YAZARA MAİL GÖNDER Buz gibi bir tarih!

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Bazen çocukluğumu hatırlıyorum. Evimize henüz buzdolabı girmemişti. Soğuk su içebilmenin tek çaresi Kadıköy çarşısı içindeki buzcunun yolunu tutup, bütün ya da yarım kalıp buzu, erimesin diye fazla oyalanmadan eve getirmekti.
Çocukluğumda
İstanbul'un çeşitli semtlerinde hâlâ buz fabrikaları vardı. Henüz büyük lüks sayılan buzdolabından payını alamamış kesimlerin yaz günlerinde serin su ihtiyacını karşılardı.
Buzdolabı, elektriğin keşfinden sonra icat edilse de, insanoğlu binlerce yıldan beri yazın soğuk su içmenin yollarını biliyordu. İngiltere'de buz çağından kalma bazı mağaraların, o dönemin insanları tarafından buz kuyusu niyetine kullanıldığı, doğrulama deneyleri sonunda kesinleşti.
Büyük İskender, Hindistan'ın Petra kentini kuşattığında 30 kadar derin buz kuyusu kazdırıp, içlerini karla doldurtmuştu. Böylelikle askerleri serinletilmiş şarap içerek nispeten konforlu bir biçimde kentin teslim olmasını bekleyebilmişlerdi. Büyük İskender bu tekniği kendi ülkesinde öğrenmişti.
XVI. yüzyılda Osmanlı topraklarına gelen gezginler kar suyu içmenin sadece zenginlere özgü ayrıcalık olmadığını yazdılar. Belon du Mans, Bursa'dan İstanbul'a büyük bloklar halinde kar getirildiğini anlatıyor, Amasya'da Türk ordugahında yeniçerilerin her gün kar suyu içtiklerini görüp şaşıran Baron Busbec de kar suyunun yılın bütün mevsimlerinde bulunabildiğini söylüyordu.

UZUN SÜRE LÜKS OLARAK KALDI
19. yüzyılda yapay yoldan buz üretme teknolojisi bulundu. Ama buz 20. yüzyılın ortalarına kadar lüks ürün olarak kaldı. Örneğin 1869'da Amerika'da 4.5 kilo ağırlığında bir kalıp buz bir dolara satılırken, en kaliteli sığır etinin kilosuna dört sent ödeniyordu.
Günümüz dondurmacılarının işi tıkırında. Hiçbir zaman olmadığı kadar çeşit, her keseye uygun dondurma var. Profesyonel mekanlar dışında kimse parayla buz satın almıyor. Evlerimizde mis gibi içme suyundan kendi buzumuzu kendimiz yapıyor, istediğimiz gibi soğutulmuş içeceklerin tadını çıkarıyoruz.
Kendi adıma yaşadığımız çağı tarihin hiçbir dönemine değişmem. Bir düşünün hele; sizin, benim tadabildiğimiz dondurmaları hayattayken Muhteşem Süleyman rüyasında bile görebilir miydi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.