YAZARA MAİL GÖNDER En erkek makarna!

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Zorlu Alışveriş Merkezi'ndeki hangi makarna, Obama'nın da favorisi? İstanbul, lüferinin kuyruğunu nasıl tutuyor? Osmanlı'nın Kurban Bayramı ziyafetinin izi evde nasıl sürülür? Reina aklını peynir ekmekle mi yedi? Fazlası Gurman Günlük'te...

6 EKİM PAZAR

Çin devleti de bana mı dava açacak?
Bodrum'da, kocasıyla beraber mütevazı bir balık lokantası işleten 'Remziye Ana', etrafın 'modernleştirme' gazıyla adını 'Reana' yapar. Ali Rıza Kardüz de burayı anlattığı yazısına "İstanbul'un Reina'sı varsa bizim köyün de Re-Ana'sı var" başlığını atar. Bunun üstüne İstanbul Kuruçeşme'deki Reina, vayyy sen benim adımı kullanarak rekabete kalkışırsın ha, diye dava açar! Tam bir 'Canım Türkiyem' durumu diyeceksiniz ama değil! İletişimci Necla Zarakol'un nasıl uğraştığını hatırlıyorum; onun başına gelen daha bile absürttü: İspanyol kökenli ünlü hazır giyim firması Zara, ününden faydalanıyor diye Zarakol'a karşı isim hakkı davası açmıştı! Çin devletinin, şöhretini kullanıyorum diye benimle uğraşması gibi bir şey! Allah akıl fikir versin.

7 EKİM PAZARTESİ

Köyden Cheddar
Kenan Işık'ın sunduğu Kim Milyoner Olmak İster (atv) iki koldan tavlıyor beni: 1. Karadayı'dan hemen sonra geldiği için. 2. Yeme-içme soruları gayet iyi olduğu için. 'Cheddar peyniri' adını hangisinden almış mesela, biliyor muyuz, ayvayı yiyor muyuz? A) Keltçe 'turuncu' kelimesinden B) Üretici aileden C) Bir inek türünden D) İngiltere'de bir köyden Evet, orada bir köy var uzakta ve adı Cheddar. Farsçadan dilimize geçen ve kelime anlamı 'iplik' olan yiyecek hangisi peki? A) Kadayıf B) Erişte C) Sucuk D) Pırasa Kadayıf ile pırasa şüphe uyandırsa da, erişte diyen kazanır.

8 EKİM SALI

Üç edebi lokma: Köfte gazoz ve pandispanya
Adlarının aksine, mutfakla doğrudan alakalı değiller. Üçü de güzel edebiyat. Bayram tatilinde lezzetli okuma arayanlar ilgilenebilir: 1. Hoşgör Köftecisi: Orhan Veli'nin, Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yayımlanmış hikayeleri ilk defa ayrı bir kitapta toplanmış. (Yapı Kredi Yayınları) 2. Peri Gazozu: Ercan Kesal, hekim gözüyle taşradan topladığı insan hikâyelerini, babası gazozcu Mevlüt'ün hatırasına adamış. (İletişim Yayınları) 3. Size Pandispanya Yaptım: Mario Levi'nin romanında, 'kaşkarikas'tan 'boyikos'a binbir türlü yemek pişiriliyor. (Doğan Kitap)

9 EKİM ÇARŞAMBA

İlikli makarna, düğme ilikletir mi?
Zorlu Center'daki Beymen'in küçük bir vilayeti aratmayan yüzölçümünden geçen ay bahsetmiştik, sahiden öyle. Tam kaybolmalık, yayla gibi mağaza! Gurman'ı ilgilendiren tarafı, içindeki İtalyan lokantası Morini. "Ekonomi haberleri hiç bu kadar bolboğaz olmamıştı" başlıklı kompozisyonumuzda ondan da bahsetmiştik. Morini, ABD'li ünlü yatırım bankası Merrill Lynch'in eski başkanı Ahmass Fakahany'nin restoranı. Ortağı Michelin yıldızlı şef Michael White'ın lakabı, 'makarna tanrısı'. "Nasıl kadın var kadın varsa, araba var araba varsa, makarna var makarna var," demiş Sibel Arna'ya (Kelebek, 7 Ekim Pazartesi). "Biz makarnanın en yüksek modelini, en güzelini, en seksisini yapıyoruz." Yapıyor valla! Adamın makarnası "Vay anasını!" dedirtiyor.

Rakiplere geçmiş olsun
Çarşamba günü Zorlu Center'a inşaatı teftişe gitmiş gibiydik. Bazı mağazalarda hummalı hazırlık, ortalıkta süren temizlik... Merkezi, haşmetli, markalarıyla da pek albenili, ama burası esas olarak iki yönüyle arayı açıyor galiba. Bir, Broadway usulü sahne şovlarını ayağımıza getirmesiyle. İki, gurme duraklarıyla. Tom's Kitchen, Jamie's gibi şöhretli ilkler, Lucca'nın yeni konsepti gibi meraklandıranlar devreye girdiğinde, İstinye Park ile Kanyon en azından bir süreliğine geçmiş olsun dileklerimizi kabul etsin! Morini, Zorlu'da açılan ilk iddialı lokanta. Geniş bir alanı yok, devasa Beymen'in içinde olduğu düşünülürse hele, küçük bir mekan. Öğle yemeğinde rastlaştığımız ünlülerden hareketle (Mustafa Taviloğlu, Kaya Demirer, Berk Ekşioğlu...) iddia edebiliriz ki, bayram sonrası kapıda kuyruk olur. Kısa bir menüsü var. Bir mekan daha oturmadan gitmenin cilveleri No 1: Dört atıştırmalıktan ikisi henüz yok (Murphy kanunları gereği, tam da denemek isteyeceklerimiz! Füme patlıcanla doldurulmuş kızarmış hamur parçaları, bir de kızarmış mini enginarlar). Cilve No 2: Kurşun kalemle, kargacık burgacık yazıyla not düşülmüş fiyatlar, 'casual' bir etki yaratıyor! Toplam altı başlangıç; marine levrek, poşe ıstakoz, yerli palamut, ızgara ahtapot, steak tartar ve fırınlanmış balkabağı çorbası. Fıstıklı kuskus, burrata peyniri, patlıcan turşusu, mantar kreması gibi eşlikçileri var hepsinin.

Çağdaş kadının çıkmazı
Ortaya bir salata söylüyoruz. Ana yemek kararı sancısız; alternatifler levrek, tavuk, kuzu incik ve dana bonfile. Kazanan, taze biberiyede marine edilmiş kuzu incik oluyor; 'yatağında' polenta, yanında pazı, fırınlanmış biber ve gremolata sos var. Bana göz kırpansa menünün makarna kısmı. Gönlümü çelen, fusilli. İşte fusilli var, fusilli var! Bu arkadaş, kırmızı şarapta ağır ateşte pişirilmiş ahtapot ve kemik iliği şeklinde vaatkar! Garsonumuzun eklediğine göre de Obama'nın favorisi! Mevsim yeşillikleri ve baharatlı keçi peyniri toplarından mürekkep salatamız, çıtır yapraklı ve ahenkliydi. Genel olarak kusur bulmaya teşne E.A., inciğin çok iyi olduğunu söyledi. Bense makarna hiç bitmesin istedim. Hamurla sos bu kadar mı hemhal olur! Anish Kapoor heykellerini andıran tabağa da ayrıca 10 puan! Fakat şöyle de bir mesele var. 'Hardcore' bir makarna bu. Yoğun. Çok lezzetli fakat yağlı. İçinde bolca ilik ile, çok erkek. Çağdaş kadının dilemması durumu baş gösterebilir hedef kitlede: Afiyetle ilikli makarna mı yenecek, gururla 36 beden kostümlerin düğmeleri mi iliklenecek? İkisi aynı anda, zor! Birer kadeh şarapla birlikte 164 TL ödedik. İkram ettikleri panna cotta'yı da bayramdan sonra anarız...

10 EKİM PERŞEMBE

İlk Slow Fish İstanbul...
'Palamutsuzuz' diye, 'pala'yla 'mutsuzuz'un farklı renklerde yazıldığı bir başlığa denk geldim, iyi anlatmış durumu. Bandırma Balık Hali'ne getirilen palamut miktarı, geçen ay, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 82 gerilemiş. Doğruysa, içler acısı bir hal. Lüfer Bayramı'nı geçen seneden hatırlarsınız. Defne Koryürek liderliğindeki Fikir Sahibi Damaklar'ın 'İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın' kampanyası bayağı ses çıkarmıştı. Lüfer Bayramı'na dost/kardeş bir rakip geldi: Slow Fish İstanbul. Uluslararası Slow Fish kampanyası çerçevesinde bu yıl ilk defa Türkiye'de yapılacak olan etkinlik, 17-20 Ekim'de Boğaziçi Üniversitesi'nde (Albert Long binasında). Akademik konuşmalar da var, mini film festivali de, çocuk atölyeleri de. İtalya'dan, Yunanistan'dan, Makedonya'dan, Ukrayna'dan delegeler, balıkçı toplulukları, aşçılar, akademisyenler, çevre örgütleri ve tüketiciler güçlerini, gayretlerini, endişelerini, umutlarını birleştirecek: Balıksız kalmayalım.

11 EKİM CUMA

Kimin Yumurta Günü kutlu olmasın?
Ekim ayının ikinci cuması, Dünya Yumurta Günü! Uluslararası Yumurta Komisyonu (IEC), 1996'da ilan etmiş bunu. Besleyici değerine dikkat çekip tüketimini artırmak istiyorlar. Japonlar yumurta konusunda da öndeymiş, yıllık kişi başı yumurta tüketimi 328'miş. Amerika'da 247, Avrupa'da 225, bizdeyse 185. Halbuki sabahlara saadet katar, sürüyle yemeği zenginleştirir, lezzetli, ucuz, pratik... Sağlığına dokunmayan niye tüketmez, anlamak zor. Kutlu olsun. Ama bazılarının da kutlu olmasın: Sahanda yumurtayı göz göz yapamayıp dağıtanlar... 40 kere söylemenize rağmen üstüne kapak kapatıp beyazlaştıranlar... Nice tatili, nice kahvaltıyı berbat ettiler. Tebriği hak etmiyorlar!

12 EKİM CUMARTESİ

Bayramlık: Hurmalı et yahnisi
363 yıl önceki bir Kurban Bayramı ziyafetinde neler yenmiş olabilir? Âsitâne Restaurant, geçen yıl bir tadım menüsü hazırlamıştı: Ziyafet-i İd-i Adha. Topkapı Sarayı'nın 1650 yılı Kurban Bayramı Ziyafeti. Edirnekapı'da Kariye Müzesi'nin bitişiğindeki Âsitâne Restaurant, Osmanlı saray mutfağından örnekler sunar. Tatlı-ekşi-mayhoş lezzetler, değişik baharatlar, alengirli pilavlar, şerbetler... Mutfakta kullanılan meyve çeşidine ve bolluğuna şaşarsınız. Domatesin olmadığı dönemlerde yemekleri zenginleştiren elemanlar meyvelerdir. Karşınıza üzümlü, kayısılı, dutlu, vişneli, erikli, ayvalı, hurmalı etler çıkar. Evde yapmak da imkânsız değil. Hazır Kurban Bayramı arifesinde, İstanbul'un 100 Lezzeti'nden (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları) hurmalı et yahnisi reçetesi nakledelim. Önce malzemeler gelsin: 1 kg iri kuşbaşı koyun eti. 1 ufak kâse suda bekletilip süzülmüş hurma. 2 adet kuru soğan jülyen doğranmış. 3 yemek kaşığı tereyağı. 1,5 su bardağı sıcak su. Yarım çay bardağı koruk veya limon suyu. Yeterince tuz ve karabiber. Olaylar şöyle gelişiyor: Tencerenin altına biraz yağ, üstüne biraz et, onun üstüne biraz hurma koyup, et bitene kadar bu sırada gidiliyor. Tereyağı eritilip, soğan bunun içinde pembeleşene kadar pişiriliyor. Koruk suyunun, tuz ve karabiberin eklendiği sıcak su etlerin üstüne gezdiriliyor. Tereyağlı soğan da yayılıyor. Kısık ateşte etler yumuşayıncaya kadar pişiriliyor. Kurban Bayramı'na fevkalade uyan bir yemek oluyor, muhtemelen her tadan tarafından övgülere boğuluyor. Evet, iyi bayramlar herkese. Ağzınızın tadı yerinde olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.