YAZARA MAİL GÖNDER Üsküdar'daki leşhane yıkılıyor... Suriçi'nde durum ne?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Daha önce bu köşede Üsküdar kıyısında bulunan ve Boğaziçi gibi dünyanın en güzel su yolunu çirkinleştiren SGK leşhanesinden bahsetmiştim. Çok şükür hem burdan birkaç defa yazmam hem de ilgili yetkili kişilere ulaşmam ses getirdi ve şu an o mezbelelik yıkılıyor. Yerine Boğaziçi dokusuna ve ruhuna uygun bir mekan yapılacak. O mekan nasıl işletilirse işletilsin İstanbul'un bu kepaze yapıdan kurtulması hayırlıdır. Şimdi elbette o yıkılan SGK leşhanesi yerine "Nasıl o mekan en iyi değerlendirilebilir"in peşinde olacağız ama daha yapım sürecinde vaktimiz var. İstanbul Sevdalıları Derneği'ni de bu yüzden kurduk İstanbul dostlarıyla...
Üsküdar'da Boğaziçi kıyısındaki o leşhanenin yıkılması güzel ama yetmez. Kadim İstanbul hayatının merkezi Tarihi Yarımada'daki yani Suriçi'nde çürümeye bırakılmış o tarihi mekanların da restore edilmesi şart... Denize doğru inen, ağaçlar ve bahçelerle çevrilmiş bir köşkler yarımadası olan Suriçi'nin yeniden bu özelliklerinin canlandırılması tüm İstanbul sevdalılarının arzusu. Yakın zamana kadar bu bölge tamamen kaderine terkedilmiş ve çürümeye yüz tutmuş haldeydi. Şu anki durum belli ölçüde toparlanmış durumdur ama halen eksik çok...

BİR İSTANBUL AŞIĞI ÇELİK GÜLERSOY
Hem bu bölgedeki hem de İstanbul'un farklı yerlerindeki birçok tarihi yapıyı leşhane olmak üzereyken kurtaran ve hayat öpücüğü veren kişi de büyük kültür adamı rahmetli Çelik Gülersoy'dur. Bugün hâlâ insanların içine girdiğinde kendini başka bir dünyada hissetmesini sağlayan Soğukçeşme Sokağı ve Yeşil Ev'i İstanbul'a kazandıran Gülersoy'dur. Dahası Kariye Müzesi ve çevresini, Çamlıca Tepesi'ni, Emirgan Korusu'nu, Yıldız ve Fenerbahçe Parklarındaki klasik yapıları da yeniden var eden adamdır Gülersoy... Bir yapıyı kuru kuruya restore edip sonra yeniden çürümeye bırakmak hastalığını yenebilen bir öncüdür... Bir mekan işlemeden ve çalışmadan korunamaz... Koruma ve güzelleştirmenin sürdürülebilir olmasının temeli sürekli kendini finanse edebilen bir yapıyı yaratabilmektir... İşte Gülersoy bunu başardığı için İstanbul'un tarihine geçmiştir...
İstanbul sevdalıları da bu felsefeyle hareket etmezse daha çooookkk tarihi yapı kendiliğinden yok olur,yerine de rezil binalar gelir... Örnek vermek gerekirse Suriçi'nde Kapalıçarşı ile Mısır Çarşısı`nın arka sokaklarındaki hanlar feci bakımsız ve çürümeye terkedilmiş durumda. Şu an gereken restorasyon ve hayata kazandırma hamlesi yapılmazsa bu güzel hanları da kaybedeceğiz. Eğer siz de İstanbul sevdalısıysanız size bir tavsiyem var...
Kapalıçarşı'nın Mahmutpaşa Kapısı'ndan aşağı doğru Tarakçılar Caddesi'ne gelince sola dönün.O yolun sonunda "Büyük Valide Han"ı göreceksiniz... 4.Murad'ın annesi Kösem Sultan tarafından 1651'de yaptırılmış çok güzel bir han burası.Hanın ortasında bir Şii Camii var...Üç avlusu da harap,bakımsız ve berbat...Oysa bu leşhanenin üst katına çıktığınızda göreceğiniz manzara muhteşem... Boğaziçi'yi, Haliç'i ve kadim İstanbul'u seyreyleyebileceğiniz bir yer...Buradan yandaki Bizans Eirene Kulesi'ni de görebiliyorsunuz... Yani Gülersoy'un "Sürekli kendini finanse edebilen restorasyon ve işletme" felsefesiyle burası yeniden harika bir yer olabilir... Büyük Valide Han gibi tarihi bir mekan işletme olarak İstanbul'un aktif ve dinamik hayatına kazandırılabilir...Tarih ve kültür ancak böyle korunabilir ve İstanbul ancak böyle güzelleştirilebilir...
"Tarihe sermaye bulaşmasın" gibi saçma ve salakça sözlerle İstanbul'un tüm tarihini ve kültürünü yok edecek barbarlığa hizmet edersiniz. Geçmişte de bürokratik ve devletçi zihniyet hep böyle yaptı ve İstanbul'u çürüttü. Büyük Valide Han'ın Sağır Han denilen üçüncü avlusundaki Bizans Kilisesi de bugün tamamen çürümüş halde. Böyle bir rasyonel restorasyon modeliyle o kilise de aslına uygun şekilde yeniden yapılır ve 1000 yıllık tarih ayaklanır.
İstanbulumuzda çürümeye terkedilmiş, yok olmaya yüz tutmuş daha böyle çok örnek var. Fakat önümüzde şöyle bir soru var. Büyük Valide Han'ı akıl ve mantık sahibi bir İstanbul sevdalısı kurtarmaya ve yeniden hayata dahil etmeye kalktığında ne tepkiler alacak? Ne küfürler yiyecek? Bu mekan çürümekteyken ses etmeyenler olası bir restorasyon projesini durdurmak için neler yapacak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.