YAZARA MAİL GÖNDER Ananas kinoa bize ne ola?

YAZARLAR

Elimde alışveriş listesi... Şöyle..
Yumurta
Probiyotik yoğurt Kinoa
Domates, salatalık vs.
Ananas
Avokado
Somon...
Böyle gidiyor. Evdeki eksikler bunlarmış. Bak sen. Hani kadın dergileri ya da hafta sonu ekleri "Mutfağınızın olmazsa olmazları neler?" gibi bir soru sorsalar, ben ananas, yumurta, kinoa, avokado mu sayacağım yani.
İyi de kuzum ne zamandan beri?

BM BAŞIMIZA SARDI
İşte bunlar hep 35 yaşına gelip de çoluk çocuğa karışamamış olmaktan, kendine sarmaktan. Paralel diyetler, oyunlar, kafa yıkamalar, para kazanmalar bunlar. Valla bak, başka hiçbir şey değil.
Üşenmeyen girsin son dönem çıkan diyet-beslenme programlarına baksın. Kinoasız, somonsuz, ananassız tövbe Allah liste yok. Şimdi kinoayı başımıza salan Birleşmiş Milletler. 2013'ü Kinoa Yılı ilan ettiklerinden beri, kinoa da kinoa.
Efendim bilmeyenlere kısa bilgi. Kinoa Güney Amerika'da yetiştirilen yedi bin yıllık bir tahıl türü. Bölgenin en önemli besin kaynağı. Protein yönünden uçmuş.
Yaşlanmayı geciktiriyor, kanseri önlüyor, magnezyum eksikliğini gideriyor, buğdaydan iki misli tahıl içeriyor, alerjilere, ödeme, şişkinliğe ilaç gibi geliyor.
Az daha kalsa iki kaş arasına botoks bile yapar bu. O derece marifetli.
Ki dalga geçtiğime bakmayın çok önemli.

MARIANNA MIYIM?
Avokado desen anavatanı Meksika, yağ ve proteinden zengin, ölçülü yersen cilde, kabızlığa, yaşlanmaya artık canını sıkan ne varsa ona çare oluyor.
Ananas başka bir alem. O da özünde Güney Amerika'dan ama sen Tünel'den Galata'ya yürürsen yurdumuzun ananas aşkını da görürsün, sanırsın simit, gözleme, mantı... dört bir yan ananas.
Yemezsen ayıp. Tabii ananasın yağ yakıcı, metabolizma hızlandırıcı özelliklerini inkar edemeyiz.
Ananas bolluğunun önüne geçilecek gibi değil.
Bir Marianna, bir Mauela, bir Marimarım sanki ille de ananas, ille de kinoa, ille de avokado.
Peki Norveçli balıkçı karısı misali sürekli evde somon pişirmem kaç puan. Lüfere, palamuda ne olduysa artık kilo vereceğiz, form tutacağız diye somona abanmış durumdayız.
Kadınlar arasında "Ay şekerim ben somonu portakal suyuyla ovup, arpacık soğanlarla süsleyerek fırına veriyorum" kıvamında diyaloglar dolanıyor.
Kinoa tarifleri havalarda uçuşuyor.
Bir dönem soya kıyması denen kabusumuz vardı, ki o dönem benim genç kızlığıma denk gelir. Annemin soya kıyması sevdası yüzünden ağzının tadı kaçan zavallı babam evden kaçıp köşedeki dönerciye sığınıyordu.
Diyet desen, az yemekti, tatlıyı-tuzuekmeği kesmek, yürümekti. Bak şimdi aklıma kendini naylona sarıp ip atlayan babam geldi. Tövbe Yarabbim. Babam, naylon ve ip. Neyse...
Bunlar hep dönemsel işler ben size söyleyeyim. Anamın karnından ananasla, kinoayla çıkmadım ya. İnsan öyle bir havaya giriyor ki sanki bunları yemezse şarjı bitecek, kırış kırış olacak zannediyor. Sen sen ol kopup gitme aklını, mutfağını, cüzdanını koru sevgili okur.
Mis gibi kabağa, semizotuna, cacığa, türlüye, sebze çorbalarına, elmaya, nohuda, beyaz peynire, bademe, fındığa, köfteye ne oldu yani. Out oldu out.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.