Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tarihin bazı kırılma anları var, o anlarda doğru tavır almak insanı ve siyasi partileri geleceğe taşır. Ama yanlış yerde durduğunuzda da tarih sizi affetmez.
Kürtler adına siyaset yaptığını söyleyen PKK- HDP hattı, özellikle son bir yılda, Ortadoğu'daki gelişmelere paralel olarak yeni bir pozisyon aldı ve tarihin akışının tersine bir yerde durdu. Bu bir tercihti.
Bu tercihin neden yapıldığını görmek için de PKK- HDP hattının Kürt sosyolojisindeki yerine bakmak gerekiyor.
Bu sosyoloji üzerinde siyaset yapan iki temel hat var; Birincisi Barzani ve KDP'nin temsil ettiği sivil hat, ikincisi ise PKK'nın temsil ettiği şiddet hattı...
Türkiye ile kavga da, Rusya ve İran'la ittifak da bu iki hat üzerinde şekilleniyor. Bu yüzden ne Selahattin Demirtaş'ın tavrı, ne de Kandil'in ilçeleri insansızlaştıran "hendek operasyonu" tesadüf değil. Kürt coğrafyasında dünden bugüne uzanan derin bir kavganın ürünü.
Dikkat edin, Kandil veya Demirtaş sadece Türkiye ile kavga etmiyor, aynı zamanda Barzani'yle de kavga ediyor. O zaman şu sorunun cevabı önemli: PKK neden Barzani'yle kavga ediyor? Kürtlerin bundan nasıl bir çıkarı var?
Bu soruya verilecek cevap, Demirtaş'ın niçin Rusya'ya gittiğini de, Kandil'in neden Rusya- İran- Esed ittifakının payandası olduğunu da açıklar. Çünkü Kandil, İran ve Esed'e göbekten bağımlı. Aksi halde o bölgede yaşayamaz.
Ayrıca onları bu kirli ilişkilere sürükleyen bir başka genetik kod daha var; PKKHDP hattı, demokratik zeminin ürünleri değil, demokratik koşullarda yarış istemezler, seçimlerdeki başarıyı nasıl heba ettiklerini yaşayarak gördük. Tercihleri, kirli ilişkilerin hüküm sürdüğü, şiddetten beslenen tek parti rejimi...
İşte bu sistemi hayata geçiremedikleri için çılgınlaşıyorlar; çünkü karşılarında Türkiye- Barzani ittifakı var. Bu, bin yıl önce, Alpaslan ve Selahattin Eyyubi'yle başlayan, İdris Bitlisi ve Kurtuluş Savaşı'yla devam eden Türk- Kürt ittifakının yeni versiyonu. Küresel ve bölgesel güçlerin Türkiye karşıtlığıyla, PKK'nın Türkiye ve Barzani karşıtlığının buluşma noktası da bu. Hepsi elbirliğiyle bunu engellemeye çalışıyor. PKK'nın Barzani'yle asıl derdi de bu ittifak. Kürtlerin lideri "Barzani mi Öcalan mı?" tartışması bu açıdan anlamsız ve suni bir tartışma.
Barzani'nin son iki yılda bütün saldırılara, baskılara rağmen Türkiye'yle stratejik ortaklığa sahip çıkıp dik durması hepsinin hesabını bozdu ve bozuyor. Sincar'ın yeniden alınması da Musul'a yakın Beşika'ya asker gönderilmesi de bu işbirliğinin bir uzantısı.
Şimdi bu işbirliğinin yeni bir döneme evirilmesi ihtimali çok yüksek. Irak Kürdistanı geçen yıl gündeme alınıp ertelenen bağımsızlık için referanduma gidiyor. Arkasından da Türkiye'yle stratejik işbirliğinin yeni bir biçimle sürmesi kararı bekleniyor. ABD ve AB'nin de bu adıma sıcak baktığı söyleniyor. Bu durum bölgede taşları yerinden oynatacak gibi... Bu adım, Rusya, İran ve Kandil arasında Rojava'da atılacak adımı boş çıkardığı gibi telaşlanmalarına da yol açtı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın Rusya'ya gitmesi de sonucu değiştiremeyecek.
Yine de sürpriz gelişmelere hazırlıklı olunmalı. Her an kışkırtıcı bir adım gelebilir. Kendisine oy veren halkı ölüme sürükleyen, en hafifiyle "mülteci" haline getiren Kandil'in gözünü kan bürümüş durumda. Esed'i saymıyorum, Rusya ve İran'ın da onlardan geri kalır yanı yok.
Bölgede tarih yeniden yazılırken, kimlerin hangi ittifakta neden yer aldığı ve nerede durduğu çok önemli...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER