YAZARA MAİL GÖNDER Defineci polisin sır ölümü

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Üç yıl önce Mersin’de polisiye kurmacaların bütün kriterlerini taşıyan bir cinayet işlendi. Define kaçakçıları, kaçakçılık şebekesinin içine sızmış polis ve onun amirlerinin karıştığı bu cinayetin perde arkası hâlâ karanlık

Bundan üç yıl önce Mersin'in Tarsus ilçesinde trafik şubede görev yapan, ama aynı zamanda bölgedeki define kaçakçılığı şebekeleri konusunda Emniyet'e bilgi veren bir polis memuru esrarengiz bir cinayete kurban gitti. Cinayet, 28 Ocak 2012'de define kaçakçılığı ile uğraşan yerel bir organize suç şebekesi tarafından işlendi.

Bu tür küçük ve orta ölçekli lokal mafya işletmelerini, KOBİ kısaltmasından hareketle 'KOMİ' olarak nitelendirmek mümkün. Faaliyet gösterdikleri yerde güvenlik birimlerine rüşvetle sızabiliyorlar. Hatta bazen, bu hafta anlatacağım cinayet öyküsünde olduğu gibi, Emniyet'e nüfuz edip delillerin karartılmasını ve vakaların örtbas edilmesini sağlayabiliyorlar.

Cinayete uzanan süreç, 24 Ekim 2011'de Tarsus Emniyeti Kaçakçılık Büro Amirliği'nin, ilçede kaçak kazı yapan ve Roma dönemine ait kalıntılar içeren bir lahit bulan 10 defineciyi gözaltına almasıyla başladı. Gözaltına alınan zanlılardan 7'si mahkemece tutuklandı. Bu olaydan sonra defineciler, polis memuru Mithat Erdal'ı ihanetle suçlamaya başladılar. Ayrıca bulunan tarihi eserlerin paylaşımında da anlaşmazlıklar çıktı.
Dosyada yer alan belgelerden anlaşıldığı kadarıyla define kaçakçısı sanıklar ile maktul arasındaki yoğun telefon trafiği, maktulün ölümünden sonra bilgisayarında bulunan tarihi eser fotoğrafları ve cinayetin define kaçakçılığı yönünden soruşturulmasını gerektiren diğer deliller soruşturma sürecinde karartıldı.

Cinayet davası, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanıklar, Mithat Erdal'ı vurduğunu söylenen Hüseyin Yasak ile onu azmettirdiği ileri sürülen Ufuk Orhan, Hakan Orhan ve Özkan Yılmaz'dı. Kasten adam öldürme ve öldürmeye azmettirme suçundan yargılanan sanıklardan Hüseyin Yasak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklarsa beraat etti.

CİNAYETİN ŞİFRESİ LAHİTTE!
Maktulün eşi Sibel Erdal, savcılıkta cinayeti aydınlatacak bağlantının define kaçakçılığı olduğunu belirten bir ifade verdi. Sibel Erdal'ın ifadesine göre maktul Mithat Erdal, 7 kişinin tutuklandığı define kaçakçılığı operasyonunda, kendisinin gözaltına alınmamış olmasının diğer definecileri kızdırdığını söylüyordu. Defineciler bu yüzden Erdal'ı ihanetle suçluyorlardı. Sibel Erdal, eşinin ölümüyle ilgili önemli bir ayrıntıyı da savcılık ve mahkeme ile paylaştı. Erdal, Tarsus eski İlçe Emniyet Müdürü Sadettin Yaşar Aksoy ile Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü eski Kaçakçılık Büro Amiri Mustafa Türkmen'in, cinayetin define kaçakçılığı yönüyle soruşturulmasını engellediklerini söyledi. Yeri gelmişken belirtelim: Her iki polis de 17-25 Aralık süreci sonrasında Paralel Yapı ile mücadele kapsamında görev yeri değiştirilmiş isimler.

İddiaya göre Mithat Erdal cinayetinin define kaçakçılığı boyutlarıyla soruşturulması, 7 kişinin tutuklandığı olaydaki Emniyet bağlantılarını da gözler önüne serecekti. Mithat Erdal'ın ölümünden sonra evinde Sadettin Yaşar Aksoy'un talimatı ile tarihi eser araması yapılması bu iddiayı destekler nitelikte. (Aksoy'un adı, Zirve Davası'nın define avcısı gizli tanığı İlker Çınar tarafından da gündeme getirilmişti.) Emniyet'teki amirleri, Erdal'ın lahitten çıkan eserlerden bazılarını sattığını düşünüyordu. Ancak nedense meslekten ihraç ve ayrıca hapis cezası gerektirecek bu suçlamaya dayanarak Mithat Erdal hakkında yasal işlem başlatmadılar.

Mithat Erdal öldürülmeden kısa bir süre önce eşine "Benim başıma bir şey gelirse bundan Emniyet'teki amirlerim, Ufuk Orhan ve define araştırma suçundan tutuklanan 7 kişi sorumludur" dedi. Erdal, bu sözleri söyledikten 11 gün sonra öldürüldü.

'EŞİM KAÇAKÇILIĞA BİLGİ VERİYORDU'
Maktul polis memuru Mithat Erdal ardında bir eş ve iki yetim çocuk bıraktı. Hatay Dörtyol'da görüştüğüm Mithat Erdal'ın eşi Sibel Erdal, "Ölümünden önce 7 kişinin tutuklandığı olayla ilgili Kaçakçılık Büro'ya istihbarat verdi. Çıktıktan sonra 'Bunlar da işin içinde. Beni bu işe soktular. Amirler yüzünden düşman sahibi oldum' dedi" diye konuştu. Sibel Erdal şunları söyledi:

"Yedi kişi tutuklanınca Yaşar Müdür, Mithat'ı aradı, dönüşte çocukları okula bırakacağımız için ben de Emniyet'e gittim. Yaşar Müdür, odasında 'Mithat seni niye çağırdığımı biliyorsun, git Kaçakçılık Amiri'ne konuyla ilgili bilgi ver' dedi. Bana da 'Sen çocukları okula bırak, onlar konuşsun' dedi. Mithat çıktıktan sonra 'Bunlar da işin içinde. Kaçakçılık Amiri beni tayinle başka yere göndermek istiyor' dedi. Ben gidelim dedim ama eşim kabul etmedi. Ankara'ya gidip her şeyi anlatacağını söyledi. Kullanıldığını ve bu yüzden düşman sahibi olduğunu söylüyordu. Eğer benim eşim define işiyle amirlerinin bilgisi dışında uğraşıyorduysa onun hakkında yasal işlem yapmaları, gerekirse hapse atmaları gerekirdi. Ama muhbirlik yaptığı için amirlerinin konudan bilgisi vardı. Tarsus Yeşil Mahallesi'nde bulunan lahit mezarından eser çıkmadı dediler ama 32 şamdan ile sikkeler ve altın taslar çıkmış. Mezar boş çıktı diye rapor düzenlediler. Mithat da 'Yiyecekse devlet yesin, onlara yedirmem' diyordu. Bu yüzden öldürüldü, ancak olay bu yönüyle soruşturulmadı."

Define kaçakçıları, kaçakçılık şebekesinin içine sızmış polis ve onun amirlerinin karıştığı ilginç bir cinayet öyküsü bu. Perde arkası hâlâ aydınlatılamadı. Ve daha önce gündeme getirdiğim İlker Çınar'ın adının karıştığı Tarsus'taki define kaçakçılığı olayıyla da paralellik arz ediyor. Sizce de manidar değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.