Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Etrafımız şiddetle çevrili... Kadına yönelik şiddet, televizyon ve sinemalarda izlediklerimiz, sokaklarda birbirini öldürenler... İnsana nefes aldırmayan bu yükü, 'şiddet pornografisi' olarak tanımlamak yanlış değil

Hayatın birçok gerçeği, hiç öyle sanmasak da, şiddetle iç içedir. Yaşama savaşı dediğimiz şey, bir şiddettir.
O çok masum olduğuna inandığımız çocukluk, kötülük ve şiddetin kol gezdiği bir alandır. Kendi başına kalmış çocukların, bebeklerin neler yaptığını biraz gözlemleyin, şu söylediğim gerçeği ayrımsayacaksınız. Sonuç itibariyle, Freud'dan beri biliyoruz ki, insan varlığını Eros'la Thanatos arasında cereyan eden bir mücadeleye borçludur: Aşk ve ölüm diyelim.
Eros adı, bizi hayallere, hülyalara sürüklememeli. Yaşama enerjisi demek olan ve cinsel varlığımızı temin eden libido da son kertede şiddetle iç içedir. Belki daha gizlidir, daha saklıdır, ama cinsellik, kendisine özgü bir şiddeti barındırır. Freud'un cinselliği daima ölüm dürtüsü ve düşüncesiyle ilişkilendirmesi boşuna değildi.

BAZEN SUSMAK DA ŞİDDETİ YARATIR
"Şiddet nasıl oluşur? İnsan kendisini ne zaman şiddete maruz kalmış hisseder?" sorusunun yanıtı çok kapsamlı ve çok karmaşıktır. Bazen bir bakıştır şiddeti doğuran. Bazen havaya kalkmış veya size yönelmiş bir parmaktır.
Yani mutlaka en yoğun fiziksel eylemleri içermesi gerekmiyor şiddetin.
O kadar ki, şiddet bazen de susmakla yaratılabilir. Öyle olmasaydı, 'pasif agresif' diye bir kavram da olmayacaktı.
Kısacası bilinç, şiddeti bin türlü yoldan algılar. Bu güçlü bir gerçekse de beden, şiddetin hem uygulandığı, yönlendirildiği hem de hissedildiği en önemli kaynaktır. Gene aynı şeyi belirteyim, insan, bilincinde de duyar acıyı, ama şiddetin en bütünleyici parçası olan bu duygunun yatağı bedendir.
Beden, şiddeti çok farklı yollardan algılar. Bedenin mülkiyeti meselesi, bu bakımdan daha işin başında can alıcı bir önem üstlenir.

ASIL KAYNAĞI, İKTİDAR DENEN CANAVAR
O nedenledir ki, iktidar denen o canavar, o zehirli ahtapot, şiddetin asıl kaynağı diye damgalanmıştır.
Doğrudan doğruya şiddettir iktidar.
Bedene dönük politikaları, bilinci yönlendirme çabaları, hayatı örgütleme biçimleriyle, bütün o hapishaneleri, hastaneleri, normal-anormal arasındaki ayrımıyla iktidarlar, sürekli şiddet salgılayan organizmalardır. Onun bir uzantısı olan aile de bu gerçeğe hiç yabancı veya uzak değildir. Sonunda insanlar, farkında olarak veya olmayarak şiddetle yoğrulur. Özü itibariyle şiddete o kadar yatkın olan insan bu özelliğini kültürle dengeler. Uygarlık, terbiye dediğimiz her türden edim, şiddetle aramıza bir mesafe koyma çabasıdır. Eğitimin temel maksadı da budur. 'Uygar insan'ın diğer tüm tanımları ikincildir. Asıl olan o insanın şiddetten uzaklığıdır.

SOKAKLAR CİNAYETLERLE DOLU
Oysa etrafımız şiddetle yüklü. Nereye dönsek şiddetin eli suratımıza şamarlar indiriyor. Öyle edebi türden de değil bu 'darp'. Bunu en fazla kadına yönelik şiddetle duyuyoruz. Aynı şekilde sokaklar, birbirini öldüren insanlarla dolu.
Nasıl oldu bu iş, neden buraya geldik?
Benim iki cevabım var. Birincisi televizyonlar. Gece gündüz hiçbir filtre uygulamadan şiddet, ekranlardan insanın üstüne boşaltılıyor. Akıl almaz bir şiddet sağanağı altındayız. Gazetelerin ikinci sayfası, aynı şekilde bu haber sağanağını bir dolu fırtınasına dönüştürüyor. Belki onlar söz ettiğim görüntüleri şiddeti engelleyecek bir bilinç oluşturmak için yayınladıklarını söyleyecektir, ama şiddet iki yönlüdür ve evet, bağımlılık yaratan bir unsurdur.
Buna sinemayı ekleyelim. Hiçbir dönemde sinema, şiddeti bu ölçüde yoğunlaştırmadı. En ağırından şiddetin olmadığı bir tek film bulmak artık olanaksız. Görsel dünyanın çağdaşlığı, şiddetle içli dışlı olmasına bağlı. Şiddet bugün 'çağdaşlığın' bir parametresi olarak görülüyor.
Bütün bunlar dönüp dolaşıp benim şiddet pornografisi dediğim bir noktaya dayanır. Pornografi deyince aklımıza hemen malum kavramlar üşüşmemeli. Pornografi belli bir mesafeden daha yakına gelmiş, üst üste yığılan, karşıdakine nefes aldırmayan, işlenemeyen, dönüştürülemeyen, başka bir anlam yüklenemeyen görselliktir.
Böyle bir şiddet yükünü başka türlü tanımlamak olanaksızdır. 'O' pornografiye "Hayır," diyerek şiddet pornografisinin bilincinde olmamak, bu nedenle bir kusurdur, kabahattir.
Herkese duyururum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER