YAZARA MAİL GÖNDER Elle yemenin adabı başka

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Yemekleri metal bir takım avadanlıklar kullanarak yemek, insanoğlunun doğallığı 'kültür' ile dizginleme çabasında kat ettiği en önemli aşamalardan sayılır. Ancak çatal bıçak kullanmakla, doğal yöntemi sürdürenlerden daha üstün olduğumuzu iddia edemeyiz. Parmaklarıyla yemek yiyen toplumlar, çatal gibi doğal olmayan bir nesneyle kıyaslandığında, elin, temiz olması şartıyla, yemek için çok daha uygun olduğunu savunurlar. Osmanlı'da ve Ortaçağ Avrupası'nda yemekte el yıkama seremonisi, protokol kuralları kadar önemsenirdi. Kimin önce elini nasıl yıkayacağı, ibrik tutanların hareketleri, selamlaşmanın ayrıntıları kadar kesin kurallarla belirlenmişti. Bugün de Hindistan'da eller bir leğene daldırarak değil, üzerinden su akıtılarak temizlenir. Gerekçe, modern dünyada banyo yerine duşun tercih edilmesiyle aynı; su sadece bir kez kullanıldığı için daha hijyenik... El yıkama kuralları arasında suyu sıçratmamak, bir sonrakine kuru bir havlu hazır etmek ve el yıkandıktan sonra hemen yemeği başlatmak gibi ayrıntılar da var. 9. yüzyıl Abbasi toplumunda el yıkandıktan sonra yemeğe oturmadan önce biri kafasını kaşır ya da sakalını sıvazlarsa, hazır bulunanlar durup, o kişinin tekrar ellerini yıkamasını beklerlerdi. Yine Abbasilerde, konuklar bir an önce yemeğin başlamasını bekliyormuş gibi görünmesinler diye, önce ev sahibi elini yıkardı. Sonra sofraya oturulur, şeref konuğu bir lokma alarak yemeği başlatırdı. Çöl Arapları, su bol olsa bile yemekten önce ve sonra çadırın dışına çıkar, ellerini kuma daldırıp iyice ovalayarak parmaklarını temizlerler, el bundan sonra yıkanırdı. Herkes yemeğini bitirmeden birinin kalkıp ellerini yıkaması çok ayıptı. Mümkün olduğunca hep birlikte sofradan kalkılırdı. Yemeğini önceden bitiren kişi, parmakları yağlı halde uzun süre bekletilmezdi.

SOLAKLAR BİLE SOL EL KULLANMAZ
Eski Yunan ve Roma'nın büyük ziyafetlerine katılanlar, yemeğe oturmadan önce çok sıcak suya daldırılmış nesneleri tutar, aynı şekilde sıcak suyla ağızlarını çalkalayıp gargara yaparlardı. Amaç parmaklarını ve ağızlarını sıcak lokmalara hazırlamaktı. O dönemde yemek olabildiğince sıcakken, hızla atıştırılırdı. Bu uygulama giderek değişti. Sonraki dönemlerde elle yenen yemeklerin çok sıcak olmamasına ve kolayca tutulabilmesine dikkat edildi. Buna karşılık Osmanlı'da ve Araplarda kahve daima çok sıcak içildi. Fincanı çevreleyen 'zarf' ve tabak sayesinde, kahve, parmaklar yanmadan, dumanı tüterken yudumlanabildi. Elle yemenin kuralları küçükken öğrenilir. Lokmalar avuçlanmamalı, yukarıdan parmak uçlarıyla tutulup ağza götürülmelidir. Sağ elin başparmağı ve onu izleyen iki parmak kullanılmalı, dördüncü ve beşinci parmak kesinlikle devreye girmemelidir. Kemikler sadece sağ elin baş ve işaret parmağı ile tutulup ağza götürülür. Bütün yemekler elle yeneceği hesaplanarak hazırlanır. Etler yumuşak pişer, küçük parçalara ayrılır ya da sıkıştırılarak lokma haline getirilir. Sol el yemeğe kesinlikle katılmaz. Eski Yunanlı ve Romalılar solak olsalar bile sofrada sol kollarının üzerine uzanırlar, zorunlu olarak sadece sağ ellerini kullanırlardı. Sol elin, sağ elle yapılması istenmeyen şeyler için ayrıldığına inanılır. İnsanoğlu şunun şurasında birkaç yüzyıldır çatal bıçak kullanıyor. Bundan önce 10 binlerce yıl, atalarımız yemeği parmaklarıyla yedi. Ama örneklemeye çalıştığım gibi, bunu adabıyla yaptı. Kimse canı istediği gibi eliyle yiyemedi ve kurallara uymayan, bugün görgüsüzce yemek yiyenlere yapıldığı gibi, ayıplandı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.