YAZARA MAİL GÖNDER Ben, liberalizm ve Atilla Yayla

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Gerçek bir liberal-demokrat entelektüel olan Atilla Yayla bundan böyle haftada üç gün Yeni Şafak gazetesinde yazacak... Hem Yeni Şafak'ın patronu olan Albayrak ailesini hem de İbrahim Karagül'ü kutluyorum. Yayla gibi bir adamın bugüne kadar köşe sahibi olmaması ve yorum sayfalarına mahkum olması Türk basını adına bir ayıptı. Şükür ki şimdi bu ayıp giderildi...

***

Atilla Yayla ile tanışıklığımız 1999 yılına dayanıyor. Ben o zaman lise son talebesiydim ve internetteki entelektüel e-gruplara yazılar yazıyordum. Saçma sapan lise ders kitaplarını bir yana çoktan koymuştum, habire siyaset ve sosyal bilimler alanındaki literatürü yalayıp yutuyordum. Siyasi felsefeleri kıyasladığımda tartışmasız kendime en yakın bulduğum gelenek liberal düşünce geleneğiydi. Öyle manyaktım ki lisedeki sevgilime doğum gününde Eamonn Butler 'ın Friedrich Hayek kitabını hediye ettim. Kız da bana tuhaf tuhaf bakıp "Yakışıklı biri olmasan senle çıkılmaz, bu ne biçim hediye yaa" demişti. Sabahlara kadar okuyordum, düşünüyordum, notlar alıyordum. Sonra da denize nazır olan bizim 60. Yıl Anadolu Lisesi'ne gelip derslerde uyuyordum! Sonra uyanınca denize karşı keyif yapıyordum. (Denize nazır mekan merakı ben de okul yıllarından gelir).
İşte o e-gruplara yazdığım yazılar o zaman Hacettepe'de profesör olan Atilla Hoca'nın dikkatini çekmiş ve bana e-mail atmıştı. O mektupta şöyle diyordu: "Sizin İzmir'de yüksek lisans öğrencisi olduğunuzu duydum. Sizinle tanışmak ve akademik çalışmalarınıza destek olmak isterim. Düşünce ve teşhisleriniz çok parlak..."
Çok mutlu olmuş ve gurur duymuştum. Çünkü Yayla, o ana kadar yayınlanmış tüm kitaplarını okuduğum ve etkilendiğim bir fikir adamıydı. Fakat ben henüz lise son sınıftaydım! Daha üniversiteye adımımı bile atmamıştım. Oysa Atilla Hoca akademik çalışma yapmamdan bahsediyordu!
Kendisine cevap mektubumda bunu belirttiğimde şöyle yazmıştı: "Siyaset felsefesi alanındaki bilginiz şu an yüksek lisans seviyesinde. O yüzden master öğrencisi sanılmanız normal. Siz bu yaşta bu düzeye ulaşmışsınız. Ama yine de önümüzdeki sezondan itibaren Liberal Düşünce Topluluğu'nun akademik ve entelektüel toplantılarına katılın, temasta olalım..."

ÇOK BÜYÜK BADİRELER ATLATTI
Hakikaten de 2000'lerin ilk yarısında Atilla Hoca'nın sayesinde LDT'nin toplantılarına- sanki bir araştırma görevlisi gibi-katıldım, oradaki tartışmalarda bulundum, kendimden yaşça büyük akademisyen dostlarım ve çevrem oldu. ABD ve Britanya'dan gelen Charles Rowley, Norman Barry gibi entelektüellere İstanbul'da mihmandarlık yaptım. Ama aynı zamanda tüm ilkokul müfredatını 3-4 yaşında öğrenen çocukların ilkokulda yaşadığı yabancılaşma sıkıntılarının benzerini de ben 18-22 yaş arası yaşadım. Bu arada yeni ilgi ve keyif alanlarım da oldu. O konularda da okumak ve çalışmak çok hoşuma gidiyordu. İçinde olduğum akademik takvim tam anlamıyla karmakarışık olmuştu. Bazı şeylerin erken olmasının nimetleri kadar de külfetleri vardı. Herkesin gittiği yoldan gitmek imkansızlaşmıştı...
Sonrasında da konvansiyonel yoldan çıkarak kendi yolumu tamamen kendim çizdim. Kendi gezegenimi kendim inşa ettim. Bu süreçlerde de Atilla Yayla ile -arada kopmalar olsa da- sık sık temastaydık. Bu süreçte Yayla da büyük badireler atlattı, başına felaketler geldi, bir dönem ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldı. Liberal fikirleri yüzünden linç edilmek istendi. Kimi yakın sandıklarının da ihanetine uğradı. Üniversitesinden emekli olma durumunda kaldı ve yeni üniversite hayatı için İstanbul'a yerleşti. Öte yandan bu linç sürecinden çok daha güçlü, kararlı ve dimdik çıktı Atilla Yayla...
***

Bundan dört ay önce bu sütunda şöyle yazmıştım: " Yirminci yaşını yakın zaman önce kutlayan Liberal Düşünce Topluluğu'na 2013 Türkiyesi'nde de önemli görevler düşüyor... Türkiye'de AK Parti hükümetini liberal-demokrat perspektifle eleştirecek ama aynı zamanda her türlü bürokrasi ve yargı vesayetine karşı sivil hükümete tam destek verecek ve zeka dolu analizlerle günümüzü kavrayacak bir sivil güce ihtiyaç var. Askeri vesayetin külliyen tasfiyesini talep eden ama adil yargılanma hakkını savunan ve her türlü hukukdışı yönteme karşı çıkmayı savunan bir sivil güce... 2007-11 sürecinde bu vazifeyi Taraf gazetesi üstlenmişti. Taraf bir gazete olmasının ötesinde o dönemin en önemli sivil aktörüydü. Sonrasında maalesef Taraf bu vasfı kaybetti ve önemli aktör olmaktan çıktı. Şu an bu sivil alan bomboş... Askeri vesayeti arkasına alarak hükümete yönelen 'eleştiri'lerin nasıl hiçbir meşruiyeti yoksa, bugün devletin içindeki başka bir bürokratik-yargısal güce dayanarak hükümeti eleştirmenin de hiçbir meşruiyeti yoktur... Gerçek liberal eleştiri devletin içindeki tüm gruplara mesafe alarak tam anlamıyla devlet-dışı, tam anlamıyla sivil bir perspektifle yapılan liberal-demokrat eleştiridir... Bu süreçte bazı sözde liberaller 2011 sonrası yaşanan yeni ortamı kavrayamıyorlar ve seçilmişlere gıcık duyan bazı atanmış bürokratik ve yargısal güçler tarafından -farkında olmadan- yönlendiriliyorlar... Vesayetçiliğin tuzağına düşmüş 'liberaller'in durumu gerçekten trajik..."
Atilla Yayla'nın özellikle son iki aydaki olağandışı çabasıyla LDT çevresi çok önemli bir tuzağı daha atlattı ve yine liberal demokrasinin yanında dimdik durdu... Maalesef bu tuzağa düşen ve yeni vesayetçilerin sözcülüğüne soyunan LDT üyeleri de oldu ve kendi kendilerini tarihin çöp sepetine attılar. Şimdilik o isimleri vermeyi uygun bulmuyorum...
***

Bu arada dostum Emre Aköz'e de Atilla Yayla ile Beyaz TV'de liberalizm ve demokrasi üzerine yaptığımız sohbeti YouTube'dan izlemesini tavsiye ederim. O sohbette "Sandık sadece sandık değildir" diye formüle edilecek bir bölüm var ki orada gerçek anlamda hür ve adil seçimlerin varlığıyla uyduruk rejimlerdeki göstermelik çakma sandık arasındaki fark konuşuluyor ve gerçek anlamda bir 'Sandık'ın varlığının otomatik olarak neleri de getirdiği demokrasi tarihinden örneklerle anlatılıyor... Benim tanıdığım Emre de Atilla Yayla'nın birikimine ve analizlerine kıymet verir...
Yaşadığımız Post-Kemalist bu geçiş döneminde her liberal aydın postpost- modern vesayet yöntemlerine karşı uyanık olmalı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.