YAZARA MAİL GÖNDER Bülent Ersoy: Lady Gaga'dan öte

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Kandil gecesi başını bağlayıp ilahiler okuyan Bülent Ersoy, Lady Gaga'dan da değerli, hatta dondurulup saklanması gereken bir popüler kültür 'ikonu'

Bülent Ersoy başını bağlayıp, Kandil gecesi televizyonda ilahiler okumuş. Kendisinin 'inançlı' birisi olduğu biliniyordu ama daha önce hiç bu 'mizansen' içinde görülmediğinden, hali, tavrı epey tartışma uyandırmış. Ben o programı izleyemedim. Sonradan kısa bir klibini Youtube'da gördüm, gülümsedim. Bülent Ersoy'un dahil olduğu, büyük ve çok önemli bir 'ikonu' konumunda bulunduğu popüler kültür dünyasında karşılaşılması şaşırtıcı olmayan bir görüntüydü izlediğim. Ve kendi içinde de çok hoştu.

ERSOY, BAYRAĞI ZEKİ MÜREN'DEN DEVRALDI
Popüler kültür diye bir olgu var ve Bülent Ersoy onun çok önemli bir parçası. Yaklaşık son 40 yıldır o alana tahakküm ediyor. Kendisinden önce o dünyayı Türkiye'de adeta kuran Zeki Müren'den bir bayrak devraldı ve çok farklı bir burç inşa edip onun tepesine dikti. O bayrak hâlâ orada sallanıyor. Üstelik, Zeki Müren'den hayli farklı bir tutum içinde Ersoy. Daha önce de çok yazdım. Zeki Müren Yunan sanatı: Parlak, (artık) beyaz, ışıltılı ve gündüzle ilgili. Ersoy ise Mısır: Gece, ölüm, hayvanlar, karanlık ve dehliz... Zeki Müren, popüler kültürün klasik bir ikonuydu. Bir dahiydi kendi alanında. Sahneyi tek başına oluşturmadıysa da onu tepeden tırnağa yeniledi. Kendi tarihini yaşarken üstündeki damganın 1950'lere ait olduğunu unutmadığı gibi ondan sıyrılamadı da. 'Nezih' ve 'nazik' bir üslup benimsedi. Kısmen Osmanlı, büyük ölçüde Bizanten bir gelenekten gelen 'mürailiği' halk kavramıyla, yapmacık bir 'soyluluk' üslubuyla bütünleştirdi.
Bütün o İstanbul Türkçesi dediği, varsaydığı şivesi, sunduğu 'en derin hürmetler' bu dekorun bir parçasıydı. O kadar ki, Müren, bu tutumunu, bir travesti olarak geçirmesine rağmen hayatını, kendisine 'paşa' dedirtmeye kadar götürdü. İtirazı biliyorum: Halk verdi ona o unvanı! Doğrudur. Bu zaten popüler kültürdeki halk kavramının değişkenliğine, ikiyüzlülüğüne vurucu bir örnektir. Zeki Müren sürekli halkını okşadı, o da Müren'i 'paşalık'la 'taltif etti'. İyi ama Zeki Bey de onu sonuna kadar benimseyerek kullanmadı mı? Kısacası karşılıklı bir 'kusur örtme', gizleme, saklama ilişkisiydi Zeki Müren'in büyük karizmasıyla kitle arasında cereyan eden.
Bu mizansen kısmen Bülent Ersoy için de geçerlidir. Onun da kitleyle bu minval üzere gelişen bir ilişkisi vardır. Ama hakkını yememek gerekir.
Bülent Ersoy, bu bakımdan Zeki Müren'le mukayese edilecek bir isim değildir. Popüler kültürün öteki kanadında yer alır.

DEVRİMCİ BİR TAVIR SERGİLEDİ
O öteki kanat, halka dalkavukluk yapmayan, tersine, mesela Huysuz Virjin'de bir örneği görüldüğü üzere, halkla çatışan, ona hakaret eden, ona ters davranan figürlerden oluşur. Tam karşılamaz Huysuz Virjin'in yaklaşımı ama Batı'daki rock starlarının konumu tamamen budur. Halkın o yalan dolan ahlak anlayışına cepheden saldırırlar ve kitle tarafından bu nedenden ötürü benimsenirler. Devrimcidirler.
Söylemiyle tam bu sınıfta yer almasa bile Bülent Ersoy da böyle bir tavır içindedir. Bunu hayatının bir döneminde aldığı ve uyguladığı bir kararla sağlamıştır. Ersoy, son derecede devrimci bir biçimde, o 1970'lerin 'kapalı ahlak' anlayışının dorukta olduğu ve bütün tarihi boyunca erillikle iç içe yaşamış bir toplumda bedenine müdahale ettirerek cinsiyet değiştirdi. O da zordur ama bir kişi bu ülkede kadınken erkek olmuşsa işi nispeten kolaylaşır. Erkeğin kadına dönüşmesi büsbütün güç bir iştir ve hiç öyle kendisini saklamayarak, 'paşalaştırmayarak', aksine kendisine 'abla' dedirterek, bunu yüzledi ve başardı Ersoy... Zeki Müren, o erilliği, kitle kültürünün ayrılmaz parçaları olan militarizm, milliyetçilik üstünden yani yerleşik değerlerin hiçbirine karşı çıkmayarak da tahkim etmiştir. Oysa, Bülent Ersoy bu sularda da hiç yıkanmadı. Militarizme karşı çıktı, savaş karşıtlığı yaptı, Kürt-Türk ayrışmasını ve devlet tarafından sürdürülen savaşı kınadı. Mahkemelerde yargılandı. Kısacası halkla zıtlaşmayı göze aldı.
Ama işin agelip dayandığı, şılamayan bazı noktalar var. Bütün o giyim kuşamıyla bence, tabiri mazur görün, Bülent Hanım da görsün, 'klonlanması' ve dondurularak saklanması gereken bir 'ikon' Bülent Ersoy. Öyle Lady Gaga'yla falan mukayese edileceğini de sanmıyorum. Ondan çok daha ileride buluyorum. Ama gene de bir 'rock star' değil; onların 'sertliğine' sahip değil. O Doğu Roma-Osmanlı kültürünün 'muhtelit' yapısı onda da yaşıyor. O garip ve amorf 'halk' kavramı onun tutumunu da etkiliyor. Hayatı zaman zaman çok 'ağdalaşan' bir tiyatronun içinden hatta bir tiyatronun kendisi olarak yaşıyor. Zaman zaman fazla 'sünen' bir tiyatro. O zaman Kandil gecesi de 'mizansen'in, sahnenin gerektirdiğini yapıyor, başını bağlıyor, ilahi okuyor.
Gene de çok farklı, gene de çok çarpıcı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.