YAZARA MAİL GÖNDER Siz ne yediğinizin farkında mısınız?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Hollandalı bir sanatçının bir domuzun izini üç yıl boyunca sürerek yazdığı 95049 Numaralı Domuz adlı kitap, yediğimiz bazı hazır gıdaların içinde neler bulunabildiğini bir nebze gözler önüne seriyor

Yıllar önce BBC'de seyrettiğim, hazır gıdaların içinde nelerin gizli olduğunu anlatan bir programda, bazı çikolatalarda insan saçının kalıntılarının bulunduğunu duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım. Geçende internetten izlediğim bir video, bir kez daha beni hayretler içinde bıraktı. Hollandalı Christien Meindertsma adlı sanatçı bir toplantıda, ilk baskısı 2007 yılında yayımlanan ve New York Modern Sanatlar Müzesi'nde de yer alan 95049 Numaralı Domuz adlı kitabını anlatıyordu. Genç sanatçı, kitabına adını verdiği, kulağına zımbalanmış kimliğinde 05049 yazılı domuzun izini üç yıl süreyle sürmüş, sonuçta onun derisi, kanı, kemiği, eti, yağı, iç organları ve tüyünün birbirinden farklı ve kendisiyle hiç ilgisi olmayan 185 üründe kullanıldığını belgeleyip, kitabında tanıtmıştı. Bayan Meindertsma "Konuştuğum çiftçiler ve kasaplar da biz tüketiciler gibi domuzun nerelere girdiği hakkında en küçük bilgiye sahip değillerdi. Benim yaptığım araştırma, ortaya zengin bir ürün kataloğu çıkardı," diyor. Toplamda 103.7 kilo ağırlığındaki 05049 numaralı sıradan bir domuzun, önümüze gelebilen hangi ürünlerde yer aldığını, arkadaki perdeye yansıttığı kitabın resimli sayfalarından tanıttı Hollandalı sanatçı. Tanıtıma banyo sabunu, şampuan, saç kremi, kırışıklık önleyici krem, vücut kremi, hatta diş macunu gibi kozmetik ve temizlik ürünleriyle başladı. Sonra domuzun kıllarından elde edilen proteinin ekmek hamurunu zenginleştirdiğine, yine domuzdan sağlanan jelatinin gıdalara kıvam kazandırdığına değindi. Meindertsma'nın listesindeki, Alman trenlerinde kullanılan fren balatalarından yüzdeki kırışıklıklara enjekte edilen kollajene, hatta mermi çekirdeğine dek domuzun girdiği 135 ürünü sizlere birer birer anlatmayacak, sadece yeme-içme dünyasının sınırları içinde kalmaya gayret edeceğim.

BİLİNÇLİ OLMAK ÖNEMLİ
Domuzun çiğ olarak ya da şarküteri ürünleri halinde satıldığını biliyoruz. Ama Avrupa'da marketlere işlenmiş et veren büyük firmaların kırpık sığır ya da dana biftek parçalarını domuz kanından elde edilen fibrin maddesiyle birleştirip, dev bir sucuk haline getirdikten sonra dilimleyip paketlediklerini, doğrusu ben de ilk kez duydum. Aynı yöntem istiridye ve ton balığında da uygulanıyormuş. Bu kadar da değil; bazı bira, şarap, hatta meyve suyu firmaları meğer üretim sırasında filtre olarak domuzdan elde edilen jelatin kullanırlarmış. Şekerleme, hazır tatlılar, dondurma ve margarinle devam eden listeye burada noktalamak istiyorum. Zira amacım sizi tiksindirmek değil, bu örnekle bilinçli tüketiciler olmamız için uyarmak. Günlük hayatta yiyip içtiğimiz ya da kullandığımız nesnelerin içine nelerin katıldığı, bu katkı maddelerinin nerelerden sağlandığını merak etmeli, araştırmalıyız. Gerçi bu kolay değil. Çünkü bu ürünlerin önemli bölümünün ardında güçlü firmalar var ve onlar arkalarına aldıkları uzman hukukçular, politikacılar, halkla ilişkiler firmaları ve köşe yazarlarının desteğiyle bu bilgilerin bizlere ulaşmasını engelleyebiliyor. Yine de, uyanık ve kuşkucu olmak, devekuşu gibi kafayı kuma gömüp, önüne konanı yemekten daha iyi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.