Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gibi kanlı bir darbe ve işgal girişimine "kontrollü darbe" demesiyle "adalet" yürüyüşüne çıkarken grupta yaptığı konuşmalar, sadece iktidar cenahından değil soldan da eleştiriliyor.
Aslında Kılıçdaroğlu ve CHP'li siyasi aktörlerin son dönemde çok tartışılan MİT TIR'ları konusundaki yaklaşımlarında ve FETÖ'nün siyasi ayağına bakışlarında da derin çelişkiler var.
Bu konuda en sert eleştiri Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'ten geldi.
Perinçek, Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşe başlamadan önce CHP Grubu'nda yaptığı konuşmasına dikkat çekerek şöyle diyordu:
"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Salı günü CHP grup toplantısında tarihî önemde bir açıklama yaptı. Gerçi daha önce HDP de 16 Nisan sonrasında yürürlüğe giren anayasanın gayri meşru olduğunu ısrarla ilan ediyordu. Ancak aynı görüş CHP Genel Başkanı tarafından paylaşılınca olayın çapı tarihî boyutlar kazanıyor."
Perinçek, Kılıçdaroğlu'nun o açıklamasını üç başlıkta topluyor:
1. Yürürlükte olan anayasa gayri meşrudur.
2. Mevcut iktidar meşru olmayan anayasaya göre görev yapıyor.
3. Bu anayasaya göre yapılacak her şey gayri meşrudur.
Bunlar, bu ülkenin ana muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun tespitleri... Peki, bu tespitler ne anlama geliyor?
İşte Perinçek'in en sert eleştirisi burada devreye giriyor: "Daha tehlikeli olan ise, AKP'ye karşı mücadele adı altında seçim dışı çözümlere kapı açacak kışkırtmalara zemin yaratılmasıdır."
Cumhuriyetin kurucu partisinin genel başkanı, hem de solda yer alan bir parti genel başkanı tarafından "seçim dışı çözümlere kapı açacak kışkırtmalara zemin oluşturmakla" suçlanıyorsa durum gerçekten vahimdir.
Kılıçdaroğlu'nun adalet yürüyüşünü ve CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "Recep Tayyip Erdoğan uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanacaktır" sözünü bu uyarı ışığında değerlendirmek gerekiyor. Türkiye, sadece bir adalet arayışı meselesiyle karşı karşıya değil, arka planında daha derin ve kirli hesaplar var. Tam da bu yüzden Perinçek, şu çağrıyı yapıyor:
"Şu anda millet, CHP'den Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gayri meşru açıklamasını geri almasını beklemektedir.
AKP iktidarından kurtulmanın yolu, seçim seçeneğini dinamitleyen bir gayri meşru ilan değil, AKP iktidarına meşru seçimle son verecek seçeneği yaratmaktır."
CHP'nin ne hallere geldiğinin fotoğrafıdır bu... Perinçek, cumhuriyetin kurucu partisini, "seçim seçeneğini dinamitlemekle" suçluyor. Ve haklı olarak CHP aklıyla ilgili şu mantık ilişkisini kuruyor:
"Yürürlükte olan anayasa gayri meşru, bu anayasaya dayanarak yapılan devlet görevleri gayri meşru, yine bu anayasaya dayanarak yapılacak her şey gayrimeşru!"
Bu mantığı göre Kılıçdaroğlu şimdiden önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerini de gayri meşru ilan ediyor. Perinçek de doğal olarak soruyor:
"Peki, AKP iktidarından Türkiye hangi yoldan kurtulacak? Seçimler gayri meşru olduğuna göre, o seçimlere katılmak da gayri meşrudur; o seçimlerle kurulacak iktidar da gayri meşru olacaktır.
Peki, CHP hangi meşru yoldan iktidara gelmeyi hedefliyor?"
Sahi CHP ne söylediğinin ve ne yaptığının farkında mı? Tabii iktidara gelmek isteyip istemediği de ayrı bir sorun.
Demokrasilerde yürümek elbette demokratik bir haktır ama arkasında umut veren, tutarlı bir siyasi akıl yoksa ortaya işte böyle gariplikler çıkar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER