YAZARA MAİL GÖNDER Çiftlikten mangala...

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Angus, bir 'en'ler buluşması: Dünyanın en kârlı besi ırkı, âlemin en lezzetli ve en yumuşak etini veriyor. Virginia Angus'un Los Angeles'tan Tahtakale'ye uzanan yolunun izini, Turgutlu'dan Urla'ya, çiftlikten mangala sürdük...

Moda'da 'Hayvan Yeme', 'Vegan Ol' gibi duvar yazıları görüyoruz. 'Hiç Hayvan Yenir mi?' diye soranın, başka türlü bir baskı gücü var.
Doğrudan emretmiyor ama işte zarifçe ayıplıyor, güceniyor, teessüf ediyor gibi.
O anda bahçe duvarının üstüne yayılmış seksi suratlı pofuduk kediyi, yandaki tatlı serseri sokak köpeğini, sahibiyle gezmeye çıkmış parlak tüylü marka köpeği görüp de tedirgin hissetmemek ne mümkün... Ama işte vejetaryenler ve veganlar kızmasın, bazı hayvanlar da afiyetle yeniyor.
Anguslar misal. İnsan onları çiftlikte, kendi beslenme saatlerinde görüp de az sonra haklarında "Az mı, orta mı, iyi mi?" diye sorulacağını düşününce fena oluyor ama ne hikmetse biraz sonra da kendini, durumu normalleştirmeye çalışırken, onların varlık sebebinin yenmek olduğuna kanaat getirirken buluyor. Tecrübeyle sabit!

MERMERLEŞME FEVKALADE!
Haftasonu, Manisa Turgutlu'da bir Angus çiftliğindeydik. Angus da nedir diyecek olursanız, dünyadaki birkaç boynuzsuz sığır ırkından biri. Boğalar da inekler de boynuzsuz ve tamamen siyah. Kızıl Angus var bir de arada, o da komple kızıl.
İskoçya'nın kuzey bölgesindeki Aberdeen'de yerli ırkların karışımından meydana gelmiş. En çok İskoçya, Avustralya, Yeni Zelanda, Arjantin ve ABD'de yetiştiriliyor.
Zor koşullara dayanıklı, atletik yapılı bir arkadaş. Başı en ufak sığır cinsi; hiç yardımsız doğurmasına da yarıyormuş bu. Bacakları kısa, sırtı ve göğsü geniş, et tutma kabiliyeti de son derece yüksek. Dişiler ortalama 550 kilo, erkek ise biftekleşmeden 18. ayı görürse 850-1000 kiloya çıkıyor maşallah!
Angus, bütün dünyadaki en kârlı besi ırkı. Lezzet açısından da en kaliteli cinslerin başında sayılıyor. 'Mermerleşme' dedikleri şey yani kas lifleri arasında yağın dağılımı homojen çünkü. Etin nefasetini sağlayan da bu... Dünyanın en iyi mermerleşmeye sahip, dolayısıyla en lezzetli, üstüne de en yumuşak eti kabul ediliyor.

LOS ANGELES'DA DOĞAN HİKâYE
Burak Altay'ın Anguslarla tanışıklığı, Los Angeles'daki bir Arjantin Steak House'a dayanıyor. 34 yaşındaki bu zeki ve sempatik genç adam, okumak için UCLA'e gittiğinde, Promenade'deki Arjantin Anguslarının hastası oluyor.
Aynı zamanda da motor hastası: Harley Davidson. Bu merakı, tuhaf bir şekilde hem sonu, hem de başlangıcı oluyor bazı şeylerin. Los Angeles'ta motor aldığını öğrenen babası, memlekete dönüş biletini kesiyor. Burak Altay'ın UCLA macerası sadece günler içinde sona eriyor. Yurda dönüyor ve beş nesildir var oldukları Tahtakale'de babasının yanında dış ticaretle uğraşmaya başlıyor.
Fakat Anguslar hep aklında! Tatları damağında. Yerli Angus yetiştirme hayali de hep kafasında. Bir gün, Urla'daki bahçede, ceviz ağacının altında, babasını hayvancılık sektörüne yatırım yapmaya ikna ediyor.
Birlikte Los Angeles'a uçuyorlar. Her gün Angus yemenin dışında sektör araştırmaları, çiftlik ziyaretleri, fuar gezmeleri, iş bağlantıları, hayvan seçimleri, eğitimler birbirini kovalıyor. Sıra geliyor çiftlik kurmaya ve başkalarının da kurmasına ön ayak olmaya...
2009'da kendi Angus çiftliğini kuruyor, gemiyle memlekete intikal eden büyükbaşlar Virginia bölgesinden geldiği için de adını Virginia Angus koyuyorlar.
Damak tadına ve şehir keşfine meraklı olanların bu isimle karşılaşmış olma ihtimalleri çok yüksek. Çünkü birkaç yıldır namı dilden dile yürüdü.
Önce konumu ilgi çekti: Eminönü'nde Mercan yokuşunda, geleneksel ve harcıâlem bir çevrede; yakınlardaki çorbacı, köfteci ya da büfeye hiç benzemeyen, yurtdışında veya İstanbul'un havalı semtlerinde rastladığımız türde, Virginia Angus isminde bir dükkân. Sonra da etleri ama asıl listelere girip ödüller alan burgerleri...
Sırayla gidecek olursak: Çiftlikte yetiştirmenin yanında, kesim işine de giriyorlar. Günaydın'dan Nusret'e, et kalitesiyle öne çıkan pek çok makbul restorana Angus veriyorlar. O arada restoran da açmak istiyor Burak Altay. Babası da bu işi eğer Tahtakale'de tutturursa, her yerde tutturabileceğini söylüyor.
Nihayetinde 2011'in ortasında, Mercan'da 110 yıllık mazisi olan bir noktada açılıyor Virginia Angus. Şimdi Nişantaşı'nda daha geniş ikinci bir restoranları da var.

ÇİFTLİKTEN MANGALA...
Hafta sonu Angusları hem çiftlikte hem de mangalda gördük. Beslenme saatinde güçlüler güçsüzleri ne biçim devre dışı bırakıyor, 'kuaför' hizmeti alanlar nasıl zevkten dört köşe oluyor, onca siyahın arasındaki tek Kızıl Angus ne müthiş parlıyor, Manisa Turgutlu'daki çiftlikte şahit olduk.
Sonra Urla'da, Burak Altay'ın babasını bu işe girmeye ikna ettiği o ceviz ağacının altında, kendi elleriyle yaptığı mangalla tadına baktık Virginia Angus etlerinin. Füme, bonfile lokum, antrikot, fıstıklı sucuk... Burası elemanın neresi, hangisine ne kadar pişmek yakışıyor...
Bazı hayvanlar yenir diye bağlarsam ayıp olur mu? Bazı hayvanlar fırsat buldukça yenmeli hatta. Sık sık.Afiyetle.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.