YAZARA MAİL GÖNDER Bir hamburger mi, yoksa ballı dana eti mi daha kalorili?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Yeme içme kültürü yazarları genellikle fast food mekanlarında görünmenin karizmalarını çizeceğini düşünür. Ben bu konuda önyargılı değilim. Yılda birkaç kez canım bir hamburger menü çeker, gider, keyifle atıştırırım. Ancak yine de bu hafta içinde McDonald's Genel Müdürü Dilek Başarır'ın Akaretler W Hotel'deki yemek daveti beni şaşırttı. Bunca yıldır bu küresel dünya markasıyla profesyonel anlamda yollarımız hiç kesişmemişti. "Herhalde yemekte 'Big Mac menü' ikram etmezler," diye düşündüm ve daveti kabul ettim. Ancak bir meslektaşım arayarak, "Ya McDonald's'ın yemeğine gittiğim duyulursa..." diye endişesini paylaştı, onu da katılmaya ikna ettim.

YEMEK SEKTÖRÜNÜ ETKİLEDİ
McDonald's'ta her gün bilmem kaç milyon adet hamburger tüketilse de dev şirketlerin hepsi gibi, onun da sevenleri kadar düşmanları var. Hamburgerin bulunmasıyla sığır eti tüketiminin patladığı, otlak açmak uğruna yağmur ormanları kesildiği için dünyanın ekolojik dengesinin bozulduğuna, sığırların sindirim gazlarının ozon deliğini büyüttüğüne inanılır ve bunun faturası McDonald's'a çıkarılır. Ben bu kadar radikal değilim ve fast food'un simgesi sayılabilecek McDonald's'ın geliştirdiği hızlı üretim teknikleri ve hijyen önlemlerinin dünyada yemek sektörünü olumlu yönde değiştirdiğini düşünüyorum. Restoranda bizi Genel Müdür Başarır karşıladı. Sofrada, tabağın yanında değişik bir menü kartı vardı. Altı çeşitten oluşan menüde, her yemeğin fotoğrafının yanında bir McDonald's spesiyalitesinin adı ve fotoğrafı yer almıştı. Örneğin Egg McMuffin'in karşısında 'Jambon ve peynirli krep ve saydam yumurtası', McChicken menünün karşısında 'sarımsaklı ve çedarlı tavuk turtası', Big- Mac'in karşısında 'ballı hardallı dana yongalar ve Alman rösti patates', McRoyal'in karşısında 'Pelteli dana tavalaması', çikolatalı Sundae dondurmasının karşısında 'sütlü parfe ve düzensiz çikolataları', elmalı tatlının karşısında ise 'fırın elma ve karamellenmiş kıtırları' adlı tabaklar... Bu menüyü W Hotel'in deneyimli executive chef'i Tolga Atalay hazırlamıştı. Şef, bu menünün amacının, bir McDonald's ürününün içindeki malzemelerle fine dining yemeği yaratmak olduğunu söyledi. Dilek Başarır da gerek McDonald's ürünlerinin, gerekse onların karşılığı olan yemeklerin beslenme değerlerinin tarafsız bir kuruluşa incelettirildiğini, Şef Atalay'ın yaptıklarının kalorisinin daha yüksek çıktığını söyledi. Yediklerimiz çok lezzetliydi. Ancak bir oturuşta altı çeşit McDonald's ürünü yenmeyeceği gibi, tabaklarımızdakileri bitiremedik. Başarır bu projeyle, McDonald's ürünlerinin yüksek kalorili ve sağlıksız olmadıklarını kanıtlamak istediklerini söyledi ve "Biz tüketicilerimize 'Yediğin kadar yak, yaktığın kadar ye' diyoruz," diye eklediğinde, ABD'de okul kantinlerinin çoğunun McDonald's'a ait olduğu ve çocukların karınlarını doyurmada başka seçeneklerinin olmadığı aklıma geldi. McDonald's Türkiye'nin önyargıları azaltmak için başlattığı bu yeni tanıtım kampanyasını yararlı buldum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.