YAZARA MAİL GÖNDER CHP kurultaya gider mi?

YAZARLAR

Her seçim sonrası siyasetin gündemindeki ana tartışma hiç değişmiyor. Yine CHP'yi, yine CHP'nin yenilgisini tartışıyoruz.
Bu kaçıncı yenilgi doğrusu unuttuk. Bu kez MHP ve 12 partiye hatta medyaya ve paralel yapıya rağmen CHP bir kez daha yenilgi yaşadı. Deniz Baykal seçim öncesi uyarmıştı "Kemal Bey üstlendiği riskin gereğini yapmalı."
Şimdi bu söylemi, daha çok CHP içindeki "ulusalcı" milletvekilleri seslendiriyor. Emine Tarhan Ülker, Süheyl Batum, Birgül Ayman Güler gibi isimler CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu istifaya davet ediyor.
Bununla yetinmeyecekleri de belli. Baykal ve Önder Sav'ın da devrede olduğu söyleniyor. Ancak çok temel bir problem var: "Ulusalcı" milletvekilleri, seçim sonucunu doğru bir eksende eleştirseler de parti içinde ve kamuoyunda "güven" sorunları var.
Düne kadar, CHP'deki statükocu siyasetin değişmesi karşısında duran, toplumu ötekileştiren siyasette destek veren "ulusalcılar" şimdi hem de sol adına CHP yönetimini eleştiriyor.
Bu çıkışları parti içinde ciddiye alınmıyor. Bu yüzden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu onların çağrısına meydan okuyarak cevap veriyor. Ancak bu meydan okuma, CHP'de bir hesaplaşma ya da yenilenme arzusu olmadığı anlamına gelmez. CHP eninde sonunda bu yolu denemek zorunda...
Bir CHP'li şöyle diyor: "Eğer CHP'ye bir fatura kesilecekse bunu ulusalcılar değil, sol, sosyal demokratlar kesmeli... O zaman hem eski merkez sağdan, MHP'den hatta muhafazakâr, dindar kesimlerden adam devşirme yöntemiyle bu işin gitmeyeceği ortaya konur, hem de toplumun tümünü kucaklayacak 'yeni bir siyaset' tartışılır."

Demirtaş'ın başardığını CHP neden başaramıyor?
Doğrusu CHP'li solcuların önünde daha yeni yaşanmış bir Selahattin Demirtaş örneği de var. Kürt meselesinden dolayı üzerindeki negatif algıya rağmen, HDP adayı Demirtaş, hem Türkiye'ye açılmayı hem de yeni bir "sol siyaset hattı" oluşturmayı başardı. Üstelik oyunu da yüzde 40 artırarak. Bahane aramaya gerek yok, Demirtaş bunu başarabildiyse CHP neden başaramıyor?
Bu yüzden ister hesap vermek, isterse siyasetini gözden geçirmek, yenilenmek nedeniyle olsun CHP'yi bir kurultay kurtarır. Peki, gider mi? Bunun önlemi cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi alındı ve kurultay bir yıl ertelendi. Bir daha gündeme gelmesi zor görünüyor. Çünkü Kılıçdaroğlu partideki en güçlü isim. Kurultay isteyenlerin ise partide hiçbir gücü yok. Dahası ortada alternatif güçlü bir lider adayı olmadığı gibi ihtiyaç da görünmüyor.
Gençlik kollarından gelen genç siyasetçilerden Mehmet Ali Yüksel CHP'deki durumu şöyle anlatıyor: "Örgütün tavrı açık. CHP daha demokratikleşecekse daha çok özgürlüğü savunacaksa daha çok halkla bütünleşecekse tek seçeneği var: Kemal Kılıçdaroğlu... Kılıçdaroğlu'nu istifaya davet etmek, açıklama yapanların ne hakkı ne de haddidir. Ulusalcıların, solu, insan haklarını ağızlarına almaya da hakları yok. İnsanları aşağılayan ulusalcılar, ne zamandan beri solcu- demokrat oldu? Genel başkan bu anlayışa Uşak'ta fırsat verdi ama o anlayış CHP'yi üçüncü parti yaptı. Bu kafatasçı anlayışın partide de Türkiye halkında da bir karşılığı yoktur."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.