YAZARA MAİL GÖNDER Sokakla zulmü aklamak

YAZARLAR

Dağlıca ve Iğdır'daki terör saldırılarıyla çılgınlaşan PKK'ya karşı toplumun tepki göstermesinden daha doğal bir şey yok. Ama o tepkilerin kime yöneltildiği ve nasıl olduğu çok önemli. Büyük şehirlerdeki bir Kürt vatandaşa veya HDP örgütlerine yöneltilen her saldırı tam da PKK'nın ve Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin istediği şey.
Bu tuzağa düşülmemeli. Çünkü terörle sonuç almanın sonuna gelindi. Şu olanlara bir bakın. Suriye'de zemin kaybeden, Türkiye'de HDP üzerinden elde edilen siyasi başarıyı heba eden PKK ne yapıyor? Silahların miadının dolduğu, demokratik mücadele döneminin başladığı bir dönemde yine kan döküyor.
Oradan buraya dönmek bir çılgınlık... Böyle olduğu için bölge insanı destek vermiyor. Yıkılan köprülerine sahip çıkıyor, ölümlere karşı tepki gösteriyor. Bu yüzden AK Parti düşmanlığıyla gözleri kararan bazı medya gruplarının desteğine, aydınların algı operasyonlarına rağmen PKK, HDP ile birlikte güç ve itibar kaybediyor.
İşte tam bu noktada bir bakıyorsunuz, ülkenin Batı yakasında bazı güçler sokağa iniyor. En başta da MHP ve çevresi. Bu da, uzun zamandır planlanan ve satır aralarında dile getirilen "darbe dinamiği"nin harekete geçtiğini gösteriyor. Devreye "sıkıyönetim" talebinin girmesi de hayra alamet değil. Değil çünkü MHP de HDP gibi 7 Haziran sonrası siyaset üretmeyerek, her şeye "hayır" diyerek irtifa kaybediyor.
Bu siyasi zeminle hedeflenen de belli: Milliyetçilik üzerinden siyaset yapan bu iki partiyi karşı karşıya getirip, kaosu derinleştirmek. Başarırlarsa ülkeyi iç savaşa sürükleyecekler, başaramazlarsa iki taraf da kendi kitlesini bloklaştıracak.
Yani MHP şehitler üzerinden yürütülen siyasetle pozisyonunu koruyacak, HDP ise batıda binalarına ve Kürt bireylere yönelen saldırıyla "mağduru" oynayacak. Böylece bölgeyi terörle kan gölüne çeviren PKK'nın zulmü de aklanmış olacak. Bu çok kirli ve bilenen bir oyun.
Ülkesini seven herkesin bu kirli oyuna karşı çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekiyor. Siyasetin önünün açık olduğu, her şeyin konuşulduğu bir zemini PKK, bilerek ve isteyerek zehirliyor. Eski Türkiye özlemcileri de bu zehirlemeyi, ellerini ovuşturarak izliyor hatta yalanlarıyla körüklüyor.
Türkiye'nin bu gidişatı durduracak hem tarihsel zenginliği hem de demokrasi deneyimi var. Önemli olan bu süreci en az zararla atlatmak. Bu noktada en büyük görev de siyasete düşüyor. Özellikle de Türkiye'yi iki milliyetçi partiye teslim etmemesi gereken AK Parti ve CHP'ye. Böyle bir fırsat var ama bunu hâlâ siyasi dilini değiştirmeyen CHP yönetimi görür mü emin değilim.
Tıpkı HDP gibi. Bir an için 7 Haziran sonrasını düşünün... Sadece HDP, 80 milletvekiliyle siyaset yapsaydı Türkiye bu noktaya gelir miydi? Ne yazık ki HDP, Kürtlerin 100 yıl sonra yakaladığı bu önemli siyaset yapma fırsatını heba etti ve öyle bir noktaya geldi ki, şimdi "iç savaş" çağrıları yapıyor.
Bu çılgınlığı, bu siyasi körlüğü siyaset durdurabilir. Demokrasilerde uzlaşmanın tek yöntemi koalisyon yapmak değil, muhalefetteyken de ülkenin önemli konularında uzlaşmak çok daha anlamlı ve mümkün.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.