YAZARA MAİL GÖNDER İşte Türkiye tipi başkanlık modeli

YAZARLAR

Rahmetli Turgut Özal döneminden beri Türkiye başkanlık sistemini tartışıyor. Ama tek taraflı ve "bir adım ileri iki adım geri" yöntemiyle... O günden bugüne aynı muhalefet cephesi önyargılarla bu konuyu mecrasından çıkartmaya, tartışmamaya çalıştı, çalışıyor.
Başkanlık sistemini savunan siyasal çizgi Özal'dan bu yana kendisini değiştirirken, ne yazık ki muhalefet cephesi hep yerinde saydı ve daha korkunç bir şey yaptı; vesayetçi parlamenter sistemi, 367 garabetiyle içinden çıkılmaz ucube bir hale dönüştürdü.
Bu ucube sistemin değiştirilmesi artık kaçınılmaz.
Ancak, her seçimde yenilen ve kendisini yenilemeyen muhalefet, bir daha iktidar ortağı bile olmama korkusuyla buna yanaşmıyor. Ve canhıraş bir biçimde başkanlık sistemini kötü göstermeye çalışıyor.
Oysa başkanlık sistemi, parlamenter sistem kadar, hatta daha fazla demokratik bir sistemdir. Önemli olan o sistemin "hukuki" alt yapısının iyi kurgulanması...
İşte bunun tartışılması gerekiyor.
Daha önce de yazdım dünyada, ne tek tip bir başkanlık ne de tek tip bir parlamenter sistem var. Hepsi birbirinden farklı...
Bizdeki de bu nedenle farklıydı bundan sonra da farklı olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam da bu yüzden sistemin adını koydu; "Türk tipi başkanlık..."
Yine bildik çevrelerden itirazlar geldi; "Ne demek Türk tipi başkanlık?" Sorunun cevabı farklı biçimlerde verilse de ortada bir model olmadığı için sistem bütün boyutlarıyla tartışılamıyordu. Bunu aşmak için farklı çalışmaların yapıldığını biliyorum.
Onlardan biri şu anda elimde... Daha önce Yeni Anayasa Platformu'yla tanıdığımız geçen dönem AK Parti Kars milletvekili olan hukukçu Mehmet Uçum bir süredir bu konu üzerinde çalışıyor. Yaptığı çalışma; "Türkiye tipi Başkanlık sistemi model önerisi" başlığını taşıyor.
Uçum, sistem tartışmalarının arka planını ve gerekçelerini anlattıktan sonra şu temel tespiti yapıyor:
"Türkiye tipi başkanlık sistemi, Türkiye'nin siyasal, hukuki, kültürel ve sosyal tarihi ile geleneklerine dayanan, şimdiye kadar oluşturduğu kurumları dikkate alan, radikal bir metotla yani kopuş yöntemiyle değil, süreklilik içinde yenilenme anlayışıyla yapılandırılacak bir modelin adıdır."
Bu modelde, yürütme ve parlamento yerelden merkeze doğru yükselen piramit yapılara sahip olacak ve Türkiye Milleti'nin ortak iradesini temsil edecek.
Modelin altyapısını ise; "Ülkemizin siyasal ve hukuki gelenekleri içerisinde yer alan" ve reforme edilerek yenilenen "muhtarlıklar, belediye meclisleri, il genel meclisleri ve kalkınma ajansları" oluşturacak.
Uçum modelini, üniter devlet yapılanması içerisinde "Güçlü Yerel-Bütünleştirici Merkez" ilkesine dayalı bir modeli olarak niteliyor. İşin bamtelini de şu madde özetliyor:
"Yürütmeye bağlı parlamento değil yürütme karşısında güçlü olan ve çeşitli alt gruplarla çok yönlü çalışma yapabilecek parlamento, güçlü milletvekili ve güçlü parti grubu içeren bir yönetimdir"
Uçum
çok konuşulan bir soruya da cevap veriyor:
"Ülkemizde başkanlık sistemi tartışması, halkın devletle ilişkisini yeniden inşa etme ihtiyacının bir gereğidir. Bu tartışma kişi esaslı yürütülemez ve kişi esaslı da değildir."
Umarım bu çalışma sağlıklı bir tartışmanın önünü açar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.