.
Başta CHP olmak üzere muhalefet, siyaset üretmek yerine komployla, kumpasla veya devşirme adaylarla seçim kazanmaya umudunu bağladığı için "siyasi gerilim" yerini "yumuşamaya" bırakmıyor.
Hiçbir seçimde CHP, bu kadar uygun bir siyasi zemini ve farklı güçlerin desteğini görmedi. Mustafa Sarıgül, Mansur Yavaş gibi çok sayıda isim katıldı. İstanbul sermayesinden MHP tabanına, merkez medyadan Gülen Cemaati'ne herkes açık açık destek verdi. Sonuç yine değişmedi. Çünkü CHP'nin Türkiye'nin temel sorunlarını çözecek bir siyaseti yok.
Peki, bu konuda bir işaret var mı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim sonuçlarından böyle bir ders çıkartacağını sanmıyorum. Oysa bu kadar desteğe rağmen böyle bir sonuç alan siyasi aktörün yapması gereken şey çok basitti: Gerçeği söyleyip, istifa etmeliydi.
Kılıçdaroğlu kamuoyunun istifa baskısına ne kadar dayanır bilemem ama şimdiden söyledikleri umursamayacağını gösteriyor: "Güçlenerek geliyoruz. Tamam, beklediğimiz oranda oy almadık ama bir çizgimiz var yukarıya doğru gidiyoruz."
Tıpkı Deniz Baykal gibi... Anlaşılan CHP'nin başına kim geçerse geçsin, davranış biçimi değişmiyor. Bu durumda Mustafa Sarıgül'ün nasıl bir yol haritası izleyeceği önemli. Aldığı oy genel başkanlık için harekete geçmeye yeterli. Ancak İstanbul'u kazanamaması, ilçe belediye başkanlarının bile gerisinde oy alması ve parti içinde Kılıçdaroğlu'nun güçlü olması işinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor.
Bu durumda elinde tuttuğu Şişli ve Beşiktaş belediyeleri üzerinden kendi kurduğu TDH ile mi yetinecek yoksa yoluna CHP'de mi devam edecek kısa süre içinde göreceğiz. Ama her ihtimalde işi çok zor.
Bu seçimin asıl kaybedeni Gülen Cemaati ve sol liberal aydınlar oldu ama Sırrı Süreyya Önder'li sol parti HDP'nin durumu da hiç iç açıcı değil. Sırtını Gezi'ye dayayan Önder'li HDP, İstanbul'da BDP'nin bile gerisinde kaldı. Daha ilginci, solun güçlü olduğu varsayılan Kadıköy, Bakırköy ve Şişli gibi ilçelerde oyu 1.9'da kaldı. En çok oyu ise yüzde 11 gibi Bağcılar'dan aldı. Yani anlayacağınız Kürt oyları olmasa HDP, yüzde 1'i bile bulamayacak.
30 Mart seçimlerinden çıkan mesajları yorumlamaya devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.