Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçen hafta pazar gününü Türkiye'nin gururu üçüncü köprünün üzerinde ve çevresinde dolaşarak geçirdim.
Son tabliyenin birleşme töreni vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, Bakanlar Binali Yıldırım, Berat Albayrak ve şehir yönetimi oradaydı.
Bir de o muhteşem köprüyü inşa eden işçiler, emekçiler vardı. Alanı dolaşınca insan, verilen emeği, ortaya çıkan görkemli projenin değerini çok daha iyi anlıyor.
Köprünün üzerine çıkıp, muhteşem Boğaz'a baktığımda biraz gerilere, birinci köprünün yapıldığı yıllara, her sabah kürek çekilen kayıkla Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçtiğim o çocukluk yıllarına gidiyorum.
Sisli havaları hiç unutmuyorum, içimdeki kaygı Beşiktaş iskelesine adım atana, hatta çalıştığım rahmetli Necdet Tosun'un kaymakamlıktaki çay ocağına kadar sürerdi. Belki de deniz çocuğu olmadığım için bu kaygıyı yaşardım.
O tarihte, Galata Köprüsü'nü biliyordum ama Boğaz'ın bir köprüyle geçilebileceğini düşündüğümü sanmıyorum...
Boğaziçi Köprüsü'nün temeli 20 Nisan 1970'te atıldı. Ama ben köprü tartışmalarına solla tanıştıktan sonra, 70'lerin ortasında katıldım. O zaman hem karşı çıkıp, hem de üzerinden geçiyorduk.
Yıllar sonra solun önemli bir kesimi değişti ve bu tür yatırımlara daha pozitif baktı.
Rahmetli Özal'la ikinci köprü ve otoyollar dönemi başladı. Sonra Recep Tayyip Erdoğan dönemi geldi. Ve Boğaz'ın iki yakası bu kez Tarihi Marmaray hattıyla denizin altından birleşti.
Şimdi buna üçüncü köprü ve Avrasya Tüneli ekleniyor. Solun giderek marjinalleşen kesimi hala tıpkı 70'lerdeki gibi büyük projelere karşı çıkıyor.
Peki, bu sadece bir çevre duyarlılığı mı yoksa başka hesaplar mı var?
Geçmişi bilemem ama günümüzdeki karşı çıkışlar büyük oranda masum değil. Bu yapılara karşı çıkışın arkasında siyasi hesaplar var.
Sadece 2013 Mayıs'ındaki Gezi kalkışmasını ve 17-25 Aralık darbesini düşünün. İlkinde üçüncü köprü ve üçüncü havaalanına karşı çıkıldı, neredeyse hükümete muhtıra verir gibi bunlar yapılmasın denildi. İkincisinde ise bu büyük projelere imza atan siyasi irade ve iş adamlarına operasyon düzenlendi. Önlenmeseydi bugün o müteahhitlerin büyük çoğunluğu içeride olacaktı.
Sizce bu tesadüf mü?
Üçüncü köprüyü gezerken, biraz da bu negatif geçmişi düşünüp Twitter'a şu notu düştüm: "Yavuz Sultan Selim Köprüsü müthiş etkileyici ve gurur verici. Emeği geçenleri kutluyorum"
Aslında üçüncü köprüyü bizim açımızdan farklı kılan bir başka gerçek daha vardı. O gerçeği Bakan Binali Yıldırım seslendirdi:
"Tarihi bir an yaşıyoruz. Üç yıldan kısa sürede dünyada tamamlanan başka bir asma köprü yok. Birinci ve ikinci köprüyü yabancılar yaptı, Türk müteahhitler taşeron olarak çalıştı. Bu köprüde ise ana yükleniciler Türk, taşeronlar yabancı."
Yüklenici firma, İC Holding, yani Ağrılı İbrahim Çeçen'in kurup büyüttüğü sadece üçüncü köprüyü değil, dünyanın birçok ülkesinde önemli projelere imza atan bir firma...
Ayaküstü konuşurken, sevgili İbrahim Ağabey'in (Çeçen) gözleri doluyor. Türkiye'nin ortak başarısına gururla bakıyor.
Dün ve bugün büyük projelere karşı çıkanlar acaba bugün sadece Boğaz'a değil, Zap'a da, Adıyaman'a da köprüler, havaalanları yapıldığını, dahası onları o bölgeden çıkan işadamlarının yaptığını görmüyor mu?
Bana kalırsa sadece görmüyor değiller, engel olmak istiyorlar.
Asıl sorun da bu... Neden acaba?
Ülkede yaşanan gerilim ve kavganın nedeni de bu sorunun cevabında saklı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER