YAZARA MAİL GÖNDER Yazın okunacak kitaplar

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Listeleri oldum bittim sevmişimdir. Önem verdiğim birisinin ne okuduğunu, ne izlediğini daima merak ettim. Hemen hemen herkesin bu konuda benzeri bir duyguya sahip olduğunu da biliyorum. Seviyor insanlar listeleri.
Her yaz hayallerle gelir. Yılın hiçbir ayı, haziran ayındaki neşeyi eşitleyemez. O ay, insanlar yaza girdiklerini hisseder ve yeni yaz hayalleri kurmaya başlar. Herkes nefis, unutamayacağı bir yaz geçireceğini varsayar. Geldiği gibi gider yaz ve o hayaller daima ertelenir. Yitirilen düşlerin bazıları, belki izlenecek filmleri de kapsar, ama asıl kitaplar insanın aklına düşer.
Artık insanlar okumuyor. Ciddiyetiyle maruf bir İngiliz gazetesinde insanların yaz ayları için önerdiği kitaplar listesini gözden geçirdim. Biri ikisi dışında öyle dişe dokunur bir şey bulamadım. Oysa yaz, kalın, derya deniz kitaplar okumanın zamanıdır. Hayatımın en güzel yazları olarak onları anımsıyorum; uzanıp yatağa bütün bir gün, buzlu meyveler yiyerek romanlara kapılıp gittiğim yazlar...
Geçenlerde beni de aradılar, hangi kitapları yaz için önereceğimi sordular. Vermedim, bu yazıya sakladım, listemi. O anda da ikiye ayırdım. Bir, okuduklarımdan vereceğim kitap adları, okumak istediklerimden çıkaracağım isimler.

***

Uzun bir yıl oldu. Çok yazdım, çok okudum. Her şey okudum. Gene de edebiyat, önce edebiyat! "Yaz, Akdeniz'dir," derim. "Biraz da İtalya'dır," diyorum. Yazın, İtalya'yla, Akdeniz'le ilgili bir şey okumak beni sevindiriyor. Muazzam bir kitap geliyor aklıma: W. G. Sebal'dın Vertigo isimli anlatısı. Sadece Semprun'da karşılaştığım türden bir bellek anlatısı bu. Kentler, mekanlar, kitaplar arasında derin ve büyük bir yolculuk. Öyle deyince Nedim Gürsel'in Venedik'te cereyan eden büyük aşkları anlattığı, çok güzel anlattığı, Aşk Kırgınları isimli kitabı...
Ama yılın romanı Selim İleri'den geldi: Mel'un. Biraz uzun mu, uzun; yer yer zor mu, zor. Ama has edebiyat başka nedir? Nasıl olabilir? Bir Türkiye ve ne diyeyim, yurttaşlık, bilinç sorgulaması bu kitap. Memleketimden İnsan Manzaraları. Nâzım Hikmet'in 50. ölüm yılı. Şiir, roman ve öykünün evrensel bir sentezi bu kitap. Bilgece, derinlikli, coşku ve acıyla yüklü, gerçekten evrensel bir yapıt. Tek kitap derseniz, bu. Bir de İspanya'ya gittim, boğa güreşi gördüm. Yaz, sıcak, aşk ve ölüm. Hemingway, Güneş de Doğar. Javier Marias'ın The Infatuations isimli romanı yakında çevrilecektir. Zevkle okudum.
Çağdaş sanat konusunda bir şeyler bilmemek, artık kabul edilmez bir kabahat hattında. O nedenle Sanat Dünyasında 7 Gün isimli yapıta bakılmalı.
Tarih, arkeoloji, sanat, antropoloji bileşiminde muhteşem bir kitap: A History of the World in 100 Objects. Neresinden başlarsanız başlayın. Bilgiyle dolu, tıka basa. 100 yıl önce 1913'te dünya, savaşa hazırlanıyordu. O yılla ilgili harıl harıl kitaplar yayımlanıyor. İki tanesini devirdim. Aralarında biri (1913: The World Before the Great War) beni çok mutlu etti. Ama sonra bir başkasını okudum ki, demeyin gitsin: 1913: The Year Before the Storm. Dünyayı değiştiren büyük yapıtları, ama her alanda, müzik, resim, edebiyat, bilim, nasıl birbiri ardınca doğurduğunu anlatıyor o yılın, ay be ay. Yılın kitabı benim için.
Bir ABD'li askeri tarihçinin bizim için çok önemli çalışması: The Young Atatürk. Sadece savaşlarına yoğunlaşarak, Atatürk'ün dahi olduğunu gösteren, ilginç ve yetkin bir kitap. İşte okuduklarımdan süzülenler.
Ben ne mi okuyacağım? Onu da tatilden dönüşte yazayım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.