Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Siz adına ne derseniz deyin. Şu anda dünyanın hemen hemen her yerinde yaşanan terör olayları, ambargolar, markalar üzerinden ceza restleşmeleri, koruma önlemleri, kur savaşları gösteriyor ki bir ekonomik dünya savaşı yaşanıyor. Topa tüfeğe gerek yok. Derecelendirme kuruluşları, hackerler, manipülasyonlar, terörist gruplar, ambargolar, ticaret engelleri, siber saldırılar ve sayamadığımız pek çok farklı silahı var bu savaşın...
Ve üstelik cephelerin sınırları da çok belli değil. Her 7-8 senede bir ortaya çıkan küresel krizler ise kısa süreli ateşkesleri sağlıyor. ABD'nin tek amacı dünyanın en büyük ve en etkili ekonomisi olmayı sürdürmek... Ortadoğu'daki tüm siyasi adımları da, enerji haritasında yapmaya çalıştığı müdahalelerin de en büyük gerekçesi bu.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, Çin'in ekonomik alanda 2030 yılına dek ABD'yi geride bırakacağını öngörüyor. Birçok yatırım bankası ve uluslararası kuruluşun Çin'in liderliği için verdiği tarih en geç 2035... Eskiden bu tarih 2050 idi. Çin küresel büyümeye en fazla katkı sağlayan ülke konumuna geldi. Endüstriyel ürünlerin yüzde 40'ını üretiyor ve şimdi Bir Kuşak Bir Yol Projesi ile çok daha büyük bir pazara ulaşma derdinde... Enerji ihtiyacı da buna paralel olarak artıyor. Çin dünyanın en büyük enerji ithalatçısı... Bu da Ortadoğu'daki enerji kaynaklarına daha fazla ihtiyacı olacağını gösteriyor.
ABD enerji kaynakları konusunda çok daha şanslı. Ayrıca petrol başta olmak üzere enerji fiyatları dolarla belirleniyor, Çin Yuanı ise henüz Ekim 2016'da rezerv para oldu. Fotoğrafı sadece Katar üzerinden değerlendirmek bu çok cepheli ekonomik savaşı yanlış okumaya neden olabilir. Türkiye'de hem Cumhurbaşkanlığı sistemi kararının hem de ekonomik alanlarda atılan adımların nasıl bir kalkan olduğunu ise önümüzdeki günler daha net gösterecek.
Türkiye'nin barış içindeymiş gibi görünüp savaşan ülkelerden en büyük farkı, ekonomik savaşın içindeki bir coğrafyada barışı desteklemeye devam etmesi... Bu tarihi günleri iyi değerlendirirsek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi bu dönem Türkiye için bir sıçrama dönemi olabilir. Yani zaman, safları sıklaştırıp omuz omuza çalışma zamanı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER