YAZARA MAİL GÖNDER Asıl merak edilen nedir?

YAZARLAR

Asıl merak edilen, kişilerin içini gıcıklayan nedir bazen bilemiyorum.
Fotoğrafın tamamı çoktan değerini yitirdi sanki.
Magazin dünyamızdan bir haberle devam edersem sunucu Burcu Esmersoy'un nişanlısına üç yüz bin TL'lik yüzüğü geri vermesi.
Dün haber ve magazin sitelerinin kocaman puntolu haberiydi.
Burada asıl konu, asıl heyecan sebebi Burcu'nun nişanlısından ayrılması değil 300 bin TL'lik yüzüğü geri vermesiydi.
Kitlemizi heyecanlandıran ayrılık değil para olacaktı elbet, değil mi?
Hani kitapçıya gidersin, kitaplara, dergilere, CD'lere bakarsın. Heyecanlanır hepsini almak istersin. Sonra o anda evde henüz okunmayı bekleyen kitapların, şöyle ağız tadıyla dinlenmemiş albümlerin olduğu aklına gelir. Hiçbir şey almadan kitapçıdan çıkarsın. O da güzel kafa. Özellikle de sıkıştığın zaman hayatın karmaşasında.
Sevgililer Günü'ne şurada ne kaldı? Coşkuyla bekliyor olabilirsiniz, sevgilinizle planlar yapmış olabilirsiniz, "Yok ben bu Sevgililer Günü işinden hazzetmiyorum"culardan da olabilirsiniz ya da yalnızlığınıza bir kere daha küsebilirsiniz. Her durumda da paniğe gerek yok derim. Yatcaz kalkcaz geçecek.
Sakin olalım arkadaşlar.
"Onun yerinde olsam öyle yapmazdım" demek kendimizi karşımızdakinin bir üst seviyesine çekme hali, biraz da haksızlık.
Öyle dememek lazım, o da senin yerinde olsaydı senin yaptıklarını yapmazdı. Kabul etmek lazım.
Olur ya hazır değilsindir. O yolculuğa, o işe başlamaya, ilişkiye...
Olur gerçekten, insan bomboş yolda bile karşıdan karşıya geçemeyebilir. Ve fakat hazır olmadığının arkasına saklanıp saklanmadığını da bilmek gerekir.
Tembellik ya da korkaklık yüzünden güzel bir fırsatı kaçırmaya değer mi hiç, değer mi, değer mi söyle.
Ya bomboşsun ya ağzına kadar dolu. Ya telefonun hiç çalmaz ya susmaz.
Ya gelen giden yoktur ya kapı durmaz.
Nedense bir türlü teker teker gelmiyor bunlar Biraz ortadan gitsek olmaz mı?
Bu arada alakasız ama MARLEY Jammin Collection'dan bluethoothlu taşınabilir hoparlör gayet başarılı.
Hem şık, hem ses kalitesi kulvarının iyilerinden.
Şimdi Sevgililer Günü haftasındayız ya konu bir türlü aşktan meşkten çıkmıyor. En son bir hafta sonu ekinde 'Aşk Diyeti'ne denk geldim. Lorlu, yumurtalı, ananaslı bir şey. Ben size asıl aşk diyetini yazayım. Bu diyet ilişkinin bir başında, bir de sonunda yapılabilir. İlk günlerde aşkından yemek yiyemezsin, hele onun karşısında asla!!! Deli misin?
Sonra duruma alışırsın ve "Aşk Diyeti"ni berbat bir ayrılığın ardından ustalıkla uygularsın. Bir şey yapmana gerek yok acı çek yeter! Ya da âşık ol. Bence âşık ol. En temizi.
Benim buradan kalkıp dünyanın en iyi yönetmenlerinden birinin beş dalda Oscar'a aday olmuş filmine "Uzun" çekerek burun kıvırmam olmaz.
Ne yani o bana çok uzun gelen on beş yirmi dakikada insanlık için çok büyük bir adım mı atacağım, tarihin en büyük buluşuna mı imza atacağım.
Yooo.
Ama seyirci psikolojisi işte, can işte, sıkılıyor işte.
Martin Scorsese'nin Leonardo DiCaprio'yu başrole koyarak çektiği "Para Avcısı" tabii ki iyi bir film ama dedim ya uzun, hiç bitmeyecekmiş oracıkta boğulacakmışım gibi uzun. Belki de artık tahammüller kısadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.