YAZARA MAİL GÖNDER Börekten de güvercin çıkmayıversin!

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Zeytinli çikolata yemesek de olur. Karalahanalı dondurmayı hiç almayalım, böreğimizden çıkacak ödü kopmuş canlı güvercin eksik kalsın. İstemez!

27 OCAK PAZARTESİ

ZEYTİNLİ ÇİKOLATA KARALAHANALI DONDURMA
Geçen haftanın haberlerindendi, güme gitmesin: İzmir'de zeytinli çikolata üretilmiş, ilk sipariş de ABD ordusundan gelmiş! İzmirli UGS Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Erol Avni Bozkurt, tek başınayken son derece tatmin edici olan iki lezzeti, zeytin ile çikolatayı nedense bir araya getirmeyi seçmiş. 150 değişik formül denemesinden sonra zeytinli çikolata üretmiş! Ürüne Chokoliva adı verilmiş, ilk ihracat da ABD ordusuna yapılmış! Kuveyt ve Dubai'de büyük gruplarla görüşüyorlarmış, iç pazardaysa bir süpermarket zinciriyle anlaşmışlar. Yolları açık olsun da, bazı ürünlerin işi zor. Zeytin reçelini bile bazı zihinlere kabul ettirmek hâlâ daha kolay değilken, çikolatada durum daha da ağır... Zeytinli çikolatayı niye talep edelim, niye arayalım, niye özleyelim? Ama yine de önyargılarımızla boğmayalım kendimizi, beterin beteri var! Geçen haftaki CUMARTESİ Sabah'ta yakın gelecekte gastronomiyi değiştirecek yenilikler sıralanmıştı: Ispanaktan daha fazla demir, somondan daha fazla B12 içeren böcek barları; çikolata, kahve, Hindistan cevizi ve zencefille tatlandırılıyormuş. Tokyo'daki bir restoran, menüsüne topraklı yiyecekler eklemiş: Topraklı patates çorbası, topraklı risotto, topraklı dondurma... Onu hazmettiyseniz, yeni trend sebzeli dondurmalara buyurun! Özellikle karalahanalı dondurma revaçtaymış! İnsanı karalahana dolmasından da, dondurmadan da aynı anda soğutmak mümkün demek!

28 OCAK SALI

DAVUL FIRIN: BİR ÇOCUKLUK KOKUSU
Davul fırın, benim için çocukluğum demek. O kocaman yuvarlak tepsilerle yapılan börekler, yemekler, poğaçalar, tatlılar demek. Annem hâlâ kullanıyor arada, nostaljik bir aksesuvar olarak. Meğer yalnız değilmiş! 2007'de 'davul fırıncı' Akel'i alan Kahramanmaraşlı Gümüşoluk ailesi, beş yılda satış adedini 120 binden 1.3 milyona çıkarmış, ciroyu da 4 milyon liradan 30 milyon liraya... Mutfağında her türlü alet edevat varken, davul fırından vazgeçmeyen bir kitle olduğunu söylüyor Yaşar Gümüşoluk. Orta Anadolu ve Karadeniz'de börek ve tatlı, Doğu Anadolu'da ızgara için kullanılıyormuş. Karadeniz'de hamsi davul fırında pişiyor, Kayserililer mantıyı onda kurutuyorlarmış. Fenerbahçe'de de börek ve kekler davulda pişiyor diye bilgilendireyim!

29 OCAK ÇARŞAMBA

EV YAPIMI TEST: ŞEKER Mİ YAĞ MI?
İngiliz ikiz kardeşler Alexander ve Chris Van Tulleken, şekerin mi yoksa yağın mı daha zararlı olduğuna dair büyük fedakârlıklara girişmiş. Aslında üçüzler bence! Üçüncüsü doğum sırasında karışmış ve Murat Başoğlu adıyla Türkiye'de yaşıyor! Kas yapıyor/ yaptırıyor, TV programı sunuyor. Arada 'Sabah Şekeri' zamanı Tarkan'dan daha popüler olduğunu, kızların nasıl da üstüne atladığını söylüyor, en son Patron Mutlu Son İstiyor'da Faruk rolünde yine '5 numaralı' bakışını atıyor! Neyse, BBC için hazırlanan belgeselde İngiliz ikizlerden biri şekeri, diğeri yağı kesmiş. Bir aylık diyet sonunda ikisi de kilo vermiş ama farklı şikayetlerle gelmiş: Şeker yemeyende sürekli bitkinlik, yağı kesende doymama ve yediğinden keyif almama hali... "Uzmanlar ise en tehlikeli yiyeceklerin şeker ve yağ bulunduranlar olduğunu belirtti" yazılı haberin sonunda. Ne anladık şimdi? Nedir yani araştırmanın sonucu? Diyorum size: Murat Başoğlu. Sadece üçüzlük derecesinde fiziksel benzerlik değil. Çok laf, az mana. Kaslı ambalaj, zayıf içerik...

30 OCAK PERŞEMBE

EATALY'DE İKİ KİŞİLİK SANDVİÇ
Zorlu Center, yeme içme konusunda diğer AVM'lere fark atmış durumda. Sırf Eataly yeter. İster keşfedip evde pişirmek üzere alıyorsunuz, ister imrenip orada atıştırıyorsunuz, her ikisi için de seçenek bol. Ve de ister saatlerce oyalanıp oynayın orada ister beş dakikada tok ayrılın, o da olur. Bu defa acil yetişmem gereken bir yer vardı ve midem kazınıyordu. Giriş katındaki Panino'dan bir sandviç siparişi verip yüksek bar sandalyelerine tünedim. Mozzarella ve pestolu sandviçi hazırlayan arkadaştan ikiye bölmesini rica ettim. Dörde de bölebileceğini söyledi. 16 TL'lik sandviç, dörde bölünebilecek kadar büyükmüş meğer, basbayağı iki kişilik. İki kişi, bir adet sandviçle fevkalade tatmin olmuş şekilde kalktık! Sık rastlanan bir hal değil, geçsin kayıtlara...

31 OCAK CUMA

GÜVERCİNE GÖRGÜSÜZLÜĞÜN DİK ÂLÂSI!
Kitabın adı Görgü... Kapakta En Yeni Ve İleri Muaşeret Usulleri yazılı alt başlık olarak... İlk sayfada da "Her şeyin bir yolu, yöntemi var" demişler. Yazan Dr. Gottfried Andreas. Çeviren ("ve tertib eden"): Turan Aziz Beler. Ülkü Basımevi, 1943'te basmış. Neler neler var içinde: Sokakta etrafa nasıl bakılır? 'Sen' mi 'Siz' mi demelidir? Bir memuriyete veya işe nasıl talip olmalıyız? Köpek nerede dolaştırılamaz? Kitaplara musallat haşerat nasıl defedilir?.. Yeme içmeyle de ilgili sonsuz kural, kaide var haliyle. O yasak, bu yanlış, şu çirkin, öbürü ayıp, diğeri terbiyesizlik, beriki caiz değil... Ezeli ve ebedi zapturapt! Istakozu, istiridyeyi nasıl yiyeceğimize dair paragrafları okumak bile yoruyor. Kuşkonmaza bu kadar kuş kondurmak şart mı? Muzda hangi metotla ilerleyeceksiniz sonra; serbest stil mi, İngiliz usulü mü? Bunca tantanadan sonra güvercinli börek hiç mi kenarından köşesinden geçmiyor adabımuaşeretin? Eski zaman ziyafetlerinde canlı hayvanlarla yapılan yemek gösterileri beni oldum olası fena yapar. Burada da tereddütsüz yer verilmiş: "Bazı ziyafetlerde latife olsun diye şöyle oyun oynarlarmış: Yufkaların içine bir büyücek tencere ortasına bir büyük boş tas tersine kapatılarak pişirildikten sonra da o tas içinden çıkarılır. Sonra münasip bir tepsiye bir canlı güvercin veya piliç koyup üzerine de tas gibi mezkûr börek kapatılır. Hayvanın nefes alması için de belirsiz bir iki tane de delik açılır. Tamam yemeğe başlanırken divaneye dönen hayvan cıyak cıyak bağırarak dışarıya fırladı mı sofradakiler gülmekten kırılışırlarmış." Bu mu görgü? Garibim güvercine bunca eziyet. Hayvan korkudan çıldırmış vaziyette debelensin, 'insan' buna gülmekten ölsün! Her şeyin bir yolu yöntemi vardı hani?

1 ŞUBAT CUMARTESİ

BUNA MENÜ DEĞİL POSTER DENİR!
Yağıyor: Koca koca iş otellerinde formal aşk tazelemeler... Sözde afrodizyak menüler, kırmızı güllü/mumlu/kalpli rüküş sofralar... Ne o, Sevgililer Günü! Sevgililer Günü böyle bir şey mi ki: Çilekli pasta yemenin mecburi olduğu gün! Bir de hediye zorunluluğu var ki ofofof. Özel gün hediyelerinin hiç meraklısı değilim. Ama düzenli aralıklarla kavga çıkarırım mesela, zira barışma hediyelerine bayılırım! İşte onlardan sonuncusu: Jim Heimann, Steven Heller ve John Mariani'nin elinden Menu Design In America. (Taschen) 1850'den alıp 1985'e bağlamışlar. Menü değil birer poster, sanat eseri. Hem yemek çeşitliliğinin, damak tadındaki değişimin izini sürüyorsunuz hem de grafik tasarımın... Artık uzunca bir süre kavga çıkarmam!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.