Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Olur ya, gönül ya, hayat ya... İnsan bazen tüm bildiği doğruları unutuyor, iç sesi çığlıklar atıyor, arkadaşları, ailesi uyarıyor ama yine de o sevdiği adamdan vazgeçemiyor. Anlamsız bir direniş sergiliyor.
Dün Meryem Uzerli'nin röportajından kalkarak "C Tipi Erkek" tabir ettiğimiz erkekleri yazdım.
Önce kendine âşık süsü verip, sizi en hassas yerinizden yani "sevilmeye ihtiyaç" duyduğunuz yerden yakalar bunlar.
Sonra saçınızdan, kıyafetinize, kilonuzdan, işinize, arkadaşlarınıza kadar her şeyi eleştirme, beğenmeme ve özgüveninizi yerle bir etme dönemine girerler.
Öyle ustalıkla yaparlar ki önce idrak edemez, kendinizi suçlarsınız.
"Kötü bir dönem geçiriyor."
"Aslında beni seviyor."
"Sinirli ama iyi bir insan" kıvamında saçma sapan, iç sesinizi kandırmaya yönelik bahaneler bulursunuz.
Ve gün gelir ilişki tıkanır. Gözünüzün ışığı gider. Enerjiniz biter. Kendinize küser.
Aynadan nefret edersiniz.
Çevremde hikâyenin sonunda hamile kalmasa da o kadar çok Meryem var ki. Peki bunda biz kadınların hiç mi suçu yok? Elbette var ama bunu "suç" olarak sınıflandırıp kenara atmak yanlış, eksik.
Dün de yazmıştım, kadınların kodları, büyürken anneleri tarafından atılan kayıtlar, "idarecilik" ve "tahammül misyonları", ille de bir erkekle tamamlanacaklarına inançlarının payı büyük.
Ama bu çıkmazdan çıkabilir, kendimize gelebiliriz.
Adamlar da tek başlarına yaşamıyorlar ilişkiyi değil mi? Bütün kabahati onların üzerine atıp gözyaşlarıyla kenara çekilemeyiz.
Artık sorumluluklarımızı alma zamanı.
Bazen akıl tutulması yaşasak da aşkın içinde delirsek de bir an evvel bünyeyi toparlayıp hizaya gelmeliyiz.
Diyelim C Tipi bir erkeği sevdik, oldu ya sevdik işte... Ne yapmalıyız?
Öncelikle günde üç öğün, yüz kere kâğıda yazmalıyız; "Ben değerliyim, ben değerliyim."
Hepimizin en büyük suçu şu; bir erkek bulduk mu hayatımızı kenara atıyoruz. "Yok ben atmıyorum" demeyin, atıyoruz. Ben de atıyorum. Bu huyumuzdan bir an önce kurtulmalıyız. Hiçbir erkek bizim için hayatından, arkadaşlarından, alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Ayrıca vazgeçmesin de.
İşimizin ne kadar önemli olduğunu aklımızdan çıkartmamalıyız. İşimiz bizim toplum içindeki kimliğimiz, çünkü o kendimizi ifade biçimimiz, gücümüz. Bir erkek için asla işinizi bırakmayın, ertelemeyin, askıya almayın kızlar.
Bize ait zamanları kollayıp, korumalıyız.
Tek başına mı olmak istiyoruz, arkadaşlarımızla vakit mi geçirmek istiyoruz, hobilerimiz mi var, başka yerlere gidip, başka şeyler mi tatmak istiyoruz. Hadi, durmak yok. v Hakaretler, aşağılamalar, duygusal şiddet karşısında ağlayıp zırlamayı kesmeliyiz.
Özgüven kırmaya yönelik oyunlara gelmemeliyiz. Bir daha sevilmeyeceğimizi düşünmeyi artık bırakabilir miyiz?
Aklımızı başımıza alıp güvenli cinsel korunma yollarından birini uygulamalıyız.
Yok öyle bir dünya, kimse kusura bakmayacak. Sonra kalıverirsin karnında çocukla, adam da sana "İstemiyorum" der, çeker gider.
Ve C Tipi bir erkeği seviyorsanız pembe balonların arasından çıkacaksınız. Her türlü şarta kendinizi hazırlayacaksınız. Değişmesini beklemeyeceksiniz. Hemşire olmaktan, adamın annesi gibi peşinde koşup pışpışlamaktan vazgeçeceksiniz. Yine dön gel ilk maddeye, önce kendi değerinizi bileceksiniz.
Mutluluk için başka şansınız, şansımız yok!
İşte o kadar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER