YAZARA MAİL GÖNDER Meclis’te sınıfta kalan parti

YAZARLAR

Beklentilerin aksine çok rahat bir Meclis başkanlığı seçimi yaşandı. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, AK Parti'nin dik duruşu ve fire vermeyen grubun oylarıyla Türkiye'nin ikinci makamına oturdu.
Bu sonuç, siyasetin doğal mecrasında akmasını kimsenin engellemeyeceğini gösterdi. Böylece siyaset mühendislerinin kurguları boşa çıktı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Blok" özlemi de çökmüş oldu.
Peki, bu blok nasıl çökertildi? Hâlâ CHP ve HDP'nin görmedikleri veya görmek istemedikleri bir gerçek var; Türkiye toplumu kurgulanmış siyasete prim vermiyor. AK Parti bu gerçeği bildiği için başından beri sağduyulu ve dik bir duruş sergiledi. Bu gerçeği MHP de gördü. Burada sonucu MHP belirlemiş gibi görünüyor ama MHP'yi asıl o noktaya sürükleyen AK Parti oldu.
Meclis başkanlığı seçimi bu açıdan iyi bir fırsattı. AK Parti seçim öncesi kirli ittifakın bir parçası olarak dizayn edilen üç muhalefet partisinin bir an önce bir araya gelmesini zorladı. Ancak MHP bu gerçeği gördüğü için ilkeli bir duruş sergileyerek o noktaya gelmedi. CHP ve HDP'nin istediği gibi eğer o üç parti bir araya gelseydi, o gün onların tarih olacakları gün olacaktı.
MHP diğerleriyle kıyaslandığında bu açıdan daha tutarlı bir tavır sergiledi. Hatta CHP'ye önemli de bir fırsat sundu. Daha önce CHP'yle birlikte "çatı adayı" yaptıkları Ekmeleddin İhsanoğlu'nu meclis başkanı adayı gösterdi. Ve haklı olarak CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak sunduğu kişiye destek vermesini istedi. Vermeyince de eleştirdi.
Aslında öyle de olsaydı sonuç değişmeyecekti. Üç benzemez partinin MHP adayında buluşması bile eşyanın tabiatı gereği dönüp onları vuracaktı. Bu nedenle, CHP ve HDP'lilerin deyimiyle MHP'nin mızıkçılık yapması onların ömrünü uzattı.
CHP'nin 7 Haziran'ın kaybedeni olmasına rağmen, kazananı gibi davranması yeni dönemde de doğru siyaset ortaya koymasını engelledi. Deniz Baykal gibi kamuoyunda etkili olan bir ismi bile doğru sunup, arkasında duramadı. İntikamcı siyaset dilini bırakıp, koalisyona giden yolu da açacak olan yumuşama siyaseti izleyemedi. Ve doğal olarak bu ikircikli tutumuyla 7 Haziran sonrasının ilk firesini veren ve kaybeden partisi oldu.

29 HDP'li neyi temsil ediyor?

Meclis başkanlığı seçimlerinin sınıfta kalan partisi ise HDP oldu. HDP hem kendi sosyolojisiyle hem de siyasi geçmişiyle ters düşen bir siyaset izledi. Bunu da ısrarla MHP'yle birlikte olmaya çalışarak gösterdi. Bu HDP'nin seçim öncesi siyaseti dizayn eden güç odaklarına ne kadar bağlılık gösterdiğinin bir işaretiydi. Bir anlamda Meclis başkanlığı seçimleri üst akla en sadık partinin HDP olduğunu gösterdi.
Kendisi de bir siyaset mühendisliği ürünü olan HDP'nin son oylamadaki tutumu da herkesi şaşırttı. HDP'li 29 kişinin Baykal'a oy vermemesi siyaset kulislerinde farklı yorumlara yol açtı. Kimi HDP içindeki güvercinlerin harekete geçtiğini söyledi kimi de HDP içindeki "sol bileşenler"in ortak tavır geliştirdiğini. Dizayn siyasetinin nelere mal olacağını çok sürmez görürüz.
Meclis başkanlık seçimlerinin olası bir koalisyona da işaret olacağı beklentisi vardı ama sonuç buna yönelik bir ipucu vermedi. Hâlâ masada AK Parti- CHP veya AK Parti- MHP olasılığı duruyor. Bu iki olasılıktan MHP ihtimali daha şanslı görünse de tekrar bir seçim olasılığı bu iki seçenekten daha güçlü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.