Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Korkunç haberi hatta rezaleti duymuşsunuzdur. Bir sapık geçtiğimiz hafta sonu Boğaziçi Üniversitesi kadın yurduna kilidi bozuk yangın merdiveninden girip 5. kattaki odasında tek başına uyurken yakaladığı bir öğrenciye jiletle saldırıp tecavüz etmeye kalktı.
Bu olay başlı başına bir skandaldır.
Boğaziçi Üniversitesi yetkililerinin olayı takiben 'hiçbir şey olmadı, küçük bir kazacık, her şey kontrol altında' kıvamında yaptığı açıklama da yeterli değildir.
Sen evladını okuması için Türkiye'nin en büyük, en önemli, en prestijli üniversitelerinden birine yollayacaksın. Sırf daha güvenli olsun diye, üniversite havasını solusun diye yurtta kalacak ve sonra uykusunda ruh hastasının biri odasına girip ona jiletle saldıracak. Bunun özrü falan yoktur. Olamaz. Buna susulamaz.

Kendi içinde çözmek...

Burada ayan beyan bir güvenlik açığı, dikkatsizlik, özensizlik, ilgisizlik söz konusudur.
Olaydan sonra Boğaziçili kadınlar toplanıp; "Bu yaşanan ilk değil, daha önce de okulun prestijini etkilememek adına bu tip olaylar 'kendi içlerinde' çözülmeye çalışıldı" diye isyan edip, örgütleneceklerini, ellerinden geleni yapacaklarını, herkesi bilinçlendirmeye çalışacaklarını artık susmayacaklarını belirten bir açıklama yaptılar.
Bir öğrenciye yapılan saldırıyı 'kendi içinde çözmeye çalışmak' ne demektir? Bunu yapanlar kimdir? Susup göz yumanlar kimlerdir? Acilen bulunup ortaya çıkarılmalıdır bu biiir.
Gelelim ikincisine. Pazartesi öğlen tatilden eve döndüm. Evim hemen Boğaziçi Üniversitesi'nin orada, Rumelihisarı'nda. Bizimki tam mahalledir. Çıt çıksa ben de cama çıkarım. Baktım sokakta bir gürültü, polis karşı komşuların kapısını çalıyor, kimseyi bulamıyor. Açtım camı "Dedim buyurun, bir durum mu var?"
Meğer Boğaziçili kıza yapılan jiletli saldırıyı araştırıyorlar ve çevre evlerin kamera kayıtlarını inceliyorlarmış.

Sapık nasıl kaçtı?

Kapımda kamera sistemi olduğu için polisleri hemen evime davet ettim, kamera kayıtlarını açtım, incelediler. Kampüsten kaçan sapık, bizim sokaktan geçmiş.
Zavallı kız öğrenci okulu bırakıp memleketine dönmüş, jiletle parmakları kesilmiş. Durum hiç de Boğaziçi Üniversitesi'nden yapılan "Kontrol altına aldık, güvenlik birimimiz anında müdahale etti" tadında da değil.
Madem anında müdahale edildi, adam nasıl kaçıp kurtuldu? Nasıl oracıkta etkisiz hale getirilemedi? Adam nasıl elini kolunu sallaya sallaya bizim sokaktan sahile indi? Sizin güvenlik görevlinizin jiletten korkup geri kaçtığı doğru mu, değil mi?
Siz öğrencilerinizin canını kapıda göstermelik olarak dikilen birine nasıl emanet edersiniz?

Şu anda konuyu bir an önce kapatma ve unutturma telaşına mı sahipsiniz yoksa kampüsünüzdeki güvenlik açıklarını nasıl kapatabileceğinizi, öğrencilerinizi nasıl koruyabileceğinizi mi hesaplamaktasınız?
İstanbul'un en nezih yerindeki, en iyi okulu olarak gösterilen Boğaziçi Üniversitesi'nde bile durum buysa vay halimize.
Bu arada sokak sokak dolaşıp kamera kayıtlarını incelemek isteyen, görgü tanığı arayan polislerimize yardım etmeyen, konuyu siyasi algılayıp polisin yüzüne kapı kapatan kişilere de sesleniyorum; sizin kızınıza aynısı olsa ne yapardınız? Vicdanınızı nerede bıraktınız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;