YAZARA MAİL GÖNDER Şah Fırat operasyonunun şifreleri

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Türkiye, içinde bulunduğu istihbarat savaşının kritik bir aşamasında Şah Fırat operasyonunu gerçekleştirdi. Bu operasyona verilen tepkilerin şifrelerini çözmek için 'istihbarat uzmanı' olmaya gerek yok

Türkiye, 2011 yılında Suriye İç Savaşı'nın başlarında girdiği istihbarat savaşının kritik bir aşamasında Şah Fırat operasyonunu gerçekleştirdi.
Operasyondan geriye, bayrak dikme fotoğraflarının kalacak olması bile daha şimdiden amaçlanan istihbarat, harekat ve propaganda başarısının elde edildiğini gösteriyor. Bu tür kareler, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Iwo Jima muharebelerindeki bayrak dikme görüntülerinin ilham verdiği Clint Eastwood imzalı Atalarımızın Bayrakları filminde propaganda amaçlı olarak kullanılmış ve işe de yaramıştı.
Türkiye, Şah Fırat operasyonunda istihbarat ve propaganda süreçlerini titizlikle kurguladı. 21 Şubat'ta başlayıp 22 Şubat'ta biten tahliye öncesi bir saha istihbarat çalışması yapıldı. MİT, bölgedeki IŞİD gibi silahlı güçlerin Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik tehdidinin arttığı yönünde istihbaratlar alıyordu. Süleyman Şah'ın naaşının da bulunduğu türbenin yer aldığı Halep kırsalındaki Karakozak Köyü, zaten askeri açıdan çok riskli bir bölge.
Esad rejimine bağlı kuvvetler bölgede zaman zaman hava saldırıları yapıyor. Bölge, Özgür Suriye Ordusu'nun Esad rejimi ile çarpıştığı ve aynı zamanda IŞİD'in var olduğu bir bölge. Ve PYD'nin silahlı kanadı YPG'nin de, Türkiye'ye doğrudan tehdit olmasa bile bölgede askeri varlığı söz konusu. Yani Esad yönetimi dahil, her biri devlet olduğunu iddia eden ama aslında örgüt gibi davranan yapıların hakim olduğu kaotik bir coğrafyadan söz ediyoruz.

DIŞİŞLERİ BOŞUNA DİNLENMEDİ

Böyle kaotik bir coğrafyada Musul'da IŞİD'in Türk Başkonsolosluğu çalışanlarını rehin aldığı dönemdekine benzer bir riskin ortaya çıkmaması için Süleyman Şah Türbesi, Türkiye sınırına yakın bir bölgeye taşındı.
Şah Fırat operasyonunu daha etraflı analiz etmek için TBMM'nin Ekim 2014'te kabul ettiği tezkereden de öncesine gitmek ve Mart 2014 seçim sürecinde Dışişleri Konutu'nun dinlenmesi olayını hatırlamak gerekiyor. Dışişleri Konutu'nda dönemin Dışişleri Bakanı, şimdinin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nun yaptığı kozmik görüşmenin dinlenmesi ve kayıtların sızdırılmasının Türkiye'ye karşı bir casusluk faaliyeti olduğu aşikar. O görüşmede Süleyman Şah Türbesi'ne yönelecek olası tehditlere istinaden muharebe senaryoları tartışılmıştı.
Bunun haricinde Suriye'ye yardım malzemesi götüren MİT TIR'larına yönelik Paralel Devlet Yapılanması (PDY) operasyonlarını da unutmamak gerekiyor. 1 Ocak ve 19 Ocak 2014'te MİT TIR'larını Hatay ve Adana'da durduran ve Dışişleri Konutu'nu dinleyenin aynı güç olduğunu varsaymak mümkün.

POZİTİF-NEGATİF PROPAGANDA

Yani Şah Fırat operasyonu, Türkiye'ye yönelik yoğun psikolojik harekat bombardımanı altında gerçekleştirilmiş, özetle zorunlu ama başarılı bir operasyon. İstihbarat operasyonları, operasyon öncesi bilgi edinme sürecinin yanı sıra yapılanın, operasyon sonrasında etkili biçimde kamuoyuna anlatılmasını da kapsar. Bu süreç, 'pozitif propaganda' sürecidir. Operasyona yönelik 'negatif karşı propagandaları' boşa çıkarma faaliyetleri de 'pozitif propaganda' faaliyetlerine dahildir. İşte bu noktada dış güçlerle koordineli çalışan Paralel Devlet Yapılanması'nın negatif propagandalarını psikolojik harekat faaliyeti olarak okumak, anlamak gerekiyor.
Eski bir MİT yöneticisinden Türk istihbarat teşkilatının güç analizini yapmasını istemiştim. İstihbaratçı, "Türk siyaseti ve dış politikası ne kadar güçlü ise istihbaratı da ancak o düzeyde güçlü olabilir" demişti.
Şimdilerde Türkiye'nin siyasi gücünün ve iddiasının artmasına paralel olarak istihbarat teşkilatının gücünün de Musul ve Süleyman Şah Türbesi operasyonu gibi operasyonlarda görüldüğü üzere arttığını söylemek yanlış olmaz. Paralel Devlet Yapılanması'nın Türkiye'nin yerli, milli istihbarat gücünün artmasına paralel olarak geliştirdiği tepkisel propagandaların şifrelerini çözmek için de 'istihbarat uzmanı' olmaya bile hacet yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.