YAZARA MAİL GÖNDER HDP'de fırtına öncesi derin çatlak

YAZARLAR

Birkaç gündür HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın ABD ve Kandil gezilerinden sonra söylediği şu söz tartışılıyor: "Bizim parti içinde Erdoğan sevdalısı bir damar her zaman vardı. Bunlar gizli Erdoğancılardı aslında."
İnsanların öldüğü, silahların ve bombaların konuştuğu ve siyasetin itibarsızlaştırıldığı bir dönemde, hem de hiç gündemde olmayan bir konuyu, "Geleceğin siyasetçisi" olarak güzellemeler yapılan bir siyasi aktör, neden gündeme taşır?
O konuşmasında Demirtaş sadece bir tespit yapmadı, Erdoğancı dediklerini itibarsızlaştıracak bir de tanım yaptı: "Bizden çok Erdoğan'ı sevip sayarak, AKP ile ilişki kurarak, AKP'ye neredeyse yalakalık yaparak sorunun çözüleceğine inanıyordu bu tipler."
İşte işin püf noktası tam da burası. Bu cümle, HDP- Demirtaş projesinin ana omurgasını oluşturan "solcu aklın" muhalefetin önünü kesme stratejisi... Buna yeniden ihtiyaç duyulmasının nedeni de Kandil'in şehirleri insansızlaştıran "hendek siyaseti"nin iflas etmesi.
Halkın büyük çoğunluğu destek vermiyor, verenlerin önemli bir kesimi de giderek kirli siyasete karşı çıkıyor. Parti içinde de durum farklı değil. Kandil ve HDP'yi yöneten bir avuç Türk- Kürt solcu dışında, şehirlerin YDG-H tarafından niçin yakılıp yıkıldığını ve ne amaçlandığını bilen yok.
Bölgede, toplumun ezici çoğunluğunun, "şiddet"e ve hedefi belirsiz siyasete tepkisi giderek yükseliyor. Siyasi kadroları zorluyor. Toplum bu tepkisini de sadece PKK veya HDP'ye yöneltmiyor, farklı bir alternatif olmasını istediği ama varlık gösteremeyen PKK dışı Kürt siyasetlerine de yöneltiyor.
Durum tam da Sevgili Orhan Miroğlu'nun dediği gibi "Kürt siyasetinde derin bir görüş ayrılığı var, patlamayı bekleyen bir yanardağ misali fokur fokur kaynıyor."
İşte Kandil ve dolayısıyla Demirtaş, bu patlamayı durdurmak, dipten gelen dalganın PKK duvarını yıkıp geçmesini engellemek için ortaya "Parti içinde gizli Erdoğancılar..." tezini attı.
Böylece yükselen muhalefetin önünü kesmek, PKK'nın yürüttüğü "vekalet savaşı"nın tartışılmasını engellemek istedi. Çünkü o da Kandil de biliyor, HDP içinden yükselen homurtular er veya geç bir dalgaya dönüşecek.
Bu gerçeği görmek için sadece bir kişinin, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin konuşması yetti. Leyla Zana'nın dolaylı da olsa "ayıp etti" demesi ise alarm zilleri çaldığının işareti.
Aslında HDP'yi dikkatle izleyenler bilir, milletvekili yapılmayanlar büyük oranda Erdoğansever değil. Demirtaş bilinçli şekilde milletvekili yapılmayanları kastederek asıl hedefi, yani şu anda parti içinde kendisine yönelecek muhalefeti korkutmak istedi. Gerçekte asıl korkan kendisi. Bu yüzden de kulislerde Demirtaş'ın Zozani'nin açıklamalarından sonra "yalnız kaldığı" için şöyle dediği konuşuluyor:
"Zozani'ye gereken cevabın partiden verilmemiş olması, bu cevabı yine benim vermek zorunda kalmam doğru olmamıştır."
HDP içinde ve dışında Kürt siyaseti yeni bir siyasete gebe. PKK ise tarihinde ilk kez, sadece askeri olarak değil, siyasi olarak da yenilginin eşiğinde. Bu süreci, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani'nin son Türkiye ziyaretinde söyledikleri daha da hızlandıracak gibi.
Ne zaman devreye girer bilinmez ama asıl fırtına Öcalan'ın devreye girmesiyle kopacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.