YAZARA MAİL GÖNDER Valla iyi niyetliyim

YAZARLAR

Az önce aldığımız bilgiye göre iyi niyetin açamayacağı kapı yok. Elle tutulur olsun, sanal olsun. Öyle bi'şey ki bu 'iyi niyet' DNS ayarı çekmeden Twitter'a bile girebiliyorsun. Vay be. Biz kötü niyetliyiz galiba.
Oysa iyi niyetle giriş yaptığımız ne çok şey yerini bulamadı.
Kırıldık, darıldık, kötü sanıldık.
Kötü niyet de var değil mi?
Var, var ve sağlam iş yapıyor. İyilikler, kötülükler, niyetler, ödenen diyetler beni çok düşündürüyor.
Ne kadar ilgilisiniz bilmiyorum ama Garo Mafyan dokuzuncu kez MSG (Müzik Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) Başkanlığı'na seçildi.
Gittik, oyumuzu verdik. Tebrik ederiz. İnşallah hepimiz için güzel şeyler olur. Konuyu şöyle genele ve de yerele bağlamak isterim; şikâyet etmek istemiyorsan, sen de nerede olursan ol hakkın için oy ver. Üşenme.
Yoo konuyu teğet geçemeyeceğim.
Twitter'ın kapatılması kanımı dondurdu. Tweet atma hastalığı açısından değil, sanal sosyalleşme sevdası açısından değil... haklarım(ız) açısından, özgürlük açısından, ifadenin olmazsa olmazlığı açısından, böyle cümlemizin makasla ortadan yarılmasının acısından.
Dön gel 'iyi niyet'e... hani nerede?
Niyetten enerji, sinerji dalgasına geçelim. İnandığımız her şey ne kadar da güçlü.
Misal size küçücük, gündelik bir örnek. Kedilere alerjim var. Bilgi bu. Bir kediye dokundum mu, aynı odada uzun süre bulundum mu bittim ben. Nefesim sıkışıyor, gözlerim akıyor vesaire. Yıllardır bu böyle. Peki şimdi yazı yazarken kucağımda kim var? Komşumun kedisi Fatma ve ben gayet iyiyim.
Bir yıldır direndi Fatma. Her gün yanıma gelmeye çalıştı, kaçtım, yanaşmadım.
Sonunda aramızda bir şey oldu, Fatma'ya "Hayır" diyemez oldum ve zamanla nezlem durdu, gözlerim yaşarmamaya başladı ve artık ben Fatma'yla kucak kucağa oturuyorum.
Demek ki kedilere alerjim yok.
Demek ki gerçekten düşünce çok güçlü. İnanç dört kaplan gücünde. Mesela yani.
Köşe yazarı Yonca Tokbaş, Ahmet Kaya'yı yeni dinlemeye başladığını daha önce arabesk müzik yaptığını zannettiğini yazmış. Yazıyı okuyan internet siteleri de dalga geçmiş. Cahilllll seniii!
İyi de kız zaten ne kadar utandığını, aptal olduğunu düşündüğünü yazmış. Bu yazıyı kaleme alması bile onun kendiyle barışık olduğunu göstermiyor mu? Evet neydi sözümüz bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
Herkesin bilmediği neler neler var. Ben bu "Açığını yakaladık, haydi dalga geçelim, kendimizi bir halt sanalım, ferahlayalım" bakışlarından, çıkışlarından, aslında tıkanışlarından çok sıkıldım.
Biraz da life style yazar görevimi yerine getireyim.
İstanbul'un son zamanlarda en sevdiğim beş mekanı sırasız şöyle; 1. Yemekleri, atmosferi ve şıklığıyla Flamingo 2. Özellikle Pazar kahvaltısı ve sürpriz partileriyle Emirgan'daki La Boom 3.
Günde üç öğün, her zaman Lucca 4. Biraz cool takılalım, farklı lezzetler tadalım dersek Karaköy Gaspar 5. Spor sonrası güneşli sabahların vazgeçilmezi Bebek Kahve.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.