YAZARA MAİL GÖNDER Bu adamlar nereye koşuyor?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Futbolda katedilen mesafe istatistiğinin belki de en çok rağbet gördüğü coğrafyalardan biri Türkiye. Biraz kabarık gördük mü hesabı basıyoruz alkışı "Bu adamlar neden, nereye koşmuş" demeden. Aykut Kocaman'ın baş ucu referansıydı koşu. En son olarak da Sow'un F.Bahçe'de kadroya giremeyişine maç başına 9 kilometre koşması gerekçe gösterildi başkan tarafından.

Peki Türkiye'de giderek bir "fetiş" halini alan koşu istatistiği, oyunu anlamak için gerçekten yeterli ve güvenilir mi? Yoksa Alex Ferguson'un dediği gibi, en önemli gerçeği örten bir mini etek mi?

KOŞMAYANLAR MÜZELİK OLUYOR
* Futbol artık üst düzey dayanıklılık ve taktik disiplin gerektiriyor. Bu çılgın tempoya ayak uydurmayana, futbolun business class'ında yer yok. Santraforlar savunmanın ilk halkası... Yıldız kanat adamları 90 dakika gidip geliyor bir lokomotif gibi. Geçtiğimiz sezonun süper takımı Bayern Münich'te takım savunması Hırvat golcü Mandzukic'in en uçta yaptığı bıktırıcı presle başlıyordu örneğin. Yılın Futbolcusu ödüllü Ribery, hem rakip bekleri hayattan bezdirmiş hem de bitmeyen bir enerjiyle sol kanadı uçuşa yasak bölge ilan etmişti.

Bu çoklu görev tanımına ve "can acıtan" tempoya ayak uyduramayan Kaka, yakın dost Alex türevi yıldızlar artık müzelik oluyor nitekim. Çok koşmak asker oyunculara özgü bir görev olmaktan çıkıyor kısacası.

Tıpkı birkaç "biyonik" takıma özgü olmaktan çıktığı gibi. Mesela geçen sezon Şampiyonlar Ligi'nde (CL) 110 km'nin altında kalan takım sayısı sadece 6.

ÖZEL OYUNCULAR ÖZEL KOŞAR
* Koşu performansı, bazı özel oyuncuların nasıl bu yeni "fizik kurallara" ayan uydurduğunu ve neden sıradışı olduklarını göstermesi bakımından da anlamlı. Misal transfer rekorunun yeni sahibi Bale, ilk uluslararası patlamayı yaptığı 3 yıl önceki İnter deplasmanında tam 12 kilometre katetmişti. Üstelik 1100 metreyi 21 km. hızla "yüksek yoğunlukta" geçmişti. Bu mesafe İngiliz Premier Lig ortalamasından yüzde 55 daha yüksek. Bu da yetmezmiş gibi ulaştığı süper dayanaklılık seviyesi sayesinde bu 1100 metrenin 720'sini de 24 km hızla "sprint" atarak katetmişti ki sol kanat için ortalama metraj bunun yarısından bile az.

* Evet, koşmak ön koşul belki ama yeter koşul değil. Hakim felsefe top mülkiyeti artık. Hal böyleyken üstelik bazı oyuncuların oyunun ölü anlarında düşük tempoda koşarak istatistiklerini şişirdiği bir dünyada, mesafeler başarının anahtarı olmaktan uzak. Misal 2010 Dünya Kupası'nda Hollanda, 7 maçın 5'inde daha az koşup finale kalmayı başarmış. Ya da son CL'de 4 yarı finalistten sadece B.Dortmund katedilen mesafede ilk 10'da...

MESUT ÖZİL'İN KİLOMETRE SAATİ
* Bizde pek geçer akçe olmasa da yeşil çimde yeni kalite birimleri var. Koşuları efektif kılan birimler... Alan avcılığı örneğin... Alan artık aslanın ağzında ve bunları bulan, yaratan ve sömürenler prim yapıyor artık. 50 milyon euroluk adam Mesut Özil gibi. Bir alan dedektörü gibi hatlar arasındaki alanları hemen seziyor. Hazırda yoksa da merkezden kanatlara, kanattan merkeze sürekli hareketle kendisi yaratıyor. Geri gelmeyi pek sevmiyor, Bale gibi sprinter değil, oyun metrajı da daha kısa. Yine de ortalama üzerinde kalan koşu istatistiklerini ise bu manevralarına borçlu çoğunlukla. Kilometre saatini yaratıcılıkla işletiyor asist kralı.

* Alanın "karaborsaya düşmesi"nin doğurduğu bir diğer oyuncu tipi daha var ki Almanlar buna "Nadelspieler" (iğne oyuncu) diyor. Ben şahsen "çilingir" demeyi tercih ediyorum. Teknik ve zekalarıyla, karşı kaleye yakın dar alanlarda oyunun akışını sağlayıp rakip baskının kilidini kırdıkları için... Gerekli manevra kabiliyetiyle doğru orantılı ufat tefek adamlar bunlar. Iniesta, Götze, Kagawa bu sınıfın bazı takdirlik talebeleri. Sınıf başkanı ise Messi. Ve onlar da ince işçilikle aşıyor mesafeleri.

NE KADAR YALNIZ O KADAR YILDIZ

* Alan avcılarının ya da çilingirlerin katkısını ölçmeye katedilen mesafe tarzı klasik veriler dar geliyor artık. Yeni fikir, maç boyunca rakiplerinden kaç metre uzak kalabildiklerini yani alan yaratma becerilerini ölçmek. Böylece yaptıkları koşunun efektivitesi de daha net anlaşılacak.

Sözün özü, oyuna katkıyı ölçmekte katedilen mesafeler yardımcı bir unsur şüphesiz. Çok koşmak post modern futbolda bir ayrıcalık değil mecburiyet artık. Ancak bir o kadar da riskli bir referans. Kadro mühendisliğinin temeline bu verileri koymak, büyük resmi ıskalama tehlikesini de beraberinde getiriyor. Futbolda katettiğiniz mesafe ile sahadaki mesafeler her zaman doğru orantılı çıkmıyor zira.

degerlibulent/twitter.com



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.