Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Gazeteci Edda Sönmez. Okumuş kadın. Anlattığına göre işini seven, arkadaş çevresinde sevilen bir kadın, 'özgür' tabir edilen bir kadın.
Hikayeyi duymuşsunuzdur.
Oyuncu sevgilisi Saruhan Hünel'den şiddet gördüğünü söyledi Edda. Biz de arkasında durduk. İkilinin telefon yazışmalarını okuduk.
Adamın pişkinliği, zalimliği karşısında donduk.
Dün Cengiz Semercioğlu'na röportaj vermiş Edda. İşin başından beri Saruhan Hünel'den şiddet görüyormuş meğer.
Tatile iki bavulla gitti diye tartaklanmasıyla başlamış macerası. Sonra dekoltelere karışmalar, saçlarını eski sevgilin için mi kestirdin öfkesiyle saçlarını yolmalar, tehditler, itmeler, vurmalar derken mor gözüyle finale çıkmış Edda.
Şimdi burada ekonomik gücü, işi, dostları olan modern şehirli kadın Edda'nın kabahati yok mu?

***
Neyin eksikliğidir acaba en 'güçlü' görünen kadınların bile şiddete susmaları.
Neyi kendilerine layık görmezler. Nasıl bir sevgisizliktir. Nasıl bir ilgi açlığıdır?
Hele ki eyvallahı olmayacak pozisyondaki kadınların nedir bu kendilerine saygısızlığı.
Nedir bu 'maçoluktan beslenen, ruhu ezik adamlara pay vermelerinin gerçek sebebi?
Nasıl yetiştirildik biz söyler misiniz?
Nelere inandık, inandırıldık.
İnsanın kendine saygısı okumakla, Nişantaşı'nda dolaşmakla, iyi işlere imza atmakla gelişmiyor değil mi?
Çevremde mutsuzluklarına, gördükleri şiddete rağmen direnen o kadar çok kadın var ki?
Bu işin köküne inmeli, önce kadınları değiştirmeli.
***

Yüz kere yazsam yetmez! Yetemez!
Ben de üşenmem, yazarım. Dayağın, tokadın, hakaretin, fiziksel ya da psikolojik şiddetin Bir kereden bi'şey olmazı yok. Zaten ne oluyorsa o bir kerenin açtığı yolla oluyor. Bugüne kadar aksini görmüş değilim.
Bu Affedersiniz, affetmezsiniz, siz bilirsinizlik mevzu değil. Artık bütün kadınlar bunu kavramalı.
Bir kere tokat atan, bir daha atar. Bir kere hakaret eden, bir ömür eder. Bir kere döven, ilk fırsatta yine döver.
Her defasında gördüğünüz şiddet katlanarak gider.
Kıskançlık, anlık öfke, aşırı tutku gibi mazeretlere, gözyaşlarıyla özür dilemelere, araya arkadaşları, aileleri sokmalara aldanmayın artık. Gözünüzü açın.
Önce kendinizi sevin kızlar. Önce kendinizi kollayın. Kendinizi sayın. Çevrenizden destek bulamıyorsanız, ekonomik korkular taşıyorsanız, canınızla tehdit ediliyorsanız, kimsenin sizi sevmeyeceğine inandırılmışsanız ve eyleme geçemiyorsanız, en azından farkında olun.
Bir kadının daha ağzından "Ama beni çok seviyor", "Düzelir dedim", "İlişkimi-evliliğimi kurtarmak istedim" gibi cümleler duymak istemiyorum.
Çünkü sizi dövebilen, gözünüzü morartabilen, korkutan, aşağılayan bir adam sizi sevemez.
Böyle bir adam düzelemez. Kurtarmayın böyle ilişkileri-evlilikleri.
Tez elden kendinizi kurtarın.
Kendinize saygınızı, itibarınızı, onurunuzu, geleceğinizi, yaşamınızı...
Yapmayın kızlar! Etmeyin!
Üçüncü sayfa haberlerini okumuyor musunuz? Onlarca yerinden bıçaklanarak can veren kadınları, ayrılmak istedi diye öldürülenleri, mosmor gözleri, kırık kaburgaları görmüyor musunuz?
Hiçbirinin sevgilisi ya da eşi ilk gün "Merhaba" dedikten sonra gözüne yumruğu indirmedi değil mi? Hepsinin hikayesi bir; "Başlarda böyle değildi...". Siz affettikçe bir sonraki gününüzü karartıyorsunuz, affettikçe o adamın şiddet yollarına vize veriyorsunuz.
Affetmeyin bu adamları. Sevmeyin!
Onun olmayan sevgisine ihtiyaç hissetmeyin! Hayır! Sabırlı olmanız, alttan almanız, anlayış göstermeniz gereken yer, bu yer değil. Farkına varın artık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER