YAZARA MAİL GÖNDER Sabancı suikastının sırları

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Bundan yirmi yıl önce, 9 Ocak 1996'da dönemin en yüksek, en modern, en sıkı korunan binalarından biri olan Sabancı Center'a gelen iki terörist, binaya girerken yanlış kapıyı kullanmak istedi. DHKP-C'li teröristler Mustafa Duyar ve İsmail Akkol'un giriş kartları, yanlış kapıda oldukları için çalışmayınca güvenlik görevlisi büyük bir basiretsizlik örneği göstererek hiç şüphelenmeden Akkol ve Duyar'ı içeri aldı. Bu, dönemin en iyi korunan binası için vahim bir güvenlik zaafıydı.
Teröristler binanın 25. katına çıktılar. Asıl hedefleri Sakıp Sabancı'yı öldürmekti. Sakıp Bey, Yönetim Kurulu üyeleri ile toplantı halindeydi. Kattaki başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe, koridorda gördüğü Mustafa Duyar ve İsmail Akkol'u durdurmaya çalışınca vuruldu. Teröristler silah seslerinin duyulması üzerine Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı ve ToyotaSA Genel Müdürü Haluk Görgün'ü öldürüp kaçtılar. Binaya girişleri gibi binadan çıkışlarında da güvenlik zafiyeti vardı. Sabancı Center Suikastı, tetikçilerinden birinin, İsmail Akkol'un 20 yıl sonra yakalanmasıyla tekrar gündemde. Akkol geçtiğimiz Salı Aydın Söke'de yakalandı.
1972 Malatya Arguvan doğumlu Akkol, Sabancı cinayetinden sonra kayıplara karışmıştı. Akkol, tıpkı suikasttaki suç ortaklarından, kendisini binaya sokan Fehriye Erdal gibi Belçika ve Yunanistan'da saklandı. Bu ülkelerin gizli servisleri tarafından korundu. Akkol'un izi 2000'li yılların başında Belçika'da bulundu. Eylemi birlikte gerçekleştirdiği Erdal'la birlikte bir süre Belçika'da yaşayan Akkol'un daha sonra Almanya'ya geçtiği, ardından da Yunanistan'a geldiği tespit edildi. Akkol, Yunan polisinin 11 Şubat 2014'te Atina'da bir hücre evine düzenlediği baskın sonucu dört DHKP-C üyesi ile birlikte yakalandı. Ancak Türkiye'nin, suçluların iadesi anlaşması doğrultusunda iade talebine rağmen serbest bırakıldı.
Akkol, yıllar sonra büyük bir eylem için olsa gerek yakalanma pahasına Türkiye'ye girince MİT-Emniyet işbirliği ile yakalandı. İsmail Akkol'un Türkiye'ye eylem yapmak maksadıyla girdiği bilgisi Milli İstihbarat Teşkilatı'nca gönderilen yazıyla Emniyet birimlerine duyuruldu. Gelen yeni istihbaratlar ve Akkol'un Türkiye'deki irtibatlarının tespitiyle operasyonun büyümesi öngörülüyordu. Ancak Emniyet, istihbarat çevrelerine göre biraz erken düğmeye bastı ve Akkol'u yakaladı. İstihbarat, operasyonu ne kadar büyük tasarlamıştı bilinmez ama İsmail Akkol gibi sembol bir ismin adım adım takip edilmiş, sonra da yakalanmış olması istihbari açıdan başlı başına bir başarı.
Operasyonda İsmail Akkol ile birlikte DHKP-C'nin önemli isimlerinden Fadik Adıyaman da yakalandı. Akkol ve Adıyaman'ın Yunanistan'ın Sisam Adası'ndan Türkiye'ye girdiği, sonra Söke'ye geçtiği belirtildi. İki şüphelinin, buradan eylem amacıyla Ankara'ya gitmeyi planladığı da öne sürüldü. Yakalanan zanlıların teknik takipten kaçmak için cep telefonu sim kartı taşımadıkları belirlendi. Zanlıların yanlarında uzun namlulu tüfek, roketatar, el bombası, silah ve mühimmat da bulundu. Akkol, Sabancı suikastının yanı sıra 1995'te İstanbul Maslak'ta iki jandarma erinin şehit edilmesi olayının faili olarak aranıyordu. Akkol ile Fadik Adıyaman'ın avukatı Oya Aslan, "Süreç 20 yılı buldu, zaman aşımı söz konusu olabilir" dedi. Ancak 20 yıllık zamanaşımı Sabancı suikastı gibi faili belli suçlarda ve terör eylemlerinde değil, faili meçhul suçlarda işliyor.

ŞURA BENZERİ BİR KOMİTE YÖNETİYOR
Sabancı suikastını üstlenen DHKP-C, 30 Mart 1994'te Türkiye'nin baş belası terör örgütlerinin yuvalandığı merkez olan Suriye'nin başkenti Şam'da kuruldu. (PKK da ilk olarak kendine Şam'da yaşam alanı bulmuştu.) DHKP-C'yi koruyan diğer ülkelerse Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkeleri.
DHKP-C, 2008'de Dursun Karataş'ın ölümünden sonra Hizbullah örgütündeki şurayı andıran bir komite tarafından yönetilmeye başlandı. Komitede örgütün Avrupa sorumlularından Musa Asoğlu, Dursun Karataş'ın devrim nikâhlı karısı Zerrin Sarı, cephe, yani silahlı kanat sorumlusu Hüseyin Fevzi Tekin bulunuyor. Bu üç isim haricinde şu anda cezaevinde olan Kamile Kayır ve Süleyman Matur da komite üyesi.
Emniyet birimlerinin raporlarına göre komite üyeleri arasındaki en ilginç isim Hüseyin Fevzi Tekin. 'Zeki', 'Abi' kod adlı Tekin, Dev-Sol döneminde Bekaa Vadisi'nde eğitim görmüş biri. Daha sonra DHKP-C içinde derin kadronun temsilcisi olarak görev yapmaya başladı. Tekin, hakkında pek fazla şey bilinmeyen gizemli biri. Son bilgilere göre Yunanistan'da. Ancak son dönemde tıpkı Akkol gibi büyük bir eylem için Türkiye'ye girmiş olma ihtimali de göz önünde bulunduruluyor.
Cephe, yani askeri kanadın örgüt içinde önemli olduğu göz önüne alınırsa askeri sorumlu Hüseyin Fevzi Tekin'in örgütün gizli lideri olduğu varsayılabilir. Yakalanan birçok örgüt mensubu, verdikleri ifadede Hüseyin Fevzi Tekin'den talimat aldıklarını itiraf ediyor. Bir diğer önemli komite üyesi Zerrin Sarı ise 1963 Adana doğumlu. 1990'da örgüte katılan Sarı, Dursun Karataş döneminde örgütün merkez komite üyeliğine seçildi.

DEV-SOL VE DHKP-C'NİN BÜYÜK EYLEMLERİ
- DHKP-C'nin atası kabul edilen Dev-Sol siyasi suikast eylemleriyle bilinen bir örgüt. Dev- Sol'un üstlendiği başlıca suikastlar şunlar: Eski başbakan ve CHP milletvekili Nihat Erim'in öldürülmesi, MHP'li Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak'ın öldürülmesi, emekli generaller Kemal Kayacan ve Adnan Ersöz'ün öldürülmesi ve emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas'ın öldürülmesi. - DHKP-C'nin karıştığı eylemler ise şunlar:
Birinci Körfez Savaşı sırasında ABD emperyalizmini protesto gerekçesiyle iki ABD askerinin öldürülmesi, bir ABD Hava Kuvvetleri subayının yaralanması ve yirminin üzerinde ABD ve NATO askeri tesisinin bombalanması.
- 9 Ocak 1996 tarihinde Sabancı Center'ın 25. katında Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyota SA Genel Müdürü Haluk Görgün ve başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe'nin öldürülmesi.
- 10 Eylül 2001'de Taksim Gümüşsuyu'ndaki polis noktasına Uğur Bülbül tarafından canlı bomba saldırısı düzenlenmesi. Saldırıda polis memurları Halil İbrahim Doğan ve Tuncay Karataş ile Amanda Rigg isimli Avustralyalı genç bir turist hayatını kaybetti. 17 polis memuru ile altı vatandaş yaralandı.
- 1 Şubat 2013'te Ankara'da ABD Büyükelçiliği girişinde Ecevit Şanlı adlı canlı bombanın kendini patlatması sonucu iki kişinin ölmesi.

REFERANSI POLİS ŞEFİYDİ
DHKP-C'nin en büyük suikast eylemlerinden biri olarak kabul edilen Sabancı suikastının en çok konuşulan zanlısı Fehriye Erdal'dı. Sivaslı bir ailenin çocuğu olarak 1977'de Adana'da doğan Erdal, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okurken Sabancı Center'da çaycı olarak işe yerleştirilmişti. Personelin işe alınmadan önce sıkı bir güvenlik araştırmasından geçtiği kurumda Erdal'a çok önemli bir isim referans olmuştu. Suikasttan 10 ay kadar sonra meşhur Susurluk kazasında ölecek olan polis şefi Hüseyin Kocadağ... Fehriye Erdal suikasttan sonra yurtdışına kaçtı. Yıllarca Belçika'da saklandı. 1999'da yakalandı. Bu ülkede yargılandı, daha doğrusu Belçika Erdal'ı sonradan iade etmemek için âdeta bir 'yargılama tiyatrosu' oynadı. Erdal bir yıl cezaevinde kaldı, sonra serbet bırakıldı. 2011'de öldürüldüğü söylentisi bile yayıldı. Bu, elbette onu korumak için planlanmış servis kurgusunun bir parçasıydı. Suikastın diğer zanlısı Mustafa Duyar 12 Aralık 1970'de Hatay'da doğdu. 1997'de Suriye Lazkiye'de yakalanmasının ardından Şam Büyükelçiliği'ne getirildi ve burada MİT tarafından sorgulandı. Türkiye'ye getirildikten sonra cezaevine konulan Duyar, 15 Şubat 1999'da Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi'nde çıkan bir isyanda öldürüldü.
Sabancı Center suikastı sadece olayın büyüklüğü değil, cinayete karışan üç zanlının gizli servis damgalı hikâyeleri de göz önüne alındığında yakın tarihin en önemli olaylarından biri. Üç zanlıdan Fehriye Erdal halen firarda. Yakalanan Mustafa Duyar ise etraflı bir şekilde sorgulanmış olsa da daha fazla konuşmasına fırsat verilmeden öldürüldü. Bu yüzden yirmi yıl sonra yakalanan İsmail Akkol iyi korunmalı ve sorgulanmalı. Aydınlatılamadıkça dezenformasyonlarla kirlenen Sabancı suikastının sırlarını çözmenin yolu bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.