YAZARA MAİL GÖNDER İzmir ve İzmir kadınına dair gerçekler

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Dünkü yazımda biraz bahsettim... İzmir'e dair İstanbul medyasındaki yaygın büyük palavralardan biri de "İzmir kadını" olgusuna ilişkindir. İzmirli kadının ruhu özgürdür, kural tanımaz, doğru... Ama o özgürlüğü tam olarak İzmir'de değil İstanbul'da yaşayabilir. İstanbul'da kendini tam olarak ifade edebilir... İzmir görüntüde açık ama özde kapalı ve kısıtlayıcı bir şehirdir. O görüntü illüzyondur...
İzmir'imizin gururu, İzmirli kadın modelinin en güzel örneği Sezen Aksu İzmir'de kalmak zorunda olsaydı ne olurdu?... Zaten hiç bir kalifiye İzmirli kendi şehrinde kalamıyor, kalamaz...

***
Eyyy İzmirli hemşehrilerim... Artık lütfen kendimizi kandırmayalım, dürüst olalım...
İktisadi ve kültürel olarak sürekli gerilemekte olan bir şehir İzmir'imiz... Çağı ıskalayan, çağdışı kalmakta olan bir şehir İzmir'imiz...
İhracat limanı sahibi şehrimizin Türkiye ihracatındaki payı sürekli düşüyor. 1926'da yüzde 43 iken 1981'de yüzde 22, şimdi ise yüzde 10'lara kadar düşmüş durumda... Aylık 1500 lira alabilen bir makine mühendisi "Maaşım çok iyi" diyor şehrimizde...
Tam bir taşra şehri haline geldi İzmir...
***
Kültürel açıdansa sübvanse edilerek yaşayan devlet girişimleri olmasa sıfır bir haldeyiz. Entelektüel önemi olan hiç bir yayınevi yok İzmir'in, ciddi hiçbir sanat topluluğu yok... Ortaöğrenimde çok başarılı okulları var İzmir'imizin ama İstanbul ve Ankara'dakilerle kıyaslanabilecek nitelikte bir üniversitesi yok, düzgün bir bilim hayatı yok... Rekabet gücü yüksek, küresel vizyonu olan firmaları yok, varolan da kaçmak istiyor... Görüntüde olup esasen içi boş olan çakma bir burjuvazimiz var... Aynı şekilde büyük markaların çakmalarından giyinilen, İstanbul'da olanın kötü bir taklidi olan herkesin birbirini tanıdığı ve denetlediği sıkıcı bir eğlence hayatı var İzmir'imizin... İşin eğlence ve çılgınlık kısmının da içi boş yani...
***
Özellikle İzmir'in genç kızları birçok şeyi gizleyerek, saklayarak yaşamak zorunda kalıyor şehrimizde. İstanbul'da olduğu gibi açık ve özgürce yaşanamıyor... İzmir'in "Batılı hayat tarzı" da çakma maalesef... İzmir'in en kalburüstü semtlerinde bile "Laf olur, söz olur, el ne der" ideolojisi hâlâ hâkim. O sebeple İzmir'imizin özgür ruhlu kızları bu "mahalle baskısı"ndan kaçmak için İstanbul'a akın ediyor... Zaten "İzmir efsanesi"ni yaratanlar da İstanbul'a kaçmış İzmirliler'dir... Fakat bu lafların şehir olarak İzmir'imize hiçbir yararı yok!! Ancak burada yaşayan biz İzmirlilerin kendini tatmin etmesine yarıyor...
***
İzmir'e yararlı olmak için bu içi boş "İzmir Efsanesi"ni yıkmak şarttır... Ertuğrul Özkök ve Yılmaz Özdil gibi İstanbul'daki İzmirliler'in bu palavraları İzmir'in daha da gerilemesine yol açmaktadır... Ben İzmir'i çok sevdiğim ve hâlâ tutkuyla bağlı olduğum için bu kadar net ve sert yazıyorum... Eşine az rastlanır bir liman topografyasına sahip olan, tüm çocukluğumun geçtiği Güzelyalı'sı ve Kordonboyu ömre bedel olan İzmir'imiz İstanbul medyasına hâkim "İzmirlilik" geyiklerinden çok daha önemlidir...
Ve şehrimiz sürekli bir çöküş halindedir...
***
Gerçek budur... Yüzleşmek zorundayız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.