Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hafta sonu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'la işadamı Selçuk Bayraktar'ın nikâh törenindeydim. Çok mütevazı ve bir o kadar da duygusal bir nikâh töreniydi. Ama ne yazık ki böyle mütevazı bir törene bile tahammül edemeyenler oldu.
Doğrusu uzun zamandır kötücül bir aklın muhalif kesimi esir aldığını biliyordum ama bu kadar azgınlaşacağını, ölçüyü kaçıracağını tahmin etmiyordum. Neler neler söylendi. Bırakın sosyal medya meczuplarını, aynı şeyi gazeteler bile yaptı. İki genç insanın nikâh törenine muhalefet etmeyi siyaset sandılar. Oysa o salonda hem adına gurur duyulacak, hem de siyaset adına ders çıkartılacak çok anlamlı fotoğraflar vardı.
Kuran tilavetiyle başlayan nikâh töreninin, ilk anlamlı fotoğrafı gelin ve damadın kısa hayat öyküleriydi. Biri imam hatipten diğeri Robert Kolej'den çıkıp, yürekleri ülkesi için atan iki genç insanın paralel hayat öyküleri herkesi hem duygulandırdı hem de gururlandırdı. Damat Selçuk Bayraktar'ın insansız hava aracı İHH'lar hayalini gerçekleştirme mücadelesi ise sık sık coşkuyla alkışlandı.
Birileri görmek istemese de o çabanın ülke için ne anlama geldiğini en iyi Şırnak'ta çatışmanın içindeki askerler biliyor ki, sevgiyle şu mesajı gönderiyor: "Selçuk Abi mutluluklar..."
İki genç çift salona Cem Karaca'nın "Bu Son Olsun" şarkısıyla girdi. Sonra nikâhın kıyılacağı o an geldi. Ve tek tek şahitler çağrıldığında bambaşka bir fotoğraf çıktı karşımıza. Bir tarafta Bosna Hersek'ten Pakistan'a uzanan dost devlet başkanları, diğer tarafta 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar...
Karşımızda insani ve siyasi açıdan üzerinde durulması gereken anlamlı bir fotoğraf vardı. Birileri farklı yöne çekebilir ama insani yönü ağır basan bu fotoğrafın asıl çarpıcı yanı öyle düşünülmese de siyasi yanıydı.
İçeriden ve dışarıdan kuşatılan bir varken, muhalefetteki partilerin içinde depremler yaşanırken, Erdoğan- Gül- Davutoğlu üçlüsü hem de sıcak bir krizin ardından bir araya gelebiliyor ve deyim yerindeyse ezber bozuyordu.
Salonda sık sık alkışlanan bu fotoğrafın altına nikâh şahidi olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şu notları düştü: "Arkadaşlarımızın çocukları bizim çocuklarımızdır. Birbirlerine çok yakıştılar. Eminim ki örnek bir aile olacaklardır. Rütbeler ve makamlar ne olursa olsun babalar ve anneler olarak bu heyecanı taşıyorlar. Gençlere iki cihanda da mutluluk diliyorum."
Nikâh töreninin son karesinde ise çok daha etkileyici bir fotoğraf vardı: Cumhurbaşkanı değil, baba Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafı. Esmeray'ın şarkısındaki gibi "Boğazında düğümlenen hıçkırık" misali kısa ve duygusal konuşmasıyla herkesi ağlattı: "Sümeyye'ye çocukken 'ceylanım' derdim. 'Gözümün nuru' derdim. Şimdi bir ceylan gibi yuvadan ayrılıyor."

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER